Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Nuh Sûresi, 22. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Nuh Sûresi, 22. Ayet

    وَمَكَرُوا مَكْراً كُبَّاراًۚ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Ve mekerû mekran kubbârâ(n)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Ve çok büyük hileler yaptılar."

      Ve çok büyük hileler yaptılar. Bu beyanın teviline dair ihtilaf edilmiştir. Bazıları bunun mânasını, “Allah’a şirk koştular” şeklinde verirken bazıları şöyle yorumlamıştır: Onlar, Nuh’un (a.s.) arkasından gidenleri aldatmak için tuzak kurdular. Ayetin mânasının, “Nuh’u (a.s.) öldürmek için büyük hileler yaptılar” anlamında olması da mümkündür. Şu açıdan ki onların reisleri, kendilerine tâbi olanlara hile yapmış ve şöyle demişlerdi: Bunlar Allah nezdinde, bizden daha makbul kişiler olsalardı Cenâb-ı Hak onların geçimini rahatlatır bizimkini daraltırdı. Bizim yaşantımızı genişlettiğine ve onlarınkini daralttığına göre ortaya çıkar ki dost olan ve yakın olan biziz, dışımızdakiler değil. Bu da onlar tarafından yapılan büyük bir hiledir, çünkü böyle bir söz onların kalplerini çelmekte ve kendilerini Allah yolundan çevirmektedir. Söz konusu kişilerin kurdukları hilenin şöyle olması da mümkündür: Onlar küçük çocuklarını yanlarına alıp Hz. Nuh’a geliyor ve çocuklara şöyle diyorlardı: “Sakın bu kişiye uymayın, zira o, sapkın ve saptırıcıdır”. Bu söz de onların küçüklerine karşı hilelerini oluşturuyordu.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Mekerû (مَكَرُوا)

        İbn Fâris, m-k-r kökünün bir şeyi gizlice yürütmek, bir amaç doğrultusunda hileye başvurmak ve bir durumu örtülü bir şekilde yönetmek anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "mekr" kavramını bir kimseyi hileli yollarla hedefinden saptırmak olarak tanımlar; bunun iyi bir amaç için (mekr-i mahmûd) veya kötü bir amaç için (mekr-i mezmûm) kullanılabileceğini, bu ayette ise kavmin ileri gelenlerinin halkı Nuh'un mesajından uzak tutmak için kurdukları sinsi ve organize tuzakları ifade ettiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, mekr kelimesini peygamber ile kurulu düzenin (mele') arasındaki siyasi ve sosyal mücadele bağlamında analiz eder; bu fiilin, elçinin etkisini kırmak amacıyla geliştirilen stratejik manevraları ve entelektüel komploları sembolize ettiğini vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin Nuh kavmindeki aristokratik azınlığın, kendi iktidarlarını korumak adına geliştirdikleri sistematik algı yönetimini ve toplumsal manipülasyonu ifade ettiğini belirtir.

        Mekran (مَكْرًا)

        İbn Fâris, bu masdar formunun hile ve tuzak kurma eyleminin bizzat kendisini ve bu eylemin yoğunluğunu vurguladığını ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin nekira (belirsiz) formda gelmesinin, bu tuzağın sıradan bir hile değil, niteliği ve mahiyeti bakımından son derece karmaşık ve büyük bir düzen olduğunu ihsas ettirdiğini açıklar. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin mef'ul-i mutlak olarak kullanılmasının, kavmin peygambere karşı yürüttüğü düşmanca faaliyetlerin sürekliliğini, ciddiyetini ve her türlü ahlaki sınırı aşan kuşatıcılığını dilsel olarak pekiştirdiğini analiz eder.

        Kubbârâ (كُبَّارًا)

        İbn Fâris, k-b-r kökünün büyüklük, yücelik ve azamet anlamına geldiğini; "kubbâr" formunun ise mübalağanın en üst derecesi (is-m-i tafdilin de ötesinde bir form) olarak, bir şeyin olağanüstü derecede büyük ve devasa olduğunu ifade ettiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "kebîr" ve "kibâr" kelimelerinin büyüklüğü ifade ettiğini, ancak "kubbâr" kelimesinin Arap dilinde nadir görülen bir vezin olduğunu ve hilenin çapının, etkisinin ve dehşetinin insan tasavvurunu zorlayacak kadar büyük olduğunu vurgulamak için seçildiğini açıklar. Theodor Nöldeke, bu spesifik yapının (fu'âlan vezni) kelimeye trajik ve görkemli bir vurgu kattığını, kurulan tuzağın "canavarca" veya "muazzam" bir boyutta olduğunu betimlediğini kaydeder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu kelimeyi toplum mühendisliği ve baskıcı rejimlerin kurduğu devasa dezenformasyon mekanizmaları bağlamında değerlendirir; "kubbâr" ifadesinin, hakkın sesini kısmak için örülen o devasa ve aşılması güç kurumsal/sosyal engelleri temsil ettiğini analiz eder. Toshihiko Izutsu, kelimeyi cahiliye insanının kendi kibrini (istikbâr) yansıtan ve Tanrı'nın iradesine meydan okuyan "devasa bir ego tasarımı" olarak yorumlar.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X