فَـكَذَّبَ وَعَصٰىۘ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Nâziât Sûresi, 21. Ayet
Daralt
X
-
Kezzebe (كَذَّبَ)
İbn Fâris, k-z-b kökünün temel semantik anlamının gerçekliğe ve doğruluğa aykırı beyanda bulunmak, hakikatin zıddı olan bir iddiada bulunmak olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "tekzib" eyleminin bir haberi veya sunulan bir delili gerçeğe aykırı sayarak reddetmek anlamına geldiğini; buradaki kullanımın Firavun’un kendisine sunulan "en büyük mucizeyi" (el-âyetü’l-kübrâ) bile bile yalanlamasını ve onun ilahi menşeli olduğunu inkar etmesini simgelediğini vurgular. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın semantik dünyasında "tekzib" kavramının sadece zihinsel bir reddediş değil, aynı zamanda ilahi otoriteye karşı geliştirilen aktif ve inatçı bir muhalefet dili olduğunu analiz eder. Angelika Neuwirth, bu fiilin peygamber kıssalarındaki tipik "red" aşamasını temsil ettiğini, Firavun'un gösterilen apaçık mucize karşısında sığındığı o "yalanlama" refleksinin onun karakterindeki kibri edebi bir dille yansıttığını belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin kökenindeki "gerçeği saptırma" vurgusunun, Firavun'un gördüğü mucize karşısında mantıksal olarak aciz kalmasına rağmen, siyasi iktidarını ve sahte ilahlık iddiasını korumak amacıyla sergilediği o kasıtlı inkar tutumunu nitelediğini ifade eder. Prof. Dr. Hidayet Aydar, "kezzebe" fiilinin yoğunluk (şedde) ile gelmesinin, yalanlamanın basit bir geçiştirme değil, son derece şiddetli ve kararlı bir reddediş olduğunu etimolojik olarak simgelediğini söyler.
Asâ (عَصَىٰ)
İbn Fâris, ayn-s-y harflerinden oluşan bu kökün temel anlamının sertlik, katılık, karşı koyma ve muhalefet olduğunu belirtir. Özellikle "asâ" (baston/asa) kelimesinin de bu kökten gelmesini, ağacın kuruyup sertleşerek eğilmez hale gelmesine dayandırır. Râgıb el-İsfahânî, "isyan" kavramının dilde "itaatten çıkmak" anlamına geldiğini, ancak etimolojik arka planında bir ağaç dalının esnekliğini kaybedip bükülemez bir hal alması gibi, insanın da ilahi emir karşısında ruhsal bir katılık sergileyerek boyun eğmemesini temsil ettiğini vurgular. Ayetteki bağlamda, Firavun’un önce zihnen yalanladığını (kezzebe), ardından eylemsel olarak bu "asâ" (isyan) eylemiyle ilahi iradeye fiilen başkaldırdığını açıklar. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin Kur'an'ın edebi örgüsü içinde bir "kırılma" ve "kopuş" noktasını nitelediğini, "tekzib" ile başlayan sürecin bu fiili başkaldırı ile zirveye ulaştığını belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin kökenindeki "sertlik" imgesinin, Firavun'un şahsında insanın yaratıcısına karşı sergilediği o en uç noktadaki dikbaşlılığı ve fıtratına aykırı olan o "bükülmez" gururu nitelediğini ifade eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, "asâ" fiilinin ontolojik bir sapma olduğunu, insanın kendi varoluşsal sınırlarını hiçe sayarak mutlak otoriteye karşı girdiği o beyhude direnci simgelediğini analiz eder. Prof. Dr. Hidayet Aydar, asâ kelimesinin etimolojik olarak bir "itaat bağından kurtulma" ve "yoldan çıkma" eylemini barındırdığını, bunun da Firavun'un tüm ilahi uyarılara rağmen kendi azgınlığında sabitlenmesini temsil ettiğini söyler.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla