Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Nebe' Sûresi, 33. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Nebe' Sûresi, 33. Ayet

    وَكَوَاعِبَ اَتْرَاباًۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Ve kevâ’ibe etrâbâ(n)

    Yorum

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Gencecik yaşıt kızlar;"

      "Kâib" tomurcuk memeli kız demektir. Bu, yeni âdet görmeye başladığı zamanki körpe halidir. Göğüsleri kalkıktır. Bu, erkeklerin en çok arzu duydukları kadınsı özelliktir. "Etrâb" ise yaşıtlar demektir. Bu beyanla da onların hep o yaşta kalacakları ve özelliklerinin hiç değişmeyeceği ve asla yaşlanmayacakları bildirilmiş olmaktadır.​

      Yorum

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Kevâib (كَوَاعِبَ)

        Bu kelimenin kökü k-e-b harflerinden oluşur. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "yükseklik", "çıkıntı" ve "yuvarlaklık" olduğunu belirtir. Ayak bileğindeki kemiğe "ka'b" denilmesi, onun dışa doğru bir çıkıntı oluşturmasıyla ilgilidir. Râgıb el-İsfahânî, "kevâib" kelimesini fiziksel olgunluğa erişmiş, gençliklerinin baharında olan ve göğüsleri belirginleşmiş genç kadınlar olarak tanımlar. Bu ifade, cennet nimetlerinin tasvirinde ebedi gençliği ve bedensel mükemmelliği simgeler. Arthur Jeffery, kelimenin Semitik kökenlerindeki "yuvarlaklık" ve "dolgunluk" anlamlarına dikkat çekerek, bunun kadim Arap şiirinde güzellik standartlarını ifade eden bir terim olduğunu belirtir. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın cennet tasvirlerinde bu tür somut ve duyusal imajların, muhatabın zihninde mutlak bir mutluluk ve huzur sahnesi oluşturmak için kullanıldığını ifade eder. Angelika Neuwirth, bu kelimenin surenin bu bölümündeki "mefâz" (kurtuluş) tablosunun bir parçası olduğunu ve cennet bahçelerindeki estetik bütünlüğü tamamladığını söyler. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin burada cennet ehli için hazırlanan genç ve güzel eşleri nitelediğini, bunun Arap dilinin belageti içerisinde "en üstün güzellik" vasfı olarak sunulduğunu vurgular.

        Etrâb (أَتْرَابًا)

        Bu kelimenin kökü t-r-b harflerinden oluşur. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "toprak" (turâb) olduğunu belirtir. Aynı zamanda doğan kişilere "etrâb" denilmesini, onların adeta aynı topraktan, aynı zamanda fışkıran bitkiler gibi "akran" ve "yaştaş" olmalarıyla açıklar. Râgıb el-İsfahânî, "etrâb" kelimesini "aynı yaşta olanlar" veya "birbirine denk olanlar" şeklinde tanımlar. Cennet eşlerinin bu şekilde nitelenmesi, aralarında yaş farkının bulunmadığını ve tam bir uyum (müşahebet) içinde olduklarını simgeler. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın "sosyal uyum" semantiğinde bu kelimenin, cennetteki ilişkilerin hiyerarşiden ve çatışmadan uzak, tam bir eşitlik ve akranlık üzerine kurulduğunu gösterdiğini ifade eder. Angelika Neuwirth, kelimenin "etrâbâ" şeklindeki yapısının surenin genel kafiye ve ritim nizamına (fâsıla) mükemmel bir uyum sağladığını, ses ve anlamın birleşerek "denge" imgesi yarattığını belirtir. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu nitelemenin psikolojik bir derinliği olduğunu; akran olmanın getirdiği zihinsel ve duygusal yakınlığın, mutluluğu artıran temel bir unsur olarak sunulduğunu vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin burada cennetliklerin eşleriyle olan yaş uyumuna işaret ettiğini ve bu durumun ebedi mutluluğun sürekliliğini sağlayan bir "tazelik" ve "uyumluluk" ifadesi olduğunu belirtir.

        Yorum

        İşleniyor...
        X