Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Nisâ Sûresi, 21. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Nisâ Sûresi, 21. Ayet

    وَكَيْفَ تَأْخُذُونَهُ وَقَدْ اَفْضٰى بَعْضُكُمْ اِلٰى بَعْضٍ وَاَخَذْنَ مِنْكُمْ م۪يثَاقاً غَل۪يظاً​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Vekeyfe te/ḣużûnehu vekad efdâ ba’dukum ilâ ba’din veaḣażne minkum mîśâkan ġalîzâ(n)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      Birbirinizle beraber olduğunuz halde, üstelik onlar sizden sapasağlam bir söz de almışken onu geri mi alacaksınız?

      Birbirinizle beraber olduğunuz halde onu geri mi alacaksınız? Denildi ki "ifda" (إفضاء) cinsel ilişkidir. Uygun görüş ifzanın toplanmak anlamında olmasıdır, çünkü bu kelime karı ile kocaya birlikte nispet edilmiştir. Bu sebeple "birlikte olmak" anlamına daha uygun ve daha yakındır. Dolayısıyla kadınla bir arada bulunmak ve baş başa kalmakla mehir gerekli hale gelir. Cinsel ilişki ise kocanın fiili sayesinde olup özellikle ona nispet edilir.

      Sizden sapasağlam bir söz de almışken. Bir görüşe göre bu ilahi beyan nikah bağıdır, diğerine göre, "Ya iyilikle evlilik içinde tutmak veya güzellikle serbest bırakmak gerekir" mealindeki ayette zikrettiğimiz anlama gelir. Şöyle de denilmiştir: Sapasağlam ve güçlü söz, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin söylediği rivayet edilen şu hadistir: "Kadınlar hakkında Allah'tan sakının, zira siz kadınları Allah'ın emaneti diye aldınız, onların namuslarını Allah'ın izniyle kendinize helal edindiniz; onlar sizin yanınızda yardımcılar gibidir, kendi işleri hakkında herhangi bir yetkiye sahip değillerdir". Yine Resûlullah şöyle buyurmuştur: "Ey insanlar! Sizin kadınlarınız üzerinde haklarınız vardır, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlarınız üzerindeki haklarınızdan biri yataklarınızı çiğnetmemeleri (namuslarını korumaları), hoşlanmadığınız birinin evinize girmesine izin vermemeleri ve açık bir hayasızlık yapmamalarıdır. Eğer bunu yaparlarsa, onları yaralamayacak şekilde dövmek Allah tarafından size helal kılınmıştır. Onların sizin üzerinizdeki hakları ise giyimlerini ve nafakalarını örfe uygun şekilde sağlamanızdır". Denildi ki bir adam Peygamber'e şu soruyu sordu: "Kadınlarımızdan bize helal ve haram olan şeyler nelerdir?" Resûlullah şöyle buyurdu: "O senin tarlandır, tarlana istediğin zaman git; yüzüne vurma, onun çirkin olduğunu söyleme, evin dışında ondan ayrı bulunma, sen yediğin zaman onu da yedir, giyindiğin zaman onu da giydirir".

      Denildi ki ayette geçen "Misakan galizan" (مِيثَاقاً غَلِيظاً), Cenab-ı Hakkın "Onları evlerde güzel bir şekilde tutun yahut güzel bir şekilde salıverin" mealindeki beyanında benimsedikleri hususlardır.

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        te'huzûnehû (تأخذونه)

        İbn Fâris, e-h-z kökünün "bir şeyi elle kavramak, almak, tutmak ve ele geçirmek" manalarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin fiziksel veya hukuki olarak bir malı kendi mülkiyetine geçirme eylemini tanımladığını söyler. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, ayet bağlamında bu fiilin başındaki "nasıl" (keyfe) istifhamı (soru edatı) ile birleşerek, daha önce evlilik akdi sırasında kadına rıza ile verilmiş olan mehir hakkının, boşanma anında zorbalıkla veya hileyle geri alınmasının akıl, vicdan ve ahlak dışı doğasını ifşa eden şiddetli bir kınama (istinkâr) işlevi gördüğünü detaylandırır.

        efdâ (أفضى)

        İbn Fâris, f-d-y kökünün "geniş ve açık alana (feza) çıkmak, aradaki engellerin kalkması ve iki şeyin birbirine karışması" anlamlarına geldiğini açıklar. Râgıb el-İsfahânî, bu eylemin Arap dilinde "iki nesne veya şahıs arasındaki fiziki/psikolojik perdenin tamamen ortadan kalkması" manasına geldiğini, evlilik bağlamında ise eşler arasındaki en mahrem bedensel ve ruhsal birleşmeyi (cinselliği) niteleyen son derece nezaketli bir kinaye olduğunu belirtir. Prof. Dr. Sadık Kılıç, evlilikte eşlerin birbirlerine karşı tüm sırlarını ve mahremiyetlerini açarak hudutsuz bir alan paylaşımına girdiklerini, böylesine derin bir ontolojik ve fiziksel teslimiyet (ifda) yaşandıktan sonra erkeğin vaktiyle verdiği malı geri istemesinin büyük bir vefasızlık ve hukuki tecavüz olduğunu analiz eder.

        ba'dukum (بعضكم)

        İbn Fâris, b-a-d kökünün "bütünün bir parçası, bir kısmı" anlamına geldiğini kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin bir nesnenin diğer bir nesneyle birleştiğinde oluşturduğu o büyük bütünün her bir cüzünü ifade ettiğini belirtir. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın bu kelimeyi evlilik ilişkisini tanımlarken eşleri "birbirinin parçası" olarak kurgulamasının muazzam bir eşitlik ve ontolojik bütünleşme felsefesi sunduğunu; kadının erkekten ayrı bir "yabancı" değil, bizzat onun varoluşsal bir "parçası" haline geldiğini, dolayısıyla insanın kendi bedeninden/parçasından bir şeyi gasp etmesinin akıl dışılığını analiz eder.

        mîsâkan (ميثاقا)

        İbn Fâris, v-s-k kökünün "bir şeyi sımsıkı bağlamak, düğümlemek, güvenmek ve sağlamlaştırmak" anlamlarına geldiğini açıklar. Râgıb el-İsfahânî, kelimeyi "yeminlerle, şahitlerle ve derin bir güven duygusuyla pekiştirilmiş sarsılmaz sözleşme" olarak tanımlar. Arthur Jeffery, kelimenin etimolojik olarak Süryanice ve Aramicedeki "mawthqa" veya "qeyama" (kesin antlaşma, yemin) kavramlarıyla hukuki ve dini paralellik taşıdığını aktarır. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin Kur'an'daki işlevini analiz ederken; nikah akdinin kabileler arası basit bir ticari alım-satım işlemi olmaktan çıkarılıp, Allah'ın şahitliğinde kurulan, tarafların birbirlerine karşı ilahi sorumluluklar üstlendiği kutsal ve dokunulmaz bir "sözleşme/ahit" (misak) statüsüne yükseltildiğini detaylandırır.

        ğalîzâ (غليظا)

        İbn Fâris, ğ-l-z kökünün "inceliğin ve hafifliğin tam zıddı olarak kalınlık, sertlik, yoğunluk ve koparılması çok zor olan şey" anlamlarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, bu sıfatın soyut kavramlarla (sözleşme/yemin gibi) kullanıldığında, o bağın bozulmasının veya ihlal edilmesinin ne kadar ağır bir hukuki ve ahlaki vebal (şiddet) taşıdığını sembolize ettiğini ifade eder. Prof. Dr. Hidayet Aydar, evlilik akdinin (misak) "ağır/kalın" (ğaliz) sıfatıyla nitelendirilmesinin, İslam aile hukukunda boşanmanın ve eşin hakkını gasp etmenin hafife alınamayacak, vicdanı ve ilahi nizamı derinden sarsacak kadar ciddi (ğaliz) bir ihlal kategorisi olarak konumlandırıldığını analiz eder.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X