Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Nâziât Sûresi, 6. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Nâziât Sûresi, 6. Ayet

    يَوْمَ تَرْجُفُ الرَّاجِفَةُۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Yevme tercufu-rrâcife(tu)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      6. "O gün şiddetle sarsan sarsar;"

      7. "Onu ikinci sarsıntı izler!"

      Allah sözü edilenlere yemin etti, dolayısıyla iki üflemenin (nefha) elbette gerçekleşeceğini teyit etti. Birinci nefha ile bütün mahlukat ölecektir, ikinci nefha ise ölülerin diriltilmesi içindir. “Râcife" nefha, yani üfleme demektir. Nefhadan soluk alıp vermekten ibaret olan hakikat anlamının kastedilmesi de mümkündür. Buna göre nefha, yani soluk alıp verme ölümün ve hayatın belirtisi olur, öldürme ve diriltmenin illeti olmaz.

      Sonra ihtilaf edilmiş ve kimileri nefhaya hakikat mânası vermiştir. Buna göre birinci nefha, yani sûra birinci üfleme ile birlikte bütün yaratıklar helâk olacaktır. İkinci nefha, yani ikinci sûra üfleme ile de dirileceklerdir. Kimi de nefhanın iki değil üç olduğunu iddia etmiştir. Buna göre birinci nefha, yani sûra ilk üfleme korkutma ve dehşete düşürmek içindir. Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: "Kıyamet sarsıntısı gerçekten büyük bir olaydır. Onu göreceğiniz gün, her emzikli kadın emzirdiği çocuğu unutacak, her gebe kadın karnındaki çocuğu düşürecektir..." İkinci nefha, yani sûra ikinci üfleme ile bütün yaratıklar helâk olacaktır: Şu ilâhî beyan buna işaret etmektedir: "(O gün) sûra üflenecek, ardından -Allah'ın diledikleri dışında göklerde ve yerde bulunanların hepsi düşüp ölecek..." Üçüncü nefha, yani üçüncü nefhada sûra üfleme ile ise herkes dirilecektir. (Aynı beyanın devamında) şöyle buyurulmaktadır: "Sonra sûra yeniden üflenecek ve onlar birden ayağa kalkmış, etrafa bakıyor olacaklar".

      Kimi de burada sözü edilen sûra üflemenin hakikat anlamında olmayıp tamamen bir temsil olduğunu söylemişlerdir. Bunlar anlatılanların üfleme temsili üzerinden anlatılmasını ölümden sonra tekrar diriltilmenin ve ölülere yeniden hayat vermenin Allah Teâlâya çok kolay olması, aynen üfleyenin üflemesinin kendisine hafif gelmesi gibi hafif olduğunu belirtmek içindir. Ya da süratli olması nedeniyle böyle bir temsile gidilmiştir. Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: "Kıyâmet bir göz kırpması kadar yahut daha da kısa olacaktır". Dediler ki "râcife" deprem ve sallanmadır. "Tetbeuher-râdife" cümlesinden maksat da onu takip eden diğer sarsıntıdır.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Tercufu (تَرْجُفُ)

        İbn Fâris, bu kelimenin kökü olan r-c-f harflerinin temel anlamının şiddetli sarsıntı, hareket ve çalkantı olduğunu belirtir. Denizin dalgalanması veya bir insanın korkudan titremesi gibi durumlar için de bu kökün kullanıldığını ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "recf" kavramının son derece güçlü ve gürültülü bir sarsıntı anlamına geldiğini, bu ayette ise kıyamet saatindeki kozmik sarsıntının bizzat gerçekleşmesini nitelediğini vurgular. Celaleddin el-Suyuti, fiilin yerin ve dağların şiddetle sarsılmaya başlamasını ifade ettiğini, bunun birinci sur ile eşzamanlı olarak meydana gelen evrensel bir kaosun başlangıcı olduğunu aktarır. Angelika Neuwirth, Mekke dönemi surelerindeki kıyamet tasvirlerinde bu tür fiillerin, düzenli kozmosun çözülüşünü ifade eden işlevsel bir dilin parçası olduğunu; sarsıntının sadece fiziksel bir deprem değil, varlıksal bir altüst oluşu simgelediğini analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin kökenindeki "şiddetli titreme" ve "karışıklık" anlamlarının, o gün yer ve gökteki tüm nesnelerin fıtri kararlılığını yitirerek büyük bir gürültüyle sarsılmasını muhatabın zihninde canlandırdığını belirtir.

        Er-Râcifetu (الرَّاجِفَةُ)

        İbn Fâris, r-c-f kökünden türeyen bu ismin, sarsan ve yerinden oynatan büyük hadise anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, bu kelimenin kıyametin ilk aşamasındaki o dehşet verici sarsıntıyı veya birinci sura üflemeyi isimlendirdiğini; sarsıntının şiddeti ve gürültüsü nedeniyle bu ismin verildiğini vurgular. Celaleddin el-Suyuti, klasik tefsir rivayetlerini aktararak, bunun Sur'a birinci kez üflenmesiyle meydana gelen ve her şeyi sarsıp öldüren ilk büyük darbe olduğunu detaylandırır. Toshihiko Izutsu, "Râcife" kelimesinin Kur'an'ın eskatolojik terminolojisinde dünyanın sonunu başlatan sismik ve kozmik bir olay olarak teknik bir terim haline geldiğini belirtir. Angelika Neuwirth, kelimenin yapısal olarak ism-i fail kalıbında olmasının, sarsıntının sürekliliğini ve o anki etkin gücünü vurguladığını; bunun erken Arap şiirindeki felaket tasvirleriyle semantik bir süreklilik arz ettiğini analiz eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu ifadenin ontolojik düzenin bozulmasını simgeleyen sismik bir imge olduğunu ve varlığın o andaki dehşet atmosferini bu kelime üzerinden somutlaştırdığını ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, klasik yorumların bunu genellikle "birinci sur" olarak sabitlediğini ancak kelimenin asıl anlamıyla kıyametin o sarsıcı başlangıç darbesini, yani yerin müthiş bir gürültüyle sarsılmasını niteleyen bir sıfat-isim olduğunu belirtir. Prof. Dr. Hidayet Aydar, bu kelimenin etimolojik kökenindeki sarsıntı vurgusunun, insan kalbinde yarattığı korku haliyle birleşerek kıyametin ilk safhasındaki o kaçınılmaz altüst oluşu temsil ettiğini söyler.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X