اِلَّا حَم۪يماً وَغَسَّاقاًۙ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Nebe' Sûresi, 25. Ayet
Daralt
X
-
24-25. "Kaynar su ve yanan vücut akıntısı dışında bir serinletici, bir içecek tatmaksızın."
Bazıları, "berd" kelimesinden maksadın uyku olduğunu söylemişlerdir. Bazıları da rahat ve huzur olduğunu iddia etmişlerdir. Bazıları da onlardan sıcaklığı giderici olan bir serinlik tatmazlar, susuzluklarını giderici bir içecek içemezler, ancak kaynar su ve yanık vücut ifrazatı tadabilirler. "Hamîm" sıcaklığı noktasına ulaşmış kaynar su demektir. "Gassak" zemherîr, yani dondurucu soğuktur. Kimi de şöyle demiştir: Onların bedenlerinden akan irin ve sarı su ki o yağ eriyiğidir. Buna göre mâna -en doğrusunu Allah bilir ya- cehennem ehlinin tattıkları yiyecek ve içecekler onlara gıda olmaz, onlara hiçbir fayda sağlayamazlar. Buna mukabil yedikleri yiyecekler ve içtikleri içecekler helâklerinin sebebi olur. Onların hararetleri her artışında susuzluklarını giderecek serin bir şey içmek isterler bu kez de zemherîr, yani dondurucu soğuk ile suvarırlar ve soğuk da onların helâklerinin başka bir sebebi olur. İçtikleri o soğuk içecek onlara rahatlık vermez, susuzluklarına şifa olmaz. Onlar Allah Teâlâ'nın nitelediği gibidirler: "Kim Rabb'ine günahkâr haliyle varırsa, bilsin ki cehennem onu beklemektedir; orada ne ölür ne de düzgün yaşar". Buna göre onlar ebedî olarak helâk içre kalırlar, öldürülmezler ki rahata ersinler, azap sona ermez ki hayatın tadına varsınlar. Denildi ki: "Gassâk", azabın bir çeşididir ve ne olduğunu Allah Teâlâ kullarından kimseye bildirmemiştir.
Yorum
-
Hamîmen (حَمِيمًا)
Bu kelimenin kökü h-m-m harflerinden oluşur. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "hararet", "sıcaklık" ve "bir şeyi ısıtmak" olduğunu belirtir. Sıcak suya "hamîm" denilmesi, onun yakıcılık derecesine ulaşmış ısısıyla ilgilidir. Râgıb el-İsfahânî, "hamîm"i son derece sıcak, kaynar su olarak tanımlar ve Kur'an'da bu kelimenin genellikle cehennem ehlinin susuzluğunu dindirmek değil, onlara azap etmek için verilen yakıcı sıvıyı ifade ettiğini belirtir. Arthur Jeffery, kelimenin Semitik dillerdeki (özellikle Aramice ve İbranice h-m-m) sıcaklık ve güneş ısısı anlamlarıyla olan köklü bağına dikkat çeker. Toshihiko Izutsu, "hamîm" kavramının cehennemin semantik alanında "berd" (serinlik) kavramının tam zıttı olarak konumlandığını, bunun sadece bir içecek değil, bedeni hem içten hem dıştan tahrip eden bir "ısı azabı" olduğunu ifade eder. Angelika Neuwirth, kelimenin surenin eskatolojik sahnelerindeki ritmik etkisine vurgu yaparak, "hamîm"in muhatabın zihninde uyandırdığı "yakıcılık" imgesinin, dünyadaki rızıklar (su ve meyveler) ile ahiretteki cezalar arasındaki korkunç zıtlığı pekiştirdiğini söyler. Prof. Dr. Sadık Kılıç, kelimenin burada bir "istisna" (illâ) edatından sonra gelmesinin, azgınların tek sığınağının ve tek içeceğinin bu yakıcı sıvı olduğunu vurgulayan ironik ve dehşetli bir vurgu taşıdığını belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin burada cehennemin fiziksel koşullarının bir parçası olarak, susuzluk ihtiyacının karşılanması bir yana, mevcut azabın şiddetini artıran bir unsur olarak sunulduğunu ifade eder.
Gassâkâ (غَسَّاقًا)
Bu kelimenin kökü ğ-s-k harflerinden oluşur. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "karanlığın çökmesi", "akmak" ve "damlamak" olduğunu belirtir. Gecenin ilk karanlığına "ğasak" denilmesi gibi, yaradan akan irin veya sıvının akmasına da bu kökten kelimelerle atıf yapıldığını ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "gassâk"ı cehennem ehlinin yaralarından akan, son derece pis kokulu, iltihaplı ve bazen de dondurucu soğukluktaki (zemherir) sıvı olarak tanımlar; ona göre bu kelime hem akışkanlığı hem de tiksindirici mahiyeti bir arada barındırır. El-Cevâlîkî, bu kelimenin özgün Arapça kullanımlarındaki "akma" ve "karanlık" anlamlarının Kur'an'da teknik bir azap terimine dönüştüğünü belirtir. Arthur Jeffery, kelimenin kökenine dair farklı görüşleri tartışırken, kavramın "yoğun ve karanlık akıntı" anlamının ön planda olduğunu ifade eder. Toshihiko Izutsu, "gassâk"ın cehennemin "estetik olmayan" ve "tiksinti veren" boyutunu temsil ettiğini; "hamîm"in acı verici sıcaklığına karşılık "gassâk"ın iğrençlik ve dayanılmaz kokusuyla duyuları felç eden bir ceza türü olduğunu belirtir. Angelika Neuwirth, kelimenin fonetik yapısındaki "ğ" ve "s" seslerinin, akan sıvının yoğunluğunu ve dehşetini hissettiren onomatopoetik bir karakter taşıdığını söyler. Prof. Dr. Sadık Kılıç, kelimenin mübalağalı bir kalıpta (fa'âl) gelmesinin, bu akıntının sürekliliğini ve yoğunluğunu nitelediğini, suçluların dünyadaki "azgınlıklarının" (tuğyan) karşılığı olarak bu "tiksindirici" sonun takdir edildiğini ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, "gassâk" kelimesinin hem iltihaplı akıntı hem de bazı dilcilere göre "insanı donduran soğuk" anlamlarına gelebileceğini, her iki durumda da bunun "serinlik ve hoş bir içecek" (berden ve şerâben) beklentisinin en feci şekilde boşa çıkarılması anlamına geldiğini vurgular.
Yorum
Yorum