حَدَٓائِقَ وَاَعْنَاباًۙ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Nebe' Sûresi, 32. Ayet
Daralt
X
-
"Bahçeler, üzüm bağları;"
"Hadâik" etrafı ağaçlarla çevrili olan bahçeler demektir. "A'nâben" üzüm bağlarıdır, anlamı gâyet açıktır. Müjde olarak belirtilmiştir ki onlar dünyada iken arzu etikleri her nimete nail olacaklardır.
Sonra esas olan şudur ki bu sûre, Allah Teâlânın "Birbirlerine neyi soruyorlar? Hakkında ayrılığa düştükleri büyük haberi mi?" buyruğunda beyan ettiği soru sormaların hemen akabinde inmiştir. Muhtemeldir ki onları böyle bir soru sormaya iten saik kendilerinde beliren şüpheler ya da akıllarında ortaya çıkan birtakım merak uyandırıcı sorulardı. Buna sebep onlar soruları sordular, kendilerine açıklansın ve içlerindeki kuşkular yok olsun. Allah (celle celâluh) da onlara nimetlerinin büyüklüğünü, tedvir ve tedbirinin, mutlak güç ve kudretinin akıllara hayranlık verici olduğunu ve onlar üzerinde her kim dikkatlice düşünürse, bu ibretlik bakışın kendilerini âhiret hayatının gerçekliğine götüreceğini ve şüphelerini de yok edeceğini bildirmiştir. Bunu şu (4. ve 5.) âyetle ortaya koymuştur: "Hayır! İleride bilecekler! Hayır hayır! Yakında bilecekler!" Ve her kim ki sırât-ı müstakîm üzere dosdoğru bir yaşantı sürer ve hak yola girerse onların akıbetlerinin hayır (mefâz) olacağını ve her kim de onlar üzerinde durmaz ve tefekkür etmezse ve kendi özüne karşı insaflı olmaz, her şeye hakkını vermezse ve imkânları kaybederse onların da varış yerlerinin "Şüphesiz, azgınlar için barınak olan cehennem pusuda beklemektedir; (21-22)" meâlindeki âyette belirttiği husus olacağını belirtmiştir. O kişi "Hayır! İleride bilecekler! (4) buyruğu gereği bunu bilecektir. Bu izah, âyete vaîd, yani azapla korkutma anlamı verilmesi halindedir.
Yorumu Yorumla
-
Hadâika (حَدَائِقَ)
Bu kelimenin kökü h-d-k harflerinden oluşur. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının bir şeyi kuşatmak, çevrelemek ve her yönden sarmak olduğunu belirtir. Göz çukuruna veya göz bebeğine "hadaka" denilmesinin sebebinin de onun etrafının çevrili olmasıyla ilgili olduğunu ifade eder. Bahçelere bu ismin verilmesi, etraflarının duvarlarla çevrilmiş ve koruma altına alınmış olmasındandır. Râgıb el-İsfahânî, "hadîka" kelimesini içinde ağaçlar bulunan ve mutlaka bir duvar (cidar) ile kuşatılmış olan bahçe olarak tanımlar; etrafı çevrili olmayan ağaçlıklara bu ismin verilmeyeceğini vurgular. Ayetteki bağlamda bu, muttakîlere sunulan nimetin hem güvenli hem de özel bir alan olduğunu simgeler. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın cennet tasvirlerinde bu kelimenin "mekânsal bir mahremiyet" ve "estetik bir düzen" sunduğunu, kaosun zıttı olan kozmik bir nizamı temsil ettiğini belirtir. Angelika Neuwirth, bu kelimenin erken Mekke surelerinde ilahi lütfun en somut ve görselleştirilmiş biçimi olarak sunulduğunu, muhatabın zihninde huzurlu ve dış dünyadan yalıtılmış bir istirahatgâh imgesi oluşturduğunu ifade eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, "hadâika" kelimesinin burada tabiatın en seçkin ve bakımlı formunu, ilahi bir mimariyle şekillendirilmiş "sanat bahçelerini" ifade eden teknik bir terim olduğunu söyler. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin burada sadece bir bitki topluluğunu değil, yüksek kaliteli, meyveleri bol ve seyri doyumsuz olan "has bahçeleri" temsil ettiğini vurgular.
Ve A'nâben (وَأَعْنَابًا)
Bu kelimenin kökü e-n-b harflerinden oluşur. İbn Fâris, bu kökün doğrudan üzüm bitkisini ve onun meyvesini ifade eden kadim bir kök olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "ineb" (üzüm) kelimesinin çoğulu olan bu ifadenin, cennet meyveleri arasında özel olarak zikredilmesinin sebebinin, üzümün hem gıda hem meyve hem de katık olarak taşıdığı çok yönlü değer olduğunu açıklar. Genel bahçe (hadâika) zikredildikten sonra üzümün özel olarak anılması (zikru’l-hâs ba'de’l-âmm), bu nimetin muhataplar nezdindeki seçkinliğine işaret eder. Arthur Jeffery, kelimenin İbranice "enâbh" ve Süryanice "enbethâ" kelimeleriyle olan tarihsel akrabalığına dikkat çekerek, bunun kadim Yakın Doğu'nun en temel ve prestijli tarım ürününü karşılayan ortak bir Semitik terim olduğunu belirtir. Angelika Neuwirth, surenin retorik yapısında üzüm bağlarının, o günün toplumunda zenginliğin, bereketin ve yerleşik hayatın en üstün nişanesi olarak algılandığını, bu yüzden muttakîlerin kurtuluşunun (mefâz) en lezzetli kanıtı olarak sunulduğunu ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu kelimenin burada cennet rızıklarının somutlaştırılması amacıyla kullanıldığını, insanın duyularına hitap eden en rafine meyve çeşitlerinden birini temsil ederek ahiretteki mutluluğun fiziksel ve ruhsal boyutunu birleştirdiğini vurgular.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla