فَكَيْفَ اِذَٓا اَصَابَتْهُمْ مُص۪يبَةٌ بِمَا قَدَّمَتْ اَيْد۪يهِمْ ثُمَّ جَٓاؤُ۫كَ يَحْلِفُونَ بِاللّٰهِ اِنْ اَرَدْنَٓا اِلَّٓا اِحْسَاناً وَتَوْف۪يقاً
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Nisâ Sûresi, 62. Ayet
Daralt
X
-
Öyleyse nasıl olur da önceden yapıp ettikleri yüzünden başlarına bir felaket gelince hemen "Biz yalnızca iyilik etmek ve arayı bulmak istedik" diye yemin ederek sana gelirler!
Bu ayet-i kerimenin, yukarıda (61. ayette) zikredilen hususların tamamlayıcısı mahiyetinde olması muhtemeldir. Şöyle ki Ömer, o münafık kişiyi öldürdüğü zaman, münafıklar Peygamber'e gelmek ve yemin etmek suretiyle şöyle demişlerdir: Bu adam iyilik etmekten, yani senden sıkıntıyı gidermek amacıyla yükünü hafifletmek ve kolaylaştırmaktan, hayır ve doğru olanı bulmaktan başka bir şey istemediler" demişlerdi. Başka bir yoruma göre ayet, münafıkların, Dırar Mescidi'ni inşa etmeleriyle ilgili olarak nazil olmuştur. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmuştur: "Bunlar 'Bizim iyilikten başka hiçbir kasdımız yok' diye de mutlaka yemin ederler"; yine tefsirini yapmakta olduğumuz ayet-i kerimenin, başlarına gelen her türlü musibet ve felaket hakkında nazil olmuş bulunması da ihtimal dahilindedir, çünkü onlar bu durumlarda Resulullah'a gelerek ondan özür diliyorlardı. Nitekim Cenab-ı Hak, bu konuda şöyle buyurmuştur: "Onlara döndüğünüzde, size mazeret beyan edeceklerdir. De ki: 'Mazeret beyan etmeyin. Size kesinlikle inanmayız. Çünkü Allah bize, sizin durumunuzu bildirdi". Şu sebeple ki münafıklar ganimet vb. menfaatler umdukları yere yöneliyorlardı. Eğer müminlerin sıkıntıya ve yenilgiye maruz kalacaklarını görürlerse onlara yöneliyor, tamahlarından dolayı onlarla beraber olduklarını söylüyor, uyum gösteriyor ve "Biz kesinlikle sizinle birlikteyiz" diyorlardı. Şayet kafirlerin sıkıntı ve yenilgi ile karşılaştıklarını görürlerse onlara uyum gösteriyorlardı; şu ayet-i kerimede beyan edildiği üzere: "Onlar sizi gözetleyip duran kimselerdir. Eğer Allah tarafından size bir fetih nasip olursa 'Biz sizinle beraber değil miydik?' derler. Şayet kafirlerin (zaferden) bir payı olursa, 'Size üstünlük sağlayıp sizi müminlerden korumadık mı?' derler". Bu onların her zamanki adetiydi.
Biz yalnızca iyilik etmek ve arayı bulmak istedik. Bu ilahi beyan çeşitli şekillerde yorumlanmıştır. Denildi ki "biz yalnızca senin için hafifletmek ve kolaylaştırmak istedik" demektir. Denildi ki münafıklar: "Biz onun hakemliğine başvurduk, eğer başarılı olsaydı ne ala, yoksa sana müracaat edecektik", dediler. Burada kafiri hakem tayin etmenin ve onun önünde muhakeme olmanın batıl olduğuna işaret vardır. Bu, bizim fakıhlerimiz için kesin bir delildir. Nihai gerçeği bilen Allah'tır.
"Biz iyilik etmek ve arayı bulmaktan başka bir şey istememiştik': Denildi ki senin için bir hafifletme ve kolaylaştırma olsun diye. Şayet o, başarılı olursa ne ala, olmazsa iyilik etmek ve arayı bulmak için sana müracaat ederiz; umulur ki, Peygamber ve ashabı önünde muhakeme olmak münafıkları İslamiyete dönmeye sevk eder. Yine denildi ki "İyilik etmek" bize iyilik eder ve mallarının artanıyle bize lütufta bulunurlar. Yine denildi ki "tevfik" (توفيق) mallarının artan kısmıyla. Bir de "tevfiken (توفيقاً) doğruyu," demektir.
Yorumu Yorumla
-
keyfe (كَيْفَ)
İbn Fâris, k-y-f kökünün "bir şeyin durumu, hali ve niteliği" anlamlarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, bu edatın ayette bir bilgi istemek için değil, münafıkların içine düştüğü feci durumu, çaresizliği ve yaptıklarının sarsıcı sonucunu vurgulamak için "hayret ve dehşet" (tehvil) amacıyla kullanıldığını açıklar. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, buradaki "nasıl" sorusunun, kendi elleriyle ördükleri felaketle yüzleştiklerinde yaşadıkları o büyük ontolojik sarsıntıyı ve pişmanlığı betimlediğini analiz eder.
izâ (إِذَا)
Zaman ve şart bildiren "ne zaman ki, -dığı vakit" anlamlarına gelen edattır. Gelecekte gerçekleşmesi kesin olan durumlar için kullanılır.
esâbethum (أَصَابَتْهُمُ)
İbn Fâris, s-v-b kökünün "yukarıdan aşağıya inmek, isabet etmek, hedefi vurmak ve yağmurun yağması" anlamlarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin hem iyi hem de kötü durumlar için kullanılabileceğini, ancak ayette "musibet" bağlamında, kaçınılmaz bir okun hedefi vurması gibi, işledikleri suçların sonucunun tam üzerlerine inmesini ifade ettiğini açıklar.
musîbetun (مُّصِيبَةٌ)
İbn Fâris, s-v-b kökünden türeyen bu kelimenin "insanın başına gelen hoşa gitmeyen, sarsıcı ve zarar verici olay" anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, özellikle insanın kendi hataları ve tercihleri sonucunda karşılaştığı felaketleri nitelediğini aktarır. Toshihiko Izutsu, musibet kavramının buradaki kullanımını analiz eder; bunun rastgele bir şanssızlık değil, münafıkların Allah'ın hükmünden kaçıp tağuta gitmelerinin doğal ve yıkıcı bir "sebep-sonuç" meyvesi olduğunu vurgular.
bimâ (بِمَا)
"Şey sebebiyle" anlamında sebep bildiren harf-i cer ve ilgi zamiridir.
kaddemet (قَدَّمَتْ)
İbn Fâris, k-d-m kökünün "öne geçmek, bir şeyi önden göndermek ve öncelik" anlamlarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, insanın gelecekteki akıbetini belirlemek üzere dünyada gerçekleştirdiği eylemleri (amelleri) "önceden göndermesi" şeklinde tanımlar.
eydîhum (أَيْدِيهِمْ)
İbn Fâris, y-d-y kökünün "el, güç, nimet ve sahiplik" manalarına geldiğini açıklar. Râgıb el-İsfahânî, ellerin eylemin sembolü olduğunu, "ellerinin önceden gönderdiği" ifadesinin, başlarına gelen felaketin bizzat kendi iradeleri ve somut eylemleriyle inşa edildiğini niteleyen edebi bir kullanım olduğunu belirtir.
summe (ثُمَّ)
Sıralama ve gecikme bildiren, "sonra" anlamına gelen bağlaçtır. Eylemin üzerinden bir süre geçtikten sonra gelen pişmanlık evresini işaret eder.
câûke (جَاؤُوكَ)
İbn Fâris, c-y-e kökünün "gelmek ve varmak" anlamına geldiğini kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, musibetle yüzleşen münafıkların, sığınacak başka yer bulamayıp çaresizlik içinde tekrar Hz. Muhammed'e (sana) yönelmelerini ifade ettiğini belirtir.
yahlifûne (يَحْلِفُونَ)
İbn Fâris, h-l-f kökünün "yemin etmek, bir şeyi pekiştirmek ve sözleşmek" anlamlarına geldiğini açıklar. Râgıb el-İsfahânî, özellikle bir iddiayı doğrulatmak veya bir yalanı örtmek için Allah adına yapılan yeminleri nitelediğini belirtir. Prof. Dr. Hidayet Aydar, münafıkların sıkışınca hemen "yemin" mekanizmasına başvurmalarını analiz eder; yeminin onlar için bir iman belirtisi değil, içine düştükleri hıyaneti gizlemek için kullandıkları "ucuz bir kalkan ve manipülasyon aracı" olduğunu detaylandırır.
billâhi (بِاللَّهِ)
Allah adına yapılan yeminin kutsal bağlamını ifade eder.
in (إِنْ)
Olumsuzluk bildiren "değil, sadece" manasındaki edattır.
erednâ (أَرَدْنَا)
İbn Fâris, r-v-d kökünün "istemek, arzu etmek ve niyet etmek" anlamlarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, münafıkların "Biz başka bir şey istemedik" şeklindeki savunmalarındaki niyet beyanını ifade eder.
illâ (إِلَّا)
İstisna edatıdır.
ihsânen (إِحْسَانًا)
İbn Fâris, h-s-n kökünün "güzellik, iyilik ve bir işi en mükemmel şekilde yapmak" anlamlarına geldiğini açıklar. Râgıb el-İsfahânî, münafıkların tağuta gitme eylemlerini "Biz sadece iyilik yapmak istemiştik" diyerek meşrulaştırmaya çalışmalarındaki sahte kavramı nitelediğini belirtir.
tevfîkâ (وَتَوْفِيقًا)
İbn Fâris, v-f-k kökünün "uyum sağlamak, iki şeyi birbirine denk getirmek ve başarı" anlamlarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, uyuşmazlık halindeki iki tarafın arasını bulmak ve uzlaştırmak manasına geldiğini açıklar. Gabriel Said Reynolds, münafıkların bu "uzlaştırma/tevfîk" iddiasını analiz eder; onların Hz. Muhammed'in mahkemesinden kaçıp başkalarına gitmelerini güya "taraflar arasında orta bir yol bulmak, arayı bulmak" gibi masum ve diplomatik bir kılıfa sokmaya çalıştıklarını, ancak bunun asıl ilahi otoriteyi devre dışı bırakma girişimi olduğunu vurgular. Prof. Dr. Sadık Kılıç, ayetin sonundaki bu "ihsan ve tevfîk" iddiasının, suçluluk psikolojisinin en tipik savunma mekanizması (rasyonelleştirme) olduğunu, ağır bir hıyaneti "iyilik ve uzlaşma" gibi yüce kavramlarla örtme çabasını deşifre ettiğini detaylandırır.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla