Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Nuh Sûresi, 5. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Nuh Sûresi, 5. Ayet

    قَالَ رَبِّ اِنّ۪ي دَعَوْتُ قَوْم۪ي لَيْلاً وَنَهَاراًۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Kâle rabbi innî de’avtu kavmî leylen ve nehârâ(n)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Nuh, 'Rabbim!' dedi, doğrusu ben kavmimi gece gündüz hakka çağırdım"

      Nuh, “Rabbim!” dedi, “Doğrusu ben kavmimi gece gündüz hakka çağırdım. Yüce Allah, Nuh’a (a.s.) “Kavminden daha önce iman etmiş olanlardan başkası artık inanmayacak” diye haber verdikten sonra bu cümlenin onun tarafından söylenmiş olma ihtimali vardır. Dolayısıyla bu söz, kavmini İslâm’a davet etmede kusur etmediği, onları her vakit ve her durumda davet ettiğine dair mazeret beyan eden bir kimsenin sözüdür; bunun yanında mazeret beyan etmede ileri giden, kusur ve haddi aşmanın ancak kavminden geldiğini söyleyen bir kimsenin ifadesidir. Nuh aleyhisselâmın bu ifadesinin kavmine acıma, merhamet etme, yumuşak bir ortam sağlama ve rahmeti indirmeye çaba harcama tarzında söylenmiş olması da mümkündür. Bu durumda Hz. Nuh, belki yüçe Allah lütfu ile kalplerini yumuşatır da hakka boyun eğerler vc davetine uymak isterler, böylece azaptan kurtulup Rab’lerinin bağışlamasını hak ederler diye bunu yapmış olabilir. Yukarıdaki ifade şu iki şıktan biri doğrultusunda yorumlanır. Eğer kavminden daha önce iman edenlerden başka artık kimsenin iman etmeyeceğinin haber verilmesinden önce söylenmişse, yumuşaklık ve rahmetin inmesi için söylenmiş olur. Eğer haberden sonra söylenmişse, kavmini davet kalpleri Allah’ın lütfu ile belki yumuşar da hakka boyun eğerler diye değil, ileri derecede mazeret beyan etmek için söylenmiş olur. Zira Nuh (a.s.) kavminin iman etmesini umarken yüce Allah’ın onların iman etmeyeceklerini haber vermesi mümkün değildir. “Doğrusu ben kavmimi gece gündüz hakka çağırdım”. Yani gece ve gündüz, çağırma fırsatı bulduğum her vakit ve her saat onları hakka çağırdım.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Kâle (قَالَ)

        İbn Fâris, k-v-l kökünün temel anlamının bir düşünceyi dille ifade etmek, söylemek ve telaffuz etmek olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kavl kelimesinin sıradan bir söz söylemenin ötesinde bir inancı, görüşü veya durumu beyan etmek anlamına geldiğini; bu ayette Nuh'un eyleminin sadece konuşmak değil, Rabbi karşısında durumunu arz ettiği, çaresizliğini ve çabasını dile getirdiği samimi bir rapor sunma eylemi olduğunu ifade eder. Toshihiko Izutsu, bu fiili Kuran'daki iletişim modelleri bağlamında inceler ve Nuh'un insanlarla olan yatay iletişiminden (tebliğ), doğrudan Tanrı'ya yöneldiği dikey ve samimi bir yakarış (münacat) boyutuna geçişini başlatan kilit bir ifade olarak analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin burada peygamberin tebliğ sürecindeki tıkanmışlığı ve kendi sorumluluğunu yerine getirdiğine dair ilahi huzurdaki özrünü ve savunmasını bildiren bir arz durumu olduğunu vurgular.

        Rabb (رَبِّ)

        İbn Fâris, r-b-b kökünün bir şeye malik olmak, onu ıslah etmek, koruyup gözetmek ve kemale erene kadar kademe kademe yetiştirmek anlamlarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, bu kelimenin mutlak anlamda kullanıldığında sadece her şeyin yaratıcısı ve terbiye edicisi olan Allah'a işaret ettiğini; Nuh'un "Rabbim" (Rabbi) şeklindeki iyelik ekiyle yaptığı nidanın, yalanlanmış bir elçinin yegane sığınağına olan derin aidiyetini ve teslimiyetini yansıttığını kaydeder. Arthur Jeffery, kelimenin Aramice ve Süryanice gibi diğer Sami dillerinde de efendi, öğretmen, büyük kimse anlamlarında kullanıldığını, İslam öncesi Arabistan'da bilinen bu kelimenin Kuran tarafından tevhid ekseninde yeniden tanımlanarak evrensel bir "yaratıcı ve yetiştirici" konseptine dönüştürüldüğünü öne sürer. Toshihiko Izutsu, Rabb kavramını kul (abd) kavramı ile zıtlık ve tamamlayıcılık ilişkisi içinde ele alır; bu hitabın Tanrı'nın kahredici gücünden ziyade, şefkatli, koruyucu ve elçisini destekleyici yönüne (rububiyet) yapılmış varoluşsal bir sığınma çağrısı olduğunu analiz eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu nidanın peygamberin toplumsal dışlanmışlık karşısında hissettiği ontolojik yalnızlığı aşmak için başvurduğu mutlak dayanak noktasını ifade ettiğini belirtir.

        Deavtü (دَعَوْتُ)

        İbn Fâris, d-a-v kökünün bir kimseyi kendine doğru çağırmak, seslenmek, davet etmek ve bir şeyi talep etmek anlamlarına geldiğini açıklar. Râgıb el-İsfahânî, "davet" eyleminin birini belirli bir inanca, eyleme veya yola teşvik etmek olduğunu; bu ayetteki kullanımının Nuh'un kavmini şirkten tevhide çağırmasındaki aktif, sürekli ve ısrarlı peygamberlik mücadelesini ifade ettiğini belirtir. Toshihiko Izutsu, davet kavramını Kuran'ın dini-sosyal terminolojisinde merkezi bir eylem olarak konumlandırır; bu fiilin, karanlıkta (cahiliyede) olanları aydınlığa (imana) çekmek için yapılan hem dilsel hem de manevi çekim gücü olduğunu, peygamberin bu uğurda tüm enerjisini harcamasını sembolize ettiğini vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin sadece sözlü bir çağrıyı değil, aynı zamanda pratik bir rehberlik ve toplumsal bir dönüşüm çabasını içerdiğini, Nuh'un bu fiille uzun yıllara yayılan risalet görevinin özetini ilahi makama sunduğunu kaydeder.

        Kavm (قَوْمِي)

        İbn Fâris, k-v-m kökünün ayağa kalkmak, dikilmek veya ortak bir dava etrafında bir arada duran bir topluluk oluşturmak anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin bu bağlamda Nuh'un hitap ettiği toplumun tamamını kapsadığını; tüm inkar ve düşmanlıklara rağmen "kavmim" (kavmî) diyerek aidiyet bildirmesinin, peygamberin muhataplarına duyduğu merhametin, kurtuluşları için beslediği tükenmez ümidin ve onlara karşı taşıdığı manevi sorumluluğun bir yansıması olduğunu açıklar. Toshihiko Izutsu, kelimenin burada etnik veya kabilevi bir bağdan ziyade, davetin yöneltildiği ve kaderleri elçinin mesajına verecekleri tepkiye bağlı olan teolojik bir zümreyi tanımladığını; peygamberin onlarla olan organik bağını son ana kadar bir şefkat vesilesi olarak koruduğunu analiz eder.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X