اِنَّهُ مِنْ سُلَيْمٰنَ وَاِنَّهُ بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِۙ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Neml Sûresi, 30. Ayet
Daralt
X
-
“Mektup Süleyman’dan gelmekte, Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla başlamaktadır;”
Mektup Süleyman’dan gelmekte, Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla başlamaktadır. O daha önce belirttiğimiz gibidir. Sanki onlar “Mektup kimden?” diye sordular. Mektup Süleyman’dan gelmekte dedi. Bu kez “Mektupta ne var?” diye sordular. Belkıs; Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla başlamaktadır; ‘Bana üstünlük taslamayın, gelip bana teslim olun’ denilmektedir” . dedi. Bana üstünlük taslamayın, yani kibre kapılmayın ve bana karşı ululuk taslamayın, tevhidi Allah’a has kılan müslümanlar olarak bana gelin. Yani kendi özlerinizi Allah’a teslim edin, O’na karşı ihlaslı olun, O’nun dışında hiçbir şeyi O’na ortak koşmayın, (ulûhiyette) hak sahibi görmeyin. Çünkü Süleyman, onların Allah’ın dışında güneşe tapmakta olduklarından haberdar edilmişti. Mektupta Bismillâhirrahmânirrahîm ile söze başlamak suretiyle onlara, secde edilmeye ve tapılmaya lâyık olan yegâne mâbudun, tapmakta oldukları şeyler değil Rahmân ve Rahîm olan Allah olduğunu bildirmiş oluyordu.
Yorumu Yorumla
-
İnnehû (إِنَّهُ)
Arapça dilbilgisinde cümleye kesinlik ve vurgu katan "inne" (şüphesiz, muhakkak ki) edatı ile "hû" (o) üçüncü tekil şahıs zamirinin birleşimidir. "Şüphesiz o (mektup)" manasına gelir.
Râgıb el-İsfahânî, "inne" edatının kullanımının, haberi veren kişinin sözündeki şüpheyi tamamen ortadan kaldırmak için başvurduğu bir tekit (pekiştirme) aracı olduğunu belirtir. Kraliçe, meclisine mektubun kaynağını açıklarken, mektubun aidiyeti konusunda hiçbir tereddüt bulunmadığını bu edatla beyan eder. Diyanet İslam Ansiklopedisi, tefsir usulünde buradaki "hû" zamirinin doğrudan kendisine atılan "kerim mektuba" işaret ettiğini, Kraliçe'nin elindeki belgenin kimden geldiğini net bir şekilde meclise ilan ederek siyasi müzakereyi başlattığını aktarır.
Min (مِنْ)
Arapçada "-den, -dan" anlamlarına gelen, bir şeyin çıkış noktasını, kaynağını veya başlangıcını (ibtidâ-i gaye) bildiren harf-i cerdir. Mektubun gönderici makamını belirler.
Süleymâne (سُلَيْمَانَ)
Arapça kökenli olmayan (muarreb), gayr-ı munsarıf özel isimdir. Başındaki "min" harf-i cerinden dolayı esre alması gerekirken, gayr-ı munsarıf olduğu için fetha (üstün) almıştır.
El-Cevâlîkî ve Celaleddin el-Suyuti, ismin saf Arapça bir kökten türemediğini, eski milletlerin dillerinden (Süryanice/İbranice) Arapçaya intikal ettiğini tasdik ederler.
Arthur Jeffery, ismin etimolojik kökeninin İbranice "Şelomo" (Shlomo) kelimesinden geldiğini, temelinde "ş-l-m" (barış, esenlik, selamet) kökünün bulunduğunu belirtir. Kelimenin Arap lügatine doğrudan İbraniceden ziyade, Geç Antik Çağ'daki Aramice ve Hristiyan/Yahudi Arap formları üzerinden yerleştiğini savunur.
Gabriel Said Reynolds, Kur'an'ın kurgusunda Süleyman figürünün sıradan bir tarihi karakterden ziyade, "kutsal krallık ve mutlak otorite" arketipini temsil ettiğini tahlil eder. Kraliçe'nin "O (mektup) Süleyman'dandır" demesi, meclistekilerin bu ismin arkasındaki uluslararası devasa askeri ve siyasi gücü (cinlere ve rüzgara hükmeden kralı) zaten bildiklerini ve bu ismin telaffuzunun mecliste doğrudan diplomatik bir sarsıntı yarattığını gösterir.
ve İnnehû (وَإِنَّهُ)
"Ve" (bağlaç) harfi, "inne" (şüphesiz) edatı ve "hû" (o) zamirinin birleşimidir. "Ve şüphesiz onun (içeriği) şöyledir" manasına gelir.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, buradaki zamirin mektubun içeriğine (mazmununa) işaret ettiğini belirtir. Kraliçe, mektubun kimden geldiğini söyledikten sonra, araya hiçbir yorum katmadan mektubun bizzat açılış cümlesini (besmeleyi) meclisine aktarmaya başlamaktadır.
Bismi (بِسْمِ)
"Bi" (ile) harf-i ceri ve "ism" kelimesinin birleşimidir. Kökü s-m-v harfleridir. "Adıyla, ismiyle" manasına gelir.
İbn Fâris, s-m-v kökünün temel manasının "yükseklik, yücelik ve üstte olmak" olduğunu açıklar. Nesnelerin ve kişilerin adlarına "isim" denmesinin sebebi, o kelimenin o nesneyi veya kişiyi diğerlerinden ayırarak zihinde yükseltmesi, onu belirgin kılan bir "alamet/nişan" olmasıdır. Râgıb el-İsfahânî, isim kavramının bir şeyin zihinsel ve sözlü karşılığı (sembolü) olduğunu belirtir.
Toshihiko Izutsu, Cahiliye dönemindeki putperest gelenekleri tahlil eder. İslam öncesi Araplar önemli bir işe başlarken veya antlaşma yazarken "Bismillât" (Lat'ın adıyla) veya "Bismike Allâhumme" gibi formüller kullanırdı. Süleyman'ın (ve Kur'an'ın) "Bismi" kelimesini doğrudan "Allah" ismiyle birleştirmesi, her türlü eylemin meşruiyetini ve başlangıcını sadece mutlak Yaratıcı'nın ontolojik otoritesine dayandıran keskin bir tevhidi kopuştur.
Allâhi (اللَّهِ)
Kelimenin kökü ağırlıklı olarak e-l-h (ilah, ibadet edilen) harflerine dayandırılır. Başındaki harf-i tarif (el) ile mutlak yaratıcının has ismidir.
İbn Fâris, e-l-h kökünün "kulluk etmek, yönelmek, sıkıntıda sığınarak kalp huzuru bulmak" manalarına geldiğini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "Allah" isminin, Yaratıcı'ya ait tüm mükemmellik sıfatlarını toplayan, türememiş (camid) ve sadece O'na delalet eden şahıs ismi olduğunu belirtir.
Theodor Nöldeke ve Arthur Jeffery, kelimenin Kuzeybatı Sami dillerindeki köklerine işaret ederek, "Allah" isminin Aramice ve Süryanicede tek tanrıyı ifade eden "Alaha" kelimesi ile aynı kökten (El) beslendiğini savunurlar. Seba kraliçesinin meclisinde okunan bu isim, güneşe tapan bir devletin (Neml 24) tam kalbine indirilmiş, otoriteyi ve uluhiyeti yalnızca O'na tahsis eden diplomatik ve teolojik bir ihtardır.
er-Rahmâni (الرَّحْمَٰنِ)
Kelimenin kökü r-h-m harfleridir. Mübalağa ve kapsayıcılık bildiren "fa'lân" kalıbında, esma-i hüsnadan olan özel bir sıfattır. "Merhameti sonsuz olan, şefkati her şeyi kuşatan" manasına gelir.
İbn Fâris, r-h-m kökünün asıl manasının "incelik, acıma, şefkat, koruma ve sevgi duygusu" olduğunu belirtir. Anne rahmine de içindeki cenini sarıp sarmaladığı, dış tehlikelerden koruduğu için bu ismin verildiğini açıklar. Râgıb el-İsfahânî, "Rahmân" isminin sadece Allah'a has olduğunu, dünyada inanan veya inanmayan hiçbir ayrım yapmaksızın bütün varlıklara varoluş, rızık ve hayat bahşeden o mutlak, evrensel ve genel ilahi şefkati ifade ettiğini tahlil eder.
Christoph Luxenberg ve Theodor Nöldeke, bu kelimenin İslam öncesi dönemdeki tarihsel ve epigrafik varlığına dikkat çeker. Özellikle Güney Arabistan (Yemen) yazıtlarında monoteistik döneme ait "Rahmanan" şeklinde yüce tanrı için kullanılan bir sıfat bulunduğunu; ayrıca Süryani litürjisinde "Rahmana" kelimesinin çok yaygın olduğunu belirtirler. Seba Kraliçesi'nin coğrafyasında (Güney Arabistan'da) okunan bu mektuptaki "Rahman" kelimesi, muhatapların kültürel ve dilsel belleğine yabancı olmayan, sarsıcı ve evrensel bir ilahi kod taşır.
er-Rahîmi (الرَّحِيمِ)
Kelimenin kökü r-h-m harfleridir. Süreklilik ve kalıcılık bildiren "feîl" kalıbında, Allah'ın sıfat ismidir. "Sürekli merhamet eden, özel olarak şefkat gösteren" manasına gelir.
İbn Fâris ve Râgıb el-İsfahânî, Rahmân ve Rahîm isimleri arasındaki anlamsal farkı inceler. Rahmân merhametin genişliğini ve evrenselliğini (niteliksel ve niceliksel büyüklüğü) ifade ederken; Rahîm, bu merhametin sürekliliğini, özellikle ahirette ve ilahi rızaya uyan kullara yönelik kesintisiz, özel ve ödüllendirici şefkatini simgeler.
Prof. Dr. Mustafa Öztürk, Süleyman'ın mektubunun (diplomatik ültimatomunun) bu isimlerle başlamasının siyasi ve pedagojik gücünü tefsir eder. Normalde yeryüzünün en büyük askeri gücüne sahip bir kral, düşman bir devlete mektup yazarken kendi askeri unvanlarıyla, kılıcının keskinliğiyle veya yıkıcı gücüyle övünerek başlar (El-Kahhar, El-Cebbar gibi sıfatlarla korkutabilirdi). Ancak Süleyman'ın mektubu "Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla" diyerek; Seba kavmine karşı yok edici bir savaş ve kan dökme niyetinde olmadığını, onları ilahi merhametin, şefkatin ve esenliğin (tevhidin) kanatları altına davet eden "kurtarıcı" bir niyet taşıdığını en baştan deklare eder. Bu, korkutmaya değil, kalpleri kazanmaya (hidayete) odaklı kusursuz bir peygamberane siyaset örneğidir.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla