Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Nebe' Sûresi, 11. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Nebe' Sûresi, 11. Ayet

    وَجَعَلْنَا النَّهَارَ مَعَاشاًۖ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Ve ce’alnâ-nnehâra me’âşâ(n)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Gündüzü de çalışıp kazanmak için fırsat kıldık."

      "Meaş" bizzat kendisini geçimlik değil, geçimlik için çalışıp çabalama zamanı kıldık anlamındadır. Aynen gündüzü "mubsır", yani gören yaptık denilmesi gibi. Zira gündüzün bizzat kendisi gören değil, gündüzün ışığı sebebiyle görülme imkânının olması demektir.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Cealnâ (جَعَلْنَا)

        Bu kelimenin kökü c-e-l harflerinden oluşur. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının bir şeyi bir halden başka bir hale dönüştürmek, bir şeyi inşa etmek veya bir vazifeye yerleştirmek olduğunu belirtir. Ayetteki bağlamda bu fiil, zamanın bir parçası olan gündüzün, insan yaşamı için işlevsel ve iktisadi bir boyuta evriltilmesini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "ceal" eyleminin burada bir şeyi belirli bir hikmetle bir sıfata büründürmek anlamına geldiğini açıklar; gündüzün "meâş" (geçim zamanı) kılınması, onun yaratılış amacındaki insan merkezli tasarımı ve rızık temini için elverişli hale getirilmesini simgeler. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın ontolojik sisteminde bu fiilin rastgeleliği ortadan kaldıran, varlığa belirli bir amaç ve yön tayin eden ilahi bir düzenleme olduğunu belirtir. Prof. Dr. Sadık Kılıç, kelimenin çoğul birinci şahıs formunda kullanılmasının, bu kozmik planlamanın mutlak bir irade ve azametle gerçekleştirildiğini, gündüzün işlevinin bir rastlantı değil, ilahi bir takdir olduğunu vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, fiilin burada gündüzün biyolojik ve sosyal imkanlarını bir nizam çerçevesinde sunma eylemini anlattığını, insanın yeryüzündeki halifelik görevini yerine getirebilmesi için gerekli olan aktif hareket alanının bu "ceal" eylemiyle inşa edildiğini belirtir.

        En-nehâr (النَّهَارَ)

        Bu kelimenin kökü n-h-r harflerinden oluşur. İbn Fâris, n-h-r kökünün temel anlamının "genişlik", "yayılma" ve "akma" olduğunu ifade eder. Nehir (akarsu) kelimesinin de bu kökten gelmesi, suyun genişçe ve akışkan olmasıyla ilgilidir; gündüzün bu isimle anılması ise ışığın yeryüzüne geniş bir şekilde yayılması ve karanlığın dar alanını yırtıp geçmesi sebebiyledir. Râgıb el-İsfahânî, "nehâr"ı güneşin doğuşundan batışına kadar geçen, ışığın baskın olduğu zaman dilimi olarak tanımlar ve bu kelimenin kökündeki "genişlik" anlamının, insanın hareket kabiliyetinin artmasıyla örtüştüğünü belirtir. Arthur Jeffery, kelimenin Aramice "nhârâ" ve İbranice "nehârâh" (ışık/aydınlık) kelimeleriyle olan köklü Semitik bağlarına dikkat çeker ve Kur'an'ın bu kavramı sadece bir zaman birimi olarak değil, aydınlığın fiziksel ve sembolik gücünü ifade eden yerleşik bir terim olarak kullandığını vurgular. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın semantik dünyasında "nehâr"ın, "leyl" (gece) ile kurduğu diyalektik ilişkinin altını çizer; gecenin sükuneti temsil etmesine karşılık gündüzün, varlığın aktif ve görünür olduğu sahneyi temsil ettiğini ifade eder. Angelika Neuwirth, surenin ritmik akışında gündüzün zikredilmesinin, az önce bahsedilen gecenin karanlık ve gizleyici örtüsüne (libâs) karşı, her şeyi aşikar kılan ve hayata çağıran bir zıtlık oluşturduğunu belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin burada insanın rızık arama ve medeniyet kurma çabası için en uygun atmosferi ifade eden bir "imkanlar sahası" olarak sunulduğunu vurgular.

        Meâşâ (مَعَاشًا)

        Bu kelimenin kökü a-y-ş harflerinden oluşur. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "hayatın devamını sağlayan şeyler" ve "yaşamak" olduğunu belirtir. "Ayş" kelimesinin hayatın sürekliliği için gerekli olan yeme, içme ve çalışma gibi eylemleri kapsadığını ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "meâş" kavramını hem "yaşanılan zaman ve mekan" hem de "yaşamı sürdürmek için gerekli olan rızık ve kazanç" olarak tanımlar. Ayette gündüzün meâş kılınması, o vaktin geçim temini için gerekli olan hareket ve çalışmaya tahsis edilmesi anlamını taşır. Arthur Jeffery, kelimenin Arapça kökenli olduğunu ve "yaşam tarzı/geçim" anlamında teknik bir terim olarak Kur'an'da önemli bir yer tuttuğunu belirtir. Toshihiko Izutsu, bu kelimenin Kur'an'ın "dünya hayatı" tasavvuruyla yakından ilişkili olduğunu, insanın biyolojik varlığını sürdürebilmesi için gereken sosyo-ekonomik faaliyetlerin bu kavram altında toplandığını ifade eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelime seçiminin edebi bir incelik taşıdığını; geceye "libâs" (örtü), gündüze ise "meâş" (geçim) denilerek, zamanın insan ihtiyaçlarına göre nasıl bölümlendirildiğinin harika bir tasvirinin yapıldığını vurgular. Angelika Neuwirth, "meâş" kelimesinin burada insanı sokağa, pazara ve işe çağıran bir "canlılık" imgesi sunduğunu, gecenin pasifliğine karşı gündüzün aktifliğini sembolize ettiğini söyler. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu kelimenin gündüzün sadece biyolojik bir aydınlık olmadığını, aynı zamanda insanın emeğini ve rızkını aradığı ahlaki ve hukuki bir sorumluluk alanı olduğunu ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, "meâş" vasfının, yeryüzünün insanın emrine verilmiş bir "çalışma ofisi" gibi tasarlandığını ve rızkın peşinde koşmanın ilahi düzenin bir gereği olduğunu gösterdiğini belirtir.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X