اَئِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ الرِّجَالَ شَهْوَةً مِنْ دُونِ النِّسَٓاءِۜ بَلْ اَنْتُمْ قَوْمٌ تَجْهَلُونَ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Neml Sûresi, 55. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: neml 55, neml suresi 55. ayet, neml suresi, hz lut, lut kavmi, ahlaksızlık, kavim, topluluk, halk
-
54-55. “Lût’u da hatırla! O kavmine: ‘Göz göre göre hâlâ o hayâsızlığı yapacak mısınız? Gerçekten siz kadınları bırakıp da şehvetle erkeklere mi yöneliyorsunuz? Doğrusu siz değerleri bilmeyen bir topluluksunuz’ demişti.”
Lût Peygamber ve Kavmi
Lût’u da hatırla! O kavmine şöyle demişti: Sanki burada takdir edilmesi gereken bir sözcük (ıdmâr) vardır. Sanki şöyle buyurmuş gibidir: Biz Lût’u kavmine peygamber gönderdik de o kavmine şöyle demişti: “Göz göre göre hâlâ o hayâsızlığı yapacak mısınız? Yani siz göz göre göre ve onun çok çirkin bir iş olduğunu bile bile o hayâsızlığı işleyecek misiniz?
Gerçekten siz arzu duymanız gereken kadınları bırakıp da şehvetle erkeklere mi yöneliyorsunuz? Diyor ki: Erkeklere geliyor, kadınları terkediyorsunuz. Burada işaret edilen, bir başka İlâhî beyanda açıklanan şu husustur: “İnsanlar arasından erkeklerle mi beraber oluyorsunuz”.
Doğrusu siz değerleri bilmeyen bir topluluksunuz, demişti. Bazıları şöyle demişlerdir: Ancak siz cahil bir topluluksunuz. Yani emir nedir bilmiyor ve isyan ediyorsunuz. Bunun onun kavmine ait şu söze bir cevap olması muhtemeldir: “Ey Lût!” dediler, “Bu tutumundan vazgeçmezsen iyi bil ki sen de kovulacaksın!”. O zaman dedi ki: Ancak siz ne dediğini bilmeyen cahil bir topluluksunuz. Yani bunu bir tür cahilliğe sebep söylüyorsunuz. Ya da buna benzer bir söz. En doğrusunu Allah bilir.
Yorumu Yorumla
-
E inneküm (أَئِنَّكُمْ)
Soru edatı olan "e" (hemze), cümleye kesinlik kazandıran tahkik edatı "inne" ve ikinci çoğul şahıs (muhatap) zamiri "küm" kelimelerinin birleşimidir. "Siz mi gerçekten, şüphesiz ki sizler mi?" manasına gelir.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, tefsir ve belagat ilminde bu birleşik edat yapısının (hemze-i istifham ve inne), muhatabın fiilindeki garipliği, fıtrat dışılığı ve akıl tutulmasını en yüksek perdeden sorgulayan, "istifham-ı inkârî ve taaccübî" (şiddetle reddetme ve hayret bildirme) işlevi gördüğünü aktarır. Lût peygamber, kavminin fiilini sormamakta; bilakis o iğrenç fiilin bizzat "onlar" tarafından işleniyor olmasındaki o dehşet verici şuursuzluğu yüzlerine vurmaktadır.
Le te'tûne (لَتَأْتُونَ)
Kelimenin kökü e-t-y harfleridir. Başındaki "le" tekit (pekiştirme) lamıdır. Muzari (geniş/şimdiki zaman), ikinci çoğul şahıs (siz) fiilidir. "Andolsun ki siz yöneliyorsunuz, (cinsel manada) varıyorsunuz/yaklaşıyorsunuz" manalarına gelir.
İbn Fâris, e-t-y kökünün asıl manasının "bir şeye doğru iradi olarak ve kolaylıkla yönelmek, hedefe varmak" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "ityân" eyleminin fiziksel bir intikalin (gitmenin) yanı sıra, mecazi olarak bir kimseyle cinsel beraberlik kurmak, ona temas etmek amacıyla yaklaşıp yönelmeyi de nitelediğini tahlil eder.
Prof. Dr. Hidayet Aydar, fiilin muzari (şimdiki zaman/süreklilik) kipiyle ve pekiştirme lamıyla (le-te'tûne) kullanılmasının sosyolojik boyutunu tefsir eder. Kavim bu sapkınlığı tesadüfi, gizli veya anlık bir hevesle işlemiyordu; bu fiil, onların üzerine titredikleri, ısrarla sürdürdükleri ve kurumsallaştırdıkları sürekli bir cinsel yönelim (ityân) halini almıştı.
Er-ricâle (الرِّجَالَ)
Kelimenin kökü r-c-l harfleridir. Başındaki harf-i tarif (el) ile belirli hale gelmiş, "racül" (erkek) isminin kurallı olmayan (mükesser) çoğuludur. Cümlede mef'ul (nesne) konumunda olduğu için fetha almıştır. "Erkeklere, er kişilere" manasına gelir.
İbn Fâris, r-c-l kökünün asıl manasının "yürümek, ayak üzerinde sağlam durmak" olduğunu; kadının (dişiliğin) fıtri zıttı olan erkek cinsiyetinin sertlik ve güç barındıran biyolojik doğası sebebiyle bu isimle anıldığını belirtir.
Dücane Cündioğlu, kelimenin buradaki bağlamını ontolojik bir ihlal olarak analiz eder. Yaratılış, eril (ricâl) ve dişil (nisâ) arasındaki kutupsal bir çekim (polarite) ve bütünleşme üzerine kuruludur. Lût kavminin yönelimi, sadece hukuki bir günah değil; varlığın o eşsiz matematiksel ve biyolojik tasarımını, fıtri zıtlıkların uyumunu reddederek aynı kutupları (erkek ile erkeği) zorla birbirine çarptıran kozmik bir anormalliktir.
Şehveten (شَهْوَةً)
Kelimenin kökü ş-h-v harfleridir. Masdar olup, cümlede mef'ul-i lieclih (sebep bildiren nesne) veya hal (durum zarfı) konumunda fetha tenvini almıştır. "Şehvetle, cinsel arzu sebebiyle, dizginsiz bir hazla" manalarına gelir.
İbn Fâris, ş-h-v kökünün temel manasının "nefsin bir şeyi şiddetle arzulaması, ona karşı yoğun bir iştah ve meyil duyması" olduğunu açıklar. Râgıb el-İsfahânî, "şehvet" kavramının aslen insanın ve canlının hayatta kalması/üremesi için fıtrata yerleştirilmiş doğal bir itici güç olduğunu; ancak aklın ve ilahi sınırların denetiminden çıktığında, insanı hayvandan daha aşağı bir konuma sürükleyen kör bir haz mekanizmasına dönüştüğünü tahlil eder.
Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın ahlak semantiğinde bu kelimenin kullanımını inceler. Lût kavmi, eylemlerini herhangi bir sevgi, nesil yetiştirme gayesi veya meşru bir aile kurma hedefiyle yapmıyordu. Onların tüm varoluşları "şehveten" (salt bedensel bir haz ve dizginsiz bir biyolojik dürtü) üzerine kilitlenmişti. Aklın ve ahlakın devreden çıkarılıp, sadece bedenin kaba dürtülerinin egemen olduğu bu durum, paganist hazcılığın (hedonizmin) Kur'ani lügattaki tam karşılığıdır.
Min dûni (مِّن دُونِ)
"Min" (-den, -dan) harf-i ceri ile d-v-n kökünden türeyen "dûn" isminin birleşimidir. "Bırakarak, -in yerine, astı olarak, -den başka" manalarına gelir.
İbn Fâris, d-v-n kökünün asıl manasının "bir şeyin seviye veya mekân olarak diğerinden daha aşağıda, gerisinde kalması" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "min dûn" ifadesinin; asıl, meşru ve fıtrata uygun olan merkezin tamamen terk edilerek (atlanarak), onun yerine asılsız, düşük ve meşru olmayan sapkın bir hedefe yönelmeyi ifade ettiğini açıklar.
En-nisâi (النِّسَاءِ)
Kelimenin kökü n-s-v veya n-s-e harfleridir. Arapçada tekili olmayan, kadınları ifade eden çoğul isimdir (ism-i cem). "Kadınları, dişileri" manasına gelir.
Angelika Neuwirth, Lût peygamberin tebliğindeki bu ikili karşıtlığı (ricâl vs. nisâ) analiz eder. Lût, kavminin eşcinsel fiilini eleştirirken onlara salt ahlaki nutuklar atmaz; onları doğrudan varlığın yaratılış kodlarına, sosyolojik ve biyolojik gerçeğe (kadın-erkek birlikteliğine) davet eder. "Kadınları bırakıp erkeklere gitmek", neslin devamını sağlayan yaşam döngüsüne (hayata) karşı işlenmiş bir cinayet ve intihardır.
Bel (بَلْ)
Arapçada önceki cümlenin hükmünü veya muhatabın durumunu daha da ileri taşıyan, geçiş ve iptal (idrab) edatıdır. "Aksine, hayır öyle değil, bilakis, daha da ötesi" manalarına gelir.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, tefsir usulünde buradaki "bel" edatının, Lût kavminin sadece cinsel bir sapkınlık içinde olmadığını, sorunun çok daha derin ve ontolojik bir köke (cehalete) dayandığını vurgulamak için cümlenin eksenini kaydıran kilit bir bağlaç olduğunu aktarır.
Entüm (أَنتُمْ)
İkinci çoğul şahıs ayrık (munfasıl) zamiridir. "Siz, sizler" manasına gelir. Lût peygamberin muhataplarını (kavmini) doğrudan ve keskin bir şekilde hedef almasını sağlar.
Kavmün (قَوْمٌ)
Kelimenin kökü k-v-m harfleridir. Belirsiz (nekra) formda isimdir. "Bir topluluk, bir halk, bir yığın" manalarına gelir.
Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin sosyolojik bağlamını tefsir eder. Günah ve sapkınlık bireysel kaldığında sadece failini bağlar. Ancak Lût kavmi, bu fâhişeyi (eşcinselliği) yasal, normal ve meşru bir hak haline getirerek "kavm" (bütün bir toplum) karakterine dönüştürmüştü. Sapıklığın toplumsal bir mutabakatla "kavimleşmesi", helakın sosyolojik gerekçesini oluşturan en büyük taşkınlıktır.
Techelûn (تَجْهَلُونَ)
Kelimenin kökü c-h-l harfleridir. Muzari (geniş/şimdiki zaman), ikinci çoğul şahıs (siz) fiilidir. "Cahillik ediyorsunuz, fıtratı/sınırları tanımıyorsunuz, küstahça taşkınlık yapıyorsunuz" manalarına gelir.
İbn Fâris, c-h-l kökünün asıl manasının "ilmin (bilginin) zıttı; bir şeyi gerçek halinin dışında algılamak ve akla aykırı davranmak" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "cehl/cehalet" kavramının üç boyutu olduğunu tahlil eder: Birincisi, nefsin bilgiden tamamen yoksun olması; ikincisi, gerçeğe aykırı şeye inanmak; üçüncüsü ise, bilerek ve inatla hakkın tam zıttı olan eylemi yapmaktır. Lût kavminin cehaleti, bilgisizlik değil, hakkı batıl, çirkini güzel gören bu üçüncü türden kasıtlı bir sapkınlıktır.
Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın ahlak semantiğinde ve Cahiliye dönemi arapçasında "cehl" kavramının salt "entelektüel bilgisizlik" anlamına gelmediğini muazzam bir şekilde inceler. Cehl, "hilm" (akılcı itidal, sakinlik, sınırı bilme) kavramının tam zıttıdır. Cehl; fevri, kibirli, sınır tanımayan, fıtrata isyan eden ve ilahi yasaları pervasızca çiğneyen kör bir "küstahlık ve taşkınlık" halidir.
Prof. Dr. Sadık Kılıç, ayetin bu fiille (techelûn) bitmesinin psikolojik tahlilini yapar. Lût peygamber kavmine "siz şehvet kurbanısınız" deyip bırakmaz; onlara "siz sınır tanımayan, gözü dönmüş, aklını ve fıtratını küstahça ayaklar altına alan taşkınlar sürüsüsünüz (techelûn)" diyerek, onların cinsel sapkınlığının altındaki asıl teolojik hastalığı (ilahi iradeye karşı fütursuzluğu) teşhis eder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla