Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Nebe' Sûresi, 16. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Nebe' Sûresi, 16. Ayet

    وَجَنَّاتٍ اَلْفَافاًۜ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Ve cennâtin elfâfâ(n)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Sarmaş dolaş olmuş bağlar bahçeler."

      Daha önce de belirttiğimiz gibi "cennet", ağaçların dallarının birbirine girdiği ve pek çoğunun bir arada bulunduğu sık ağaçlık bir yerdir.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Cennât (جَنَّاتٍ)

        İbn Fâris, c-n-n kökünün temel anlamının "bir şeyi duyulardan gizlemek, örtmek ve saklamak" olduğunu belirtir; bahçeye bu ismin verilmesi, ağaçların ve bitki örtüsünün sıklığı sebebiyle zemini tamamen örtüp gizlemesidir. Râgıb el-İsfahânî, "cennet" kelimesini, ağaçların gölgeleriyle yer yüzünü örten her türlü sık bahçe için kullanılan bir isim olarak tanımlar; kavramın Kur'an'da hem dünyevi rızıkları hem de uhrevi mükafatı temsil eden çok katmanlı bir yapısı olduğunu vurgular. Toshihiko Izutsu, bu kelimenin Kur'an'ın semantik dünyasında çölde yaşayan bir toplum için en büyük nimet ve ferahlık simgesi olduğunu, "su" (ma) ve "bitki" (nebât) ile kurduğu bağın insanın varoluşsal huzurunu yansıttığını ifade eder. Angelika Neuwirth, cennet tasvirlerinin erken Mekke surelerinde ilahi yaratıcılığın ve cömertliğin en estetik kanıtı olarak sunulduğunu, muhataba sunulan tabiat manzarasının birer "ayet" niteliği taşıdığını belirtir. Prof. Dr. Sadık Kılıç, kelimenin çoğul formda gelmesinin, rızkın ve güzelliğin çeşitliliğine, yeryüzünün farklı bölgelerindeki muazzam bitki örtüsü zenginliğine işaret ettiğini söyler. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin burada yağmurun ardından fışkıran bereketli meyve bahçelerini ve bağları temsil ettiğini, ilahi gücün toprağı nasıl bir üretim merkezine dönüştürdüğünü gösterdiğini ifade eder.

        Elfâfâ (أَلْفَافًا)

        İbn Fâris, l-f-f kökünün temel anlamının "bir şeyi bir şeye sarmak", "dolamak" ve "yakınlaştırmak" olduğunu belirtir; "elfâf" kelimesinin, dalları ve gövdeleri birbirine karışacak kadar sık ve gür olan ağaç topluluklarını nitelediğini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, bu kelimeyi "sarmaş dolaş olmuş", "birbirine girmiş" ve "yoğunluğu sebebiyle ayrılması güçleşmiş" bitki örtüsü olarak tanımlar; ağaçların birbirine dolanmasının o bölgenin verimliliğini ve suyun bolluğunu kanıtlayan bir işaret olduğunu açıklar. Toshihiko Izutsu, bu sıfatın cennet (bahçe) tasvirine kattığı görsel derinliğe dikkat çekerek, bitkilerin sadece çokluğunu değil, aynı zamanda aralarında boşluk kalmayacak derecedeki organik bir bütünlüğü ve zenginliği simgelediğini vurgular. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelime seçimindeki belagat inceliğini analiz ederken, "elfâf" ifadesinin bahçenin içine girilemeyecek kadar gür olduğu hissini uyandırdığını ve bunun yağmurun (maen seccâcâ) yeryüzündeki somut ve görkemli bir sonucu olarak sunulduğunu belirtir. Angelika Neuwirth, bu kelimenin surenin fonetik yapısındaki akıcılıkla uyumlu olduğunu, tabiatın kaostan uzak ama muazzam bir karmaşıklık ve estetikle bezendiğini anlattığını ifade eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu kelimenin toprağın üretkenliğinin zirvesini temsil ettiğini ve "hab" ile "nebât"tan sonra gelen bu aşamanın tam bir olgunluk ve meyve verme hali olduğunu söyler. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, "elfâf" vasfının, bahçelerin sıklığı ve dalların birbirine geçmesiyle oluşan o gölgelik ve serinlik atmosferini nitelediğini, bunun da kadim Arap toplumunun bahçe tahayyülündeki en üstün özellik olduğunu vurgular.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X