وَثَمُودَا۬ فَمَٓا اَبْـقٰىۙ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Necm Sûresi, 51. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: necm 51, nuh kavmi, necm suresi 51. ayet, helak, necm suresi, ad kavmi, zalimlik, semud kavmi
-
"Semûd'u da öyle. Hem de geriye bir şey bırakmadan!”
Yani aynı şekilde Semûd kavmini de helâk etti. Geriye bir şey bırakmadan cümlesine bazıları, köklerini kazıdı ve onlardan hiç kimse kalmadı anlamını verdi. Yani nebilerin ve resûllerin soylarını devam ettirdiği gibi onların soylarını devam ettirmedi. Yahut peygamberlerin ve tâbilerinin eserlerini ebediyete kadar yaşatmış, fakat onların hayır eserlerinden de hiçbir şey geride bırakmamıştır. En doğrusunu Allah bilir.
Yorumu Yorumla
-
Semûde (ثَمُودَ)
Arapça s-m-d kökünden türeyen ve kadim bir Arap kabilesinin özel ismi (alem) olan bu kelime, etimolojik olarak "suyu az olan kuyu, kışın su tutan çukur, tükenmek" anlamlarıyla bağlantılıdır. İbn Fâris, bu kökün temelinde bir yerde biriken çok az miktarda su veya tükenmeye yüz tutmuş cılız bir kaynak anlamının bulunduğunu; Semûd kavminin isminin de muhtemelen yaşadıkları coğrafyanın kuraklığına ve su kaynaklarının azlığına atıfla bu kökten türetildiğini belirtir. Arthur Jeffery, kelimenin Kur'an öncesi Sami dillerindeki ve kadim metinlerdeki izlerini detaylıca inceler; "Semûd" isminin Asur yazıtlarında ve Batlamyus'un eserlerinde geçen köklü ve gerçek bir Arap kabilesine ait olduğunu, Kur'an'ın bu yerel ve tarihsel ismi kullanarak muhataplarının zihninde somut ve dehşet verici bir "yok oluş" hafızasını canlandırdığını ifade eder. Gabriel Said Reynolds, kelimenin polemik ve teolojik bağlamdaki işlevine dikkat çekerek; Kur'an'ın uzak medeniyetlerden ziyade doğrudan Kureyş'in bildiği, kalıntılarına şahit olduğu bu ismi (Semûd) seçmesinin, ilahi azabın tarihsel gerçekliğini ve inkarın faturasını etimolojik bir sarsıcılıkla ortaya koyduğunu vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin ayet içerisindeki retorik gücünü değerlendirerek; bir önceki ayette geçen Âd kavminden hemen sonra Semûd isminin zikredilmesinin, tarihteki o devasa ve kibirli güç odaklarının ilahi irade karşısında nasıl art arda ve acizce silinip gittiğini etimolojik bir kanıt silsilesiyle Kureyş'in yüzüne çarptığını belirtir.
ebkâ (أَبْقَىٰ)
Arapça b-k-y kökünden türeyen ve if'al babında mazi (geçmiş zaman) kalıbında olan bu fiil, etimolojik olarak "geride bıraktı, kalıcı kıldı, yaşamasına izin verdi, devam ettirdi" anlamlarına gelir. İbn Fâris, bu kökün temelinde yok olmanın, tükenmenin ve fani olmanın (fenâ) tam zıddı olan bir kalıcılık, süreklilik, yerinde durma ve varlığını sürdürme durumunun yattığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "bekâ" kavramının bir varlığın mevcudiyetini koruması ve sürdürmesi anlamına geldiğini; fiilin if'al (oldurganlık) kalıbında ve olumsuz edatla birlikte (mâ ebkâ - geride hiçbir şey bırakmadı) kullanılmasının, bir topluluğun varlığını devam ettirme yetkisinin bütünüyle Yüce Yaratıcı'nın elinde olduğunu, O'nun kahredici kudreti tecelli ettiğinde yeryüzünde o kavimden en ufak bir izin veya kalıntının dahi "bırakılmadığını" etimolojik bir dehşetle mühürlediğini açıklar. Toshihiko Izutsu, kelimenin Kur'an'ın ontolojik ve eskatolojik kurgusundaki rolünü incelerken; varlığı mutlak ve kalıcı olanın (el-Bâkî) sadece Allah olduğunu, insanın ve inşa ettiği medeniyetlerin ontolojik olarak mutlak bir "fanilik" (yok olmaya mahkumiyet) taşıdığını, b-k-y kökünün buradaki olumsuz kullanımının müşrik aklının o sarsılmaz sandığı dünyevi gücünün ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğunu etimolojik bir kesinlikle yıktığını vurgular. Prof. Dr. Sadık Kılıç, ayetin felsefi ve estetik boyutunu analiz ederek; "geride hiçbir şey bırakmadı" ifadesinin, ilahi azabın sadece biyolojik bir ölüm değil, aynı zamanda tarihi, kültürel ve ontolojik mutlak bir siliniş (silip süpürme) olduğunu, b-k-y kökünün o beklenen "süreklilik" hissini koparıp atarak geriye sadece sağır edici bir sessizlik ve boşluk bıraktığını belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, fiilin ayet içerisindeki uyarıcı gücünü değerlendirerek; Mekke aristokrasisinin kendi soylarıyla ve miraslarıyla övünmelerine karşı, onlardan çok daha ihtişamlı olan Semûd kavminin ilahi ceza sonrası "hiçbir kalıntısının bırakılmadığı" gerçeğini yüzlerine vurarak o sahte kibri ve geleceğe dair kalıcılık (bekâ) ümitlerini kökünden kazıdığını ifade eder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla