Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Nahl Sûresi, 6. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Nahl Sûresi, 6. Ayet

    وَلَكُمْ ف۪يهَا جَمَالٌ ح۪ينَ تُر۪يحُونَ وَح۪ينَ تَسْرَحُونَۖ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Velekum fîhâ cemâlun hîne turîhûne vehîne tesrahûn(e)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Onlarda akşamları otlaktan getirirken, sabahları otlatmaya saliverirken size sergiledikleri bir güzellik de vardır."

      Bir kimse şöyle bir soru sorabilir: Hayvanların akşam eve döndürülmelerinde ve sabah salıverilmelerinde hangi güzellik vardır? Buna bazı müfessirler şöyle cevap vermiştir: Hayvanlar akşam eve dönerken memeleri sütle dolarak şişmiş, hörgüçleri uzamış olarak geri dönmeleri olabilecek en hoş bir durumdur. Salıverirken. Sabahleyin otlamak için salıverdiğiniz zaman demektir. Yahut hayvanların eve döndürülmesi zamanında güzellik olur. "Serh" (سرح) sabah akşam hayvanların sütlerini içmek, sütleri ile misafir ağırlamaktır. Bazıları da şöyle demiştir: Onlarda akşamları otlaktan getirirken, sabahları otlatmaya salıverirken size sergiledikleri bir güzellik de vardır. Çünkü onlar akşam hayvanlarını eve döndürürken ve sabah salıverirken sevinirler ve bu sevinç onların yüzlerinde görülürdü, bu da onların güzelliklerini artırırdı. İşte insanlar arasında bilinen şey şudur: Sevindikleri zaman bu sevinç onların yüzlerinde ortaya çıkar, dolayısıyla yüzlerindeki güzelliği artırır. İnsanlar üzülüp kendilerine bir keder isabet edince o keder yaratılışlarında bir eksilme meydana getirir, dolayısıyla çirkinliklerini artırır. Bazıları da şunu söylemiştir: Onlar hayvanlarını akşam eve döndürüp sabah salıverdikleri zaman insanlar, sahiplerinin zengin, servet sahibi kimseler olduklarını görürler ve başkalarına muhtaç olmazlar, belki başkalarının onlara ihtiyacı olur. Dolayısıyla insanlar nezdinde şan ve şeref sahibi olurlar, işte bu onların hayvanlardaki güzelliği ve şerefidir. Onların hayvanlardaki güzellikleri açıktır. Çünkü yaygılar ve yataklar onların yün ve tüylerinden elde edilir. Bunun gibi giyilen elbiseler de onlardan elde edilir. Yaygı, tefriş, giysi güzelleşmek ve zarafetten başka bir şey değildir. En doğrusunu Allah bilir.

      Ebû Ubeyd'in "Hine türîhûne" (حين تُريحُون) ifadesi hakkında şöyle dediği söylenir: "erahtü'l-ibile, urîhuhâ irahaten (أرحتُ الإبلَ أُرِيحُها إراحةً) sözünden (حين تريحون) denilir, bununla Araplar nezdinde "iraha" (إراحة) çobanların davarlarını gece ağılına döndürmesini kasteder. Bu sebeple bu yerlere Murâh yeri denilmiştir. Salıverdiğiniz zaman. Hayvanları meraya çıkarmaktır. Şöyle denilir sarahtühâ, esrahuhâ, serhan ve sürûhan" (سرحتها، أسرجها، سرحاً وسروحاً). Ibn Kuteybe ve Ebû Avsece de böyle dediler "Difun (دِفْءٌ) kelimesi, belirttiğimiz gibi, ısınmayı talep etmektir.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Cemâlun (جَمَالٌ)

        Kök: c-m-l

        Sözlükte "güzellik, zarafet, estetik görünüm, yakışıklılık ve iyi ahlak" anlamlarına gelir. Ayetin bağlamında, sürülerin meraya gidiş ve dönüş zamanlarında sahiplerine verdikleri görsel ve psikolojik zevki, estetik tatmini ifade eder.

        İbn Fâris, Mekâyîsü'l-Luga adlı eserinde "c-m-l" kökünün temel anlamının "toplamak, bir araya getirmek ve yığmak" olduğunu belirtir. İbn Fâris'e göre "cemal" (güzellik) kavramının bu kökten türemesinin sebebi, güzelliğin, hoşa giden tüm iyi niteliklerin ve övgüye değer vasıfların bir varlıkta toplanıp bir araya gelmesiyle oluşmasıdır.

        Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât'ında güzelliği iki kategoriye ayırır: Gözle algılanan fiziksel güzellik (sûret güzelliği) ve akıl/kalp ile algılanan ahlaki/manevi güzellik (sîret güzelliği). Râgıb'a göre bu ayetteki "cemal", insanın sahip olduğu nimetlere bakarak hissettiği içsel huzuru, zenginlik hissini ve göz aydınlığını kapsayan psikolojik bir tatmindir.

        Dücane Cündioğlu, Kur'an'ın estetik ve varlık felsefesini incelerken bu kelimenin ayetteki konumuna özel bir dikkat çeker. Cündioğlu'na göre, bir önceki ayette hayvanların maddi ve pragmatik faydaları (ısınma, yeme, binek) sayıldıktan hemen sonra bu ayette "cemal" (estetik zevk) boyutuna geçilmesi muazzam bir varoluşsal mesajdır. Kur'an, insanın sadece midesi ve bedeniyle doyuma ulaşan biyolojik bir canlı olmadığını; onun göz zevkine, estetik algısına ve ruhsal tatminine de hitap eden ince bir yaratılış tasarımı (sanat) bulunduğunu vurgular.

        Prof. Dr. Sadık Kılıç, Kur'an dilinin psikolojik yansımaları üzerine yaptığı tahlillerde, "cemal" kelimesinin burada salt bir dış görünüşten ziyade, "aidiyet ve güven" duygusuyla harmanlanmış bir iç huzuru (sekine) ifade ettiğini belirtir. Kılıç'a göre sürünün dönüşü, sahibine varlıklı olma, tehlikelerden uzak kalma ve rızkının garanti altında olduğu hissini vererek derin bir psikolojik rahatlama (estetik bir haz) yaşatır.

        Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), Kur'an'ın edebi üslubunu (beyanını) tahlil ederken, bu kelimenin çöl insanının ruh dünyasına ne kadar isabetli dokunduğunu ifade eder. Bintü'ş-Şâtı'ya göre bedevi Arap için en büyük gurur ve estetik gösteri, sürüsünün ihtişamıdır. Kur'an, muhatabının bu en doğal ve kültürel övünç kaynağını alarak, onu Allah'ın lütfunu ve sanatını tefekkür etmeye yönelten teolojik bir "güzellik" algısına dönüştürür.

        Hîne (حِينَ)

        Kök: h-y-n

        Sözlükte "zaman, vakit, bir an, belirli veya belirsiz bir süre" anlamlarına gelen bir zaman zarfıdır. Ayette, günün belirli anlarındaki (akşam ve sabah) o estetik tecrübenin yaşandığı zaman dilimlerini çerçevelemek için kullanılmıştır.

        İbn Fâris, "h-y-n" kökünün doğrudan "zaman ve vakit" anlamına geldiğini belirtir. Bu kelime, gerçekleşen bir eylemin zamanla sınırlandırılmasını ifade eder.

        Râgıb el-İsfahânî, kelimenin miktar olarak belirli olmayan, ancak bağlama göre kısa veya uzun bir zaman dilimini ifade edebilen esnek bir yapısı olduğunu açıklar. Ayette bu edat, sürünün gidiş ve dönüş anlarındaki o kısa ama yoğun mutluluk ve seyir anını dondurarak muhatabın dikkatine sunar.

        Celaleddin el-Suyuti, Kur'an edatları ve grameri üzerine yaptığı incelemelerde, "hîne" zarfının muzari (geniş/şimdiki zaman) fiillerin (turîhûn ve tesrahûn) başına gelerek eylemin sürekliliğine ve her gün tekrarlanan ritmik doğasına gramatikal bir vurgu yaptığını belirtir. Bu estetik nimet, bir defaya mahsus değil, her gün yenilenen bir döngüdür.

        Turîhûne (تُرِيحُونَ)

        Kök: r-v-h

        Sözlükte "akşam vaktine girmek, dinlenmek, genişlemek, ferahlamak" anlamlarındaki kökten if'al babında türemiş muzari fiildir. Kırsal hayatta "hayvanları akşamleyin meradan ağıla/barınağa geri getirmek" eylemini ifade eder.

        İbn Fâris, "r-v-h" kökünün "genişlik, ferahlık, rahatlık ve esinti" gibi anlamlar taşıdığını belirtir. Akşam vaktine "revah", hayvanların getirildiği yere "mürah" denmesi, günün yorgunluğundan sonra gelen dinlenme ve sükunet hissiyle doğrudan bağlantılıdır.

        Râgıb el-İsfahânî, kelimenin "rahatlık" ve "ruh/canlılık" kavramlarıyla olan anlamsal bağına dikkat çeker. Râgıb'a göre hayvanların sağ salim geri dönüşü, sahipleri için hem fiziksel bir dinlenme anı hem de kaygılardan kurtulup ferahlığa (rahatlığa) kavuşma psikolojisidir.

        Toshihiko Izutsu, Kur'an'daki kültürel ve semantik alanları incelerken, bu kelimenin göçebe/yarı-göçebe yaşam tarzının en hayati döngülerinden birini temsil ettiğini belirtir. Izutsu'ya göre "turîhûn" fiili, salt bir yer değiştirme hareketi değil; çölün tekinsizliğinden, yırtıcı hayvanlardan ve zorlu doğa koşullarından kurtulup güvenli alana dönmenin verdiği varoluşsal bir emniyet duygusunun dilsel karşılığıdır.

        Angelika Neuwirth, Mekke dönemi metinlerinin yapısal analizinde, "turîhûn" (akşam dönüşü) fiilinin "tesrahûn" (sabah gidişi) fiilinden önce zikredilmesinin rastlantı olmadığını ifade eder. Neuwirth'e göre akşam dönüşü, sürünün süt, yavru ve tam bir güvenlik hissiyle eve döndüğü en tatminkâr andır. Estetik zirve ve göz doyumluğu asıl bu anda yaşandığı için Kur'an'ın retoriği akşam dönüşünü sabah gidişine önceler.

        Ve hîne (وَحِينَ)

        Kök: v + h-y-n

        "Ve" (bağlaç) ile "hîne" (zaman zarfı) edatlarının birleşimidir. İkinci bir estetik gözlem ve eylem zamanını bildirmek üzere zaman dilimini genişletir.

        Prof. Dr. Mustafa Öztürk, ayetin ritmik yapısına dikkat çekerek, bu tür tekrarların Arap edebiyatındaki pastoral (kırsal) şiir geleneğinin zihin dünyasına çok tanıdık geldiğini belirtir. Öztürk'e göre Kur'an, muhatabının gündelik hayatının ayrılmaz bir parçası olan bu zaman dilimlerini (sabah ve akşam) ilahi nimetin tefekkür edildiği birer "ibadet ve şükür" vaktine dönüştürür.

        Tesrahûne (تَسْرَحُونَ)

        Kök: s-r-h

        Sözlükte "serbest bırakmak, salıvermek, suyun veya hayvanın kolayca akıp gitmesi" anlamlarına gelir. Kırsal terminolojide, "hayvanları sabahın erken saatlerinde otlamaları için meraya salıvermek" manasını taşır.

        İbn Fâris, "s-r-h" kökünün temel anlamının "bir şeyin her türlü engelden kurtularak kolayca, serbestçe ve kendi doğal akışında gitmesi" olduğunu belirtir. Hayvanların sabahleyin ağıldan çıkıp yaylıma doğru dağılmaları bu "serbestçe akış" kökünden türetilmiştir.

        Râgıb el-İsfahânî, kelimenin asıl kullanımının hayvanların gündüz vakti otlamaya gitmesi olduğunu, daha sonraları insanın kendi işine veya ticaretine gidişini ifade etmek için de mecazen kullanıldığını açıklar. Râgıb'a göre bu kelimenin barındırdığı "serbestiyet" anlamı, rızkı aramak için yeryüzüne dağılmanın ve ilahi nimetin peşinde koşmanın dinamizmini simgeler.

        Diyanet İslam Ansiklopedisi, Kur'an'da tabiat ve hayvan motiflerinin kullanımını incelerken bu ayetin "tesrahûn" fiili üzerinden insanın doğa ile kurduğu tahakkümden uzak, uyumlu ilişkiye dikkat çektiğini belirtir. Ansiklopediye göre hayvanların sabah meraya salınması (tesrahûn) ilahi rızka duyulan güveni, akşam geri getirilmeleri (turîhûn) ise elde edilen nimete duyulan şükrü temsil eden ikili bir kozmik ve sosyolojik döngüdür.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X