Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Necm Sûresi, 1. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Necm Sûresi, 1. Ayet

    وَالنَّجْمِ اِذَا هَوٰىۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Ve-nnecmi iżâ hevâ

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Battığı sırada yıldıza andolsun!"

      Yıldızlar

      Denilmiştir ki: Buradaki yıldızdan maksat, bizzat yıldızların kendileridir. Cenâb-ı Hak, Muhammed aleyhisselâmın, kâfirlerin iddia ettikleri gibi asla sapıtmadığını ve yanlış yolda olmadığını yıldızlar üzerine yemin ederek söylemektedir. Bunu Esam söylemektedir. Şöyle de denilmiştir: Buradaki “necm” (النَّجْمِ) kelimesinden maksat, Kur'ânın parça parça ve peyderpey indirilmesidir; Allah, Kur'ânın asla yanlış ve sapkın bir kitap olmadığına yemin etmektedir. Mücâhid şöyle dedi: Allah, batan Süreyya yıldızına yemin etmektedir, Araplar altılı grup halindeki yıldıza Süreyya yıldızı derlerdi. Ebû Ubeyde de şöyle söyledi: Allah ufukta kayan yıldıza yemin etmektedir. Sanki sadece Süreyya yıldızını kastetmediğini söylemektedir. Eğer ilk yorumu doğru kabul edersek, âyeti şöyle izah ederiz: Allah Teâlâ, mahlûkatın kalplerinde yıldızlara dair özel bir yer ve değer yaratmıştır ve insanlar başlarına gelen her şeyi yıldızlara bağlamaktadırlar; gördükleri faydaların ve uğradıkları zararların çok olmasını, bolluğu ve darlığı, başlarına gelen musibetleri ve zorlukları, gidişatın değişmesini hep yıldızlarla irtibatlı görmektedirler. Ayrıca Cenâb-ı Hak yıldızlarda kıbleyi bulmak, yolları ve gidilecek yönleri tayin etmek ve vakitleri öğrenmek gibi sayılması uzun sürecek faydalar da yaratmıştır. İşte bundan dolayı Allah bizzat yıldızların kendisine yahut yıldızları ve onlardaki faydaları yaratana yemin etmektedir ki, Muhammed aleyhisselâm sapıtmamış ve doğru yolu kaybetmemiştir. Şayet yıldızlardan maksat Kur'anın parça parça ve peyderpey indirilmesi ise o zaman Allah, Kur'ân’ı peyderpey indirene yemin etmektedir. Battığı sırada. Yani kayıp kaybolduğu sırada. Nitekim başka bir âyetle meâlen şöyle buyurur: “Bakın! Yıldızların yerlerine yemin ederim”. Yani onların düştükleri yerlere... Battığı sırada sözünün doğruya en yakın olan mânası yürüyüşüne sürekli devam ettiği sırada, anlamına gelmesidir. Çünkü yıldızlar sürekli olarak yürüyüşlerine devam etmektedirler. Onların yollarına sürekli devam etmelerinde de halkın aradıkları yolları bulmak ve benzerleri gibi pek çok faydaları vardır. Yoksa yıldızların düşmelerinde ve kaybolmalarında fazla bir hikmet yoktur ki, Cenâb-ı Hak ona yemin etmiş olsun! En doğrusunu Allah bilir.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        en-Necm (النَّجْمِ)

        Arapça n-c-m kökünden türeyen bu kelime, etimolojik olarak "görünmek, doğmak, ortaya çıkmak" temel anlamlarına gelir. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının bir şeyin belirmesi ve yukarı doğru çıkması olduğunu belirtir; yeryüzünden gövdesiz olarak biten bitkilere (ot) ve gökyüzünde belirdikleri için yıldızlara bu ismin verildiğini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî de kelimenin kök anlamının "doğmak ve ortaya çıkmak" olduğunu tasdik ederek, kelimenin özel olarak gök cisimleri için kullanıldığını, aynı zamanda Kur'an'ın kısım kısım indirilmesi sürecine de mecazi olarak "necm" denildiğini aktarır. Celaleddin el-Suyuti, kelimenin sözlükte özellikle "Süreyya (Ülker) yıldızı" anlamına tahsis edildiğini belirtmekle birlikte, vahyin parça parça gelişini ifade eden "müneccemen" terimiyle etimolojik bağına dikkat çeker. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin bağlam içerisindeki etimolojik ve semantik kaymalarını değerlendirirken, klasik Arap dilinde "necm" kelimesinin genel anlamda yıldız veya özel olarak Süreyya yıldızı için kullanıldığını, ancak vahyin iniş sürecine işaret eden mecazi anlamının da ayetin yorumunda güçlü bir etimolojik zemin oluşturduğunu ifade eder. Angelika Neuwirth, Mekke dönemi surelerindeki yemin formlarını incelerken, bu kelimenin erken dönem peygamberlik söyleminde vahyin kozmik bir olguyla temellendirilmesi işlevini gördüğünü ve Arap dilindeki "yol gösterici gök cismi" şeklindeki etimolojik arka planının bu yemin bağlamında özel bir retorik değer taşıdığını vurgular.

        hevâ (هَوَىٰ)

        Arapça h-v-y kökünden gelen bu fiil, "yukarıdan aşağıya düşmek, inmek, batmak" anlamlarını taşır. İbn Fâris, kökün iki temel anlamı olduğunu belirtir: Biri boşluk (hava), diğeri ise yüksek bir yerden aşağıya doğru düşmektir (sukut); ayetteki kullanımın yıldızın düşmesi, inmesi veya batması anlamındaki ikinci kökten geldiğini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin "yukarıdan aşağıya süzülmek veya düşmek" anlamını taşıdığını belirtir ve etimolojik olarak insanın içsel arzularını ifade eden "heva" (nefsin bir şeye meyletmesi) kelimesiyle aynı kökten gelmesine rağmen bağlam gereği burada fiziksel bir inişi veya batışı temsil ettiğini açıklar. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu fiilin semantik alanını "necm" kelimesiyle bağlantılı olarak analiz eder; eğer özne fiziksel yıldız ise fiilin "batmak, ufukta kaybolmak" anlamına geldiğini, ancak özne Kur'an vahyi olarak kabul edilirse kök anlamının "yukarıdan aşağıya inmek, peygamberin kalbine nüzul etmek" şeklinde etimolojik bir genişlemeye uğradığını belirtir. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), Kur'an'ın edebi ve retorik yapısını incelerken h-v-y kökünün ses ve anlam uyumuna dikkat çeker; fiilin etimolojik yapısındaki süzülme ve birden inme hissinin, surenin başlangıcındaki yeminin görkemini ve vahyin sarsıcı inişini vurgulayan estetik bir araç olarak kullanıldığını ifade eder.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X