اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ينَ يُزَكُّونَ اَنْفُسَهُمْۜ بَلِ اللّٰهُ يُزَكّ۪ي مَنْ يَشَٓاءُ وَلَا يُظْلَمُونَ فَت۪يلاً
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Nisâ Sûresi, 49. Ayet
Daralt
X
-
Kendilerini temize çıkaranlara ne dersin? Hayır, Allah dilediğini temize çıkarır ve kimseye kıl payı kadar haksızlık edilmez.
Kendilerini temize çıkaranlara ne dersin? Bir görüşe göre, onlar yahudilerdir, erkek çocuklarını huzura getirip: "Ey Muhammed! Bizim bu çocuklarımızın günahı var mı?" diye sormuşlar. Resulullah da: "Hayır" cevabını verdi. Bunun üzerine "Senin yemin ettiğin varlığa yemin ederim ki biz de onlar gibiyiz, gündüz işlediğimiz günah gece bizden örtülür, gece işlediğimiz günah da gündüz örtülür". İşte bu, onların kendilerini temize çıkarmalarıdır. Diğer bir görüşe göre ise onların kendilerini temize çıkarmaları, şu beyanda Cenab-ı Hakkın buyurduğu gibi: "Biz Allah'ın oğulları ve sevdiği kimseleriz", günahımız yoktur, sözleridir. Yine onların kendilerini temize çıkarmaları şu ilahi beyana dayanmış olabilir: "Ey İsrailoğulları! Sizin üzerinizdeki nimetimi ve sizi bütün alemlere üstün kılmamı hatırlayın". Peygamberlerin çoğu İsrail oğullarından gönderilmiştir, bu sebeple onlar kendilerini temize çıkarıyorlardı. Yüce Allah, İsrailoğullarının, diğer ümmetler üzerine üstün kılınmış olduklarını haber vermiştir. Fakat diğerleri, kendilerinden üstün kılınınca, onlar değil başkaları üstün olmuştur. Bu da Allah Teala'nın şu sözünün gereğidir: Belki Allah dilediğini temize çıkarır. Allah dilediğini üstün kılar, dilediğini günahlardan uzak tutar.
Belirtmek gerekir ki, kişinin kendisini temize çıkarması, yerilen bir davranıştır. Çünkü tezkiye bütün ayıplardan ve günahlardan kendini temize çıkarmaktadır. Oysa ki hiç bir kimse kusurlardan ve günahlardan kurtulamaz, hiçbir yaratık buna hak kazanamaz. "Kendinizi temize çıkarmayın" beyanının anlamı budur, zira kendini temize çıkarmak büyüklük taslamaktır. Bu ise kişinin kendini tanımamasından kaynaklanır, çünkü başkasını kendi şeklinde ve kendisi gibi görmez, dolayısıyla ona karşı kendini büyük görür. Şayet başkasının da kendine benzer ve kendisi gibi olduğunu bilse hiçbir kimseye karşı kibirlenmez, kendini de temize çıkarmaz.
İmanda İstisna
Bir kimsenin "Ben müminim" demesi kendini temize çıkarmak anlamına gelmez; bu, onu lütfedilen bir şeyi haber vermekten ibarettir. Tezkiye ise sözkonusu nimetin kendisinden kaynaklandığını zannetmektir. Kendilerini temize çıkaranlara ne dersin? Aslında kişinin imanını açıklaması kendini temize çıkarmak demek değildir. Çünkü inanma konusunda sana katılmayan kişiye mümin olduğunu söylemek durumundasın. Evet sen, benimsediğin din e başkasını davet etmek için mümin olduğunu açıklamaya mecbursun. Karşındaki kişi hiç olmazsa sana yaklaşmayı arzu eder. Kendini temize çıkarma, gerçekte mutlaka kendini öne çıkarmanı gerektirir. Fakat bizim konuştuğumuz şeyde böyle bir durum yoktur. Ayrıca imandan bahsetmek, ibadetten yahut ona dayanan bir üstünlükten dolayı olmayıp sadece sözlükte bir hususun tasdik edildiğini bildirmekten ibaret bir haberdir. Bir durumu doğrulama üstün rütbeler gerektiren bir şey olmayıp herkese gereken bir husustur. Herkes bazı şeylere inanır ve onları doğrular, bunu söylemekte iftihar edilecek bir şey de yoktur. Bunun gibi, hiç bir kimse yoktur ki bazı şeyleri yalanlamış olmasın. Mutlak anlamda yalanlamada kötülenme bulunmadığı gibi mutlak anlamda tasdik etmekte de övülme yoktur, çünkü bu, herkeste olup biten bir şeydir. Fakat asıl yerilme aslı olmayan bir şeyle yalanlamandır, bu defa yalan söylemen sebebiyle yerilirsin. Hem bu durum yalanın derecelerine göre farklılık gösterir. Eğer tasdik etmekte övgü varsa o aynı zamanda tasdik edene aittir. Hiç bir kimse yoktur ki bütünüyle doğruluktan çıksın da tezkiye ve övgü yönünden kendini doğrulukla niteleyerek doğru kimse olsun. Bütün güç ve kudret Allah'a aittir. Şunu da belirtmek gerekir ki imanın sınırı vardır, her ibadet de sınırlıdır. Binaenaleyh ibadetleri yerine getirenin bunu haber vermek suretiyle kendini övmesi sözkonusu değildir, özellikle farz olan ibadetlerde. Mesela; "Öğle namazını kıldım, yahut malımın zekatını ödedim veya hac yaptım ve benzeri sözler söylemesi gibi. İtaatkar, takva sahibi, Allah'ın sevdiği kul olduğunu yahut benzeri sınırsız hayırlı işler yaptığını söylemekle kendini emsalinden yukarı çıkarıyor ve bununla iftihar ediyor olur. Böylesi şayet söylediklerinde doğru ise pek ala iddia ettiklerinin gereği noktasında gaflete düşmüş olabilir. Eğer yalan söylemişse haksızlık etmiş ve yalan konuşması sebebiyle Allah katında sevilmemiş olur. Başarıya ulaştıran sadece Allah'tır.
Kıl payı kadar haksızlık edilmezler. İbn Abbas'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Fetil" (فتيل): İki parmak arasında büktüğün ip ve kiri çıkan şeydir. "Nekır" (نقير) ise çekirdeğin ortasındaki ince şeydir (zar). Bir görüşe göre nekir ve nevat çekirdeğin zarıdır. Bir görüşe göre nakir, çekirdeğin ortasında olan şeydir. Şüphe yok ki bu ifade temsili bir sözdür. Hafsa'nın mushafında, "Elem tere ilellezine kalu inna nuzekki enfusena belillahu yuzekki men yeşau" (أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ قَالُوا إِنَّا نُزَكِّي أَنفُسَنَا ۚ بَلِ اللَّهُ يُزَكِّي مَن يَشَاءُ) şeklindedir. "Biz kendi kendimizi temize çıkarıyoruz diyenlere baksana, aksine Allah dilediğini temize çıkarır".
Yorumu Yorumla
-
e lem tera (أَلَمْ تَرَ)
İbn Fâris, r-e-y kökünün "gözle görmek, bakmak, kalp ve zihin ile idrak etmek" anlamlarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, fiilin sadece fiziksel bir bakışı değil, derin bir basiretle kavramayı ve şaşkınlıkla incelemeyi ifade ettiğini aktarır. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, ayetin başındaki "Görmedin mi / Bakmaz mısın" şeklindeki retorik soru formunun, muhatabı (Hz. Muhammed ve müminleri) Ehl-i Kitab'ın kendi kendilerini teolojik olarak aklamalarındaki o absürt ve kibirli psikolojiye ibretle bakmaya davet eden sarsıcı bir edebi uyarı işlevi gördüğünü analiz eder.
yuzekkûne (يُزَكُّونَ)
İbn Fâris, z-k-y kökünün "artmak, çoğalmak, temizlenmek ve gelişmek" manalarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin insanın kendi eylemlerini veya şahsını kusurlardan arınmış sayarak "kendini övmesi, temize çıkarması ve kusursuzlaştırması" anlamına geldiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın ahlak felsefesinde bu kavramın (kendi kendini tezkiye etmenin) narsisistik ve kurgusal bir ahlak formu olduğunu analiz eder; insanın kendi fıtri zayıflığını unutup kendini "seçilmiş/temiz" ilan etmesinin, ilahi otoriteyi hiçe sayan sinsi bir şirk ve kibir (müstağnilik) psikolojisi olduğunu detaylandırır. Prof. Dr. Hidayet Aydar, bu eylemin sosyo-teolojik boyutunu inceler; Yahudilerin "Biz Allah'ın oğulları ve sevgilileriyiz" şeklindeki asılsız etnik üstünlük iddialarının (kendilerini aklamalarının) bu fiille deşifre edildiğini ve bu kurumsal kibrin kategorik olarak reddedildiğini vurgular.
enfusehum (أَنْفُسَهُمْ)
İbn Fâris, n-f-s kökünün "can, nefes, kan ve insanın özü" anlamlarına geldiğini açıklar. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin insanın bizzat kendi şahsını, benliğini nitelediğini belirtir. Bu kelimenin kullanımı, temize çıkarma (tezkiye) işleminin dışarıdan gelen bir lütuf değil, tamamen kişinin kendi hevasından/benliğinden ürettiği öznel ve sahte bir iddia olduğunu tesciller.
beli (بَلِ)
İbn Fâris, bu edatın "önceki söylenen sözü veya iddiayı iptal edip, ondan tamamen yüz çevirerek yeni, kesin ve mutlak doğru olan hükme geçişi" sağladığını kaydeder. Ehl-i Kitab'ın kendilerini temize çıkarma iddialarının (yuzekkûne) içinin boşaltılarak, yetkinin asıl sahibine devredilmesini sağlayan keskin bir dilbilimsel bariyerdir.
yuzekkî (يُزَكِّي)
İbn Fâris, z-k-y kökünün "arındırmak ve temize çıkarmak" anlamını tekrar ederek, bu kez eylemin gerçek failinin Allah olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, sahte beşeri tezkiyenin aksine, ilahi tezkiyenin (Allah'ın arındırmasının) insanı günahlardan gerçekten temizleyen, onu ahlaken yücelten ve ona ahirette mutlak değer kazandıran yegane meşru ve ontolojik arındırma olduğunu açıklar. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), "Onlar kendilerini temize çıkarıyorlar; hayır, Allah dilediğini temize çıkarır" şeklindeki muazzam zıtlık diyalektiğini analiz eder; insanın kendi kendini aklamasının hukuki veya teolojik hiçbir geçerliliği (nesnelliği) bulunmadığını, aklanma ve seçilme yetkisinin beşeri tekellerden (Ehl-i Kitab'ın teolojisinden) alınarak mutlak şeffaf ve adil olan ilahi makama iade edildiğini detaylandırır.
men (مَنْ) ve yeşâu (يَشَاءُ)
İbn Fâris, ş-y-e kökünün "istemek, dilemek ve arzu etmek" anlamlarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "kim" (men) zamiriyle birleşen bu ilahi iradenin, herhangi bir etnik gruba (Yahudilere/Araplara) veya statüye göre değil, kalbindeki samimiyet ve eylemlerindeki ihlas sebebiyle arınmayı "hak eden" kişilere yönelik rasyonel ve adil bir ilahi tercih (dileme) olduğunu aktarır.
yuzlemûne (يُظْلَمُونَ)
İbn Fâris, z-l-m kökünün "bir şeyi asıl bulunması gereken yerden başka bir yere koymak, eksiltmek ve hakkı gasp etmek" manalarına geldiğini kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, adaletin tam zıddı olarak birine haksızlık yapılmasını tanımlar. Edilgen formdaki bu fiil (haksızlığa uğratılmazlar), Allah'ın arındırdığı (veya cezalandırdığı) kimselerin hesaplarında zerre kadar bir eksiltme yapılmayacağını ifade eder.
fetîlâ (فَتِيلًا)
İbn Fâris, f-t-l kökünün "iki parmak arasında bir ipi veya ince bir nesneyi yuvarlayarak bükmek, kıvırmak" anlamına geldiğini açıklar. Râgıb el-İsfahânî, bu kelimenin Arap dilinde hurma çekirdeğinin ortasındaki yarığın içinde bulunan "kıl gibi incecik, ağırlığı bile olmayan iplikçik" manasına geldiğini, bir şeyin değersizliğini ve küçüklüğünü anlatmak için kullanıldığını belirtir. Arthur Jeffery, kelimenin yerel Hicaz tarım/hurma kültürü lügatine ait, son derece canlı ve halkın gündelik hayatından alınmış deyimsel bir metafor olduğunu aktarır. Prof. Dr. Sadık Kılıç, ayetin kapanışındaki bu "kıl kadar / hurma çekirdeğinin ipliği kadar" (fetîlâ) metaforunun teolojik ağırlığını analiz eder; insanın mahşer günü ne eksik tartılmaktan ne de kendi günahı olmayan bir şeyle suçlanmaktan korkmasına gerek olmadığını, çünkü ilahi adaletin hassasiyetinin mikroskobik düzeyde (fetil) işleyeceğini belirterek, muhataplara sarsılmaz bir hukuki güvence sunduğunu detaylandırır.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla