Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Nuh Sûresi, 8. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Nuh Sûresi, 8. Ayet

    ثُمَّ اِنّ۪ي دَعَوْتُهُمْ جِهَاراًۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Śumme innî de’avtuhum cihârâ(n)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      8-9. "Yine de ben onları açıkça çağırmaya devam ettim. Onlara açık da söyledim, yerine göre gizli de söyledim."

      Yine de ben onları açıkça çağırmaya devam ettim. Onlara açık da söyledim, yerine göre gizli de söyledim. Bu İlâhî beyanda, Nuh aleyhisselâmın kendi kavmini gece gündüz fırsat bulduğu her vakitte davet ettiği, bu konuda hiçbir kusur ve ihmalinin bulunmadığı ve davetine olumlu cevap verirler ümidiyle her zaman bu görevini yerine getirdiğini haber vermektedir. Onlara açık da söyledim. Onlar, Hz. Nuh’tan uzaklaşıp kalabalıklaştıkları ve çoğaldıkları zaman ilâhı mesajın hepsine ulaşması için açıkça davet etmiştir. Yerine göre gizli de söyledim. Yani kavmi kendisine yaklaştığı ve sayıları azaldığı zaman. Parmaklarını kulaklarına tıkadıkları ve elbiselerini başlarına bürüdükleri zaman Hz. Nuh onları açıktan davet etmiştir, öte yandan açık ve gizli söylemenin davetle ilgili olması, ilânın da kanıtları ilân ve delilleri ortaya koyma mânasına gelmesi de mümkündür. Ebû Bekir el-Esamm’ın kanaati bu doğrultudadır.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Deavtühüm (دَعَوْتُهُمْ)

        İbn Fâris, d-a-v kökünün bir kimseyi seslenerek kendine doğru çağırmak, yönlendirmek ve ondan bir şey talep etmek anlamlarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "davet" eyleminin bir kimseyi belirli bir amaca, inanca veya duruma teşvik etmek olduğunu; bu ayette Nuh'un kavmini açıkça ve ilan ederek tevhid inancına ve ilahi bağışlanmaya çağırmasındaki eylemsel boyutu ifade ettiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, davet kavramını Kuran'ın dini-sosyal terminolojisinde temel bir tebliğ mekanizması olarak konumlandırır; bu eylemin, şirkin karanlığında olan toplumu kurtuluşun aydınlığına çekmeye çalışan aktif, ısrarlı ve dönüştürücü bir manevi çağrı olduğunu analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin peygamberin tebliğ faaliyetinin çok yönlülüğünü ve tükenmeyen çabasını gösterdiğini, davet sürecinin yeni bir evresi olarak kitlelere yönelik doğrudan hitap aşamasına geçildiğini kaydeder.

        Cihârâ (جِهَارًا)

        İbn Fâris, c-h-r kökünün bir şeyin açığa çıkması, gizliliğin zıttı olarak görünür ve bilinir hale gelmesi, sesin yükseltilmesi ve bir durumun alenileşmesi anlamlarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "cehr" veya "cihâr" kavramının bir şeyi gözle görülür veya kulakla duyulur biçimde, hiçbir kapalılığa yer bırakmaksızın açıkça yapmak olduğunu açıklar; ayette Nuh'un tebliğ metodunu değiştirerek, mesajını toplumun tamamına yüksek sesle, meydanlarda ve herkesin şahitliğinde deklare etmesini ifade ettiğini kaydeder. Toshihiko Izutsu, bu kavramı sırrın (gizliliğin) ontolojik ve pratik zıttı olarak ele alır; peygamberin mesajı kapalı kapılar ardından çıkarıp toplumsal alana taşımasını, tebliğin kamusallaşmasını ve muhatapların inkarları için sığınacakları bir "duymadık" mazeretini ortadan kaldıran şeffaf bir iletişim aşamasını analiz eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, kelimenin peygamberin tebliğ sürecindeki taktiksel genişlemeyi yansıttığını, davetin toplumun tüm katmanlarına ulaşması için hakikatin kitlelere karşı cesurca, yüksek sesle ve aleni bir biçimde haykırıldığını belirtir.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X