يُر۪يدُ اللّٰهُ اَنْ يُخَفِّفَ عَنْكُمْۚ وَخُلِقَ الْاِنْسَانُ ضَع۪يفاً
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Nisâ Sûresi, 28. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: ilahi kolaylık, nisa suresi, nisa suresi 28. ayet, insanın zayıflığı, nisa 28, allah, insan
-
Allah yükünüzü hafifletmek ister; çünkü insan zayıf yaratılmıştır.
Allah yükünüzü hafifletmek ister. Bu ilahi beyanın şu manaya gelme ihtimali vardır: Cenab-ı Hak, yükümüzü hafifletmiş ve geçmiş ümmetlere yüklediği ağır işler, sıkıntılar, zorluklar ve güçlükleri bize yüklememiştir. Mesela oların tövbelerinin kabul edilmesini birbirlerini (veya kendi nefislerini) öldürmesi şeklinde belirlenmiştir. O, bizim tövbemizi kalben pişman olmak, yaptığımız günahlardan tövbe etmekten ibaret kılmıştır. Şöyle de denilebilir: Bize yönelik muamelelerini hafif tutmuştur; öyle ki kökümüzü kazımamış, kendisine muhalefette bulunmak ve O'na taati terk etmek yüzünden bizi yok etmemiştir. Oysa ki geçmiş ümmetlerin kökünü kazıyarak helak etmiştir. Yine Allah Teala işimizi hafifletmesi meyanında hac, cihat ve benzeri türden olmak üzere ibadet ve itaatlerin yerine getirilmesini hafifletmiştir. Öyle ki, insan için bu itaatleri yerine getirmeyi, ibadet ve itaatlerin en hafifi ile en kolayını yerine getirmekten daha kolay ve hafif yaptı. İşte bu, O'nun katından bir lütuf ve rahmet olarak Allah'ın yükümüzü hafifletmesi ve kolaylaştırmasıdır. En doğrusunu Allah bilir.
Çünkü insan zayıf yaratılmıştır. Cenab-ı Hakkın, bu beyanıyla kafiri kastetme ihtimali vardır. Nitekim O, şöyle buyurmuştur: "Gerçekten insan pek tahammülsüz bir tabiatta yaratılmıştır, başına bir fenalık geldi mi sızlanır durur". Şöyle, denilmiştir: Kur'an'da insanın zikredildiği her yerde kafir kastedilmiştir: Zafından ötürü kafirin kalbi daralır, nimetlerin içinde uzun süre terk edilmesi sebebiyle nefsine usanç gelir. Allah Teala'nın, bu beyanında, hem kafiri, hem de müslümanı kastetme ihtimali vardır. İnsanı başlangıç döneminde zayıf olarak nitelemiştir. Nitekim O, şöyle buyurmuştur: "Allah sizi zayıf olarak yarattı". İnsanı zafla nitelemek, zatındaki zayıflık dolayısıyla olana ihtimali vardır. Allah'ın kendisine yüklediği itaat ve ibadetlerden usanır. O, melekler gibi değildir, nitekim Allah Teala melekleri zayıflık göstermeyen, yorulmayan ve bıkmadan gece gündüz Allah'ı tenzih eden varlıklar olarak nitelemiştir. Fakat Adem'in oğulları böyle değildir.
Yorumu Yorumla
-
yurîdu (يُرِيدُ)
İbn Fâris, r-v-d kökünün "istemek, arzu etmek, bir şeye meyletmek ve gidip gelmek" anlamlarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimeyi "nefsin bir hedefe yönelmesi ve aklın onayıyla o eylemi gerçekleştirmeye karar vermesi" olarak analiz eder. Allah'a nispet edildiğinde bu eylemin sıradan bir temenniyi değil, mutlak ve durdurulamaz bir ilahi iradeyi temsil ettiğini aktarır. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, ayet bağlamında bu fiilin ilahi yasamanın (teşri) temel felsefesini ortaya koyduğunu analiz eder; Allah'ın evlilik ve mahremiyet yasalarını koyarken insanları çıkmaza sürüklemeyi değil, aksine onların fıtri zorluklarını merhametle çözmeyi "irade ettiğini" detaylandırır.
yuhaffife (يُخَفِّفَ)
İbn Fâris, h-f-f kökünün "ağırlığın ve sıkletin tam zıddı olarak hafiflik, çeviklik, bir yükü azaltmak" anlamlarına geldiğini açıklar. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin fiziksel bir yükün bedenden alınmasını ifade ettiği gibi, soyut bağlamda hukuki ve ahlaki sorumlulukların (teklif) daraltılarak insanın rahatlatılması manasına geldiğini belirtir. Prof. Dr. Hidayet Aydar, bu eylemin İslam hukuk felsefesindeki yansımasını analiz eder; hür kadınlarla evlenmeye gücü yetmeyenlerin cariyelerle evlenmesine izin verilmesi gibi ruhsatların, insan tabiatını zorlamamak adına ilahi yasanın bizzat kendi esnekliğini (tahfif/hafifletme) ürettiğini vurgular.
ankum (عَنْكُمْ)
İbn Fâris, a-n kök edatının "bir şeyden ayrılmak, uzaklaşmak ve geçip gitmek" işlevi gördüğünü, hitap zamiriyle birleştiğinde yükün veya sorumluluğun muhatabın üzerinden alınıp uzaklaştırılmasını bildirdiğini kaydeder.
hulika (خُلِقَ)
İbn Fâris, h-l-k kökünün "bir şeyi ölçüp biçmek, takdir etmek ve yoktan var etmek" anlamlarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, yaratma eyleminin örneksiz ve benzersiz bir inşa süreci olduğunu aktarır. Toshihiko Izutsu, ayette bu fiilin meçhul (edilgen) formda kullanılmasının ontolojik bir mesaj taşıdığını analiz eder; insanın kendi varoluşunun faili (yaratıcısı) olmadığını, mutlak bir irade tarafından şekillendirildiğini (yaratıldığını) belirterek, bu bağımlılığın insani zayıflığın felsefi temelini oluşturduğunu detaylandırır.
el-insânu (الْإِنْسَانُ)
İbn Fâris, u-n-s kökünün "ünsiyet kurmak, sosyalleşmek ve alışmak" anlamlarını veya n-s-y kökünden gelen "unutkanlık" vasfını barındırdığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, insanın tabiatı gereği başkalarına muhtaç, duygusal dalgalanmalara açık ve fıtratını unutmaya meyilli bir varlık olduğunu ifade eder. Arthur Jeffery, kelimenin etimolojik olarak Süryanice ve Aramicedeki "naşa" (insanlık/ölümlüler) kelimesiyle akraba olduğunu, ilahi kudret karşısında ölümlü ve zayıf tabiatı temsil ettiğini aktarır. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin Kur'an lügatindeki evrensel kapsayıcılığını analiz eder; burada cinsiyet, statü veya ırk fark etmeksizin tüm insan türünün ortak varoluşsal kırılganlığına işaret edildiğini vurgular.
daîfâ (ضَعِيفًا)
İbn Fâris, d-a-f kökünün "gücün, kuvvetin ve sağlamlığın zıddı olarak bedensel, zihinsel veya iradesel zayıflık, acizlik" anlamına geldiğini açıklar. Râgıb el-İsfahânî, insanın kendi içgüdüleri, bedensel arzuları ve çevresel faktörler karşısında çabuk bükülen, direncini yitiren kırılgan fıtratını tanımlar. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu kelimenin ayet bağlamındaki psikolojik ve sosyolojik gerçekçiliğini analiz eder; buradaki zayıflığın genel bir acizlikten ziyade, spesifik olarak insanın karşı cinse duyduğu şiddetli eğilime ve cinsel dürtülere (şehvet) karşı koyamama haline işaret ettiğini detaylandırır. Gabriel Said Reynolds, ayetin başındaki ilahi irade (yuridu/hafifletmek) ile sonundaki insani vasfın (daîf/zayıf) muazzam bir teolojik denge kurduğunu; Allah'ın mutlak ve sarsılmaz kudretinin, insanın ontolojik zayıflığını ezmek için değil, onu şefkatli bir hukukla korumak için tecelli ettiğini tesciller.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla