نِصْفَهُٓ اَوِ انْقُصْ مِنْهُ قَل۪يلاًۙ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Müzzemmil Sûresi, 3. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: müzzemmil suresi, eksiltme, müzzemmil 3, kuran okuma, tertil, müzzemmil suresi 3. ayet, artırma, gece yarısı
-
2-4. "Geceleyin -birazı dışında- namaza kalk! Gecenin yarısında bu vakti biraz öne veya biraz ileri de alabilirsin. Kur'ân'ı tane tane, hakkını vererek oku."
Geceleyin -birazı dışında- namaza kalk! Gecenin yarısında bu vakti biraz öne veya biraz ileri de alabilirsin. Âyet-i kerîmedeki emrin tümünün tek bir vakte (bütün bir geceye) yönelik olması mümkündür. Emri gecenin tümüne yönelik kabul ettiğimiz takdirde “nısfehû evinkus minhu kalîlen ev zid aleyhi” (نِصْفَهُ أَوِ انْقُصْ مِنْهُ قَلِيلًا أَوْ زِدْ عَلَيْهِ) cümlesi ya “gece” (اللَّيْلَ) kelimesinden ya da “birazı hariç” (إِلَّا قَلِيلًا) kelimesinden bedel olur. “Nısfehû” kelimesini (yani yarısı kelimesini) “birazı hariç” kısmından bedel yaparsan “gecenin namazla geçirilecek kısmı’nı uzatmış olursun. Buna karşılık eksiltmeyi (yani yarısı kelimesini) “gece” kelimesinden yaparsan bu durumda “yarısı veya ondan biraz eksiği yahut da biraz fazlası hariç” bütün geceyi namazla geçirmesi emredilmiş olur ki namazla geçirilecek süre kısalır, istirahat edilecek süre uzar. Çünkü bütün geceden, yarısı ve ona komşu olan süreler istisna edilmiştir. Öte yandan yüce Allah, önce gece ibadetini emretmiş, sonra da bu ibadetin miktarını açıklamıştır. İbadetle geçirilecek sürenin miktarını belirtirken de onu serbest bırakmıştır. Resûl-i Ekrem (a.s.) gecenin yarısını, yarısından biraz fazlasını veya biraz azını ibadetle geçirme konusunda muhayyer bırakılmıştır. Bu beyanın, fetva isteyenin durumuna uygun olarak fetva verme konusunda bir delil oluşturduğu söylenmiştir. Nitekim yüce Allah kelâle konusunda şöyle buyurur: “Senden fetva istiyorlar. De ki: ‘Allah size kelâle (geride mirasçı olarak çocuğu ve babası olmayan kişi) hakkında fetva veriyor”. Bu âyette Allah Teâlâ, fetvanın kimler hakkında olduğuna dair bir açıklama yapmamıştır. Fakat bizler, âyetin iniş sebebinden bunun kimin hakkında olduğunu öğreniyoruz. Sözünü ettiğimiz serbest bırakma, Resûlullah’a (a.s.) bir ruhsat ve kolaylık getirmektedir.
Kur’ân’ın Okunma Usulü
Kur’ân’ı tane tane, hakkını vererek oku. Âyette geçen “tertîl” Arap dilinde “açıklama” anlamına gelir. Buna göre âyetin mânası “Kuranı adam akıllı beyan et” demek olur. Bazıları ise Hz. Peygamberin Kuranı tane tane okuduğu yolundaki rivayete dayanarak buna “Kuranı harf harf, tane tane oku” mânasını vermişlerdir. Kur anın kelimeleri netleştirerek, aralarını açarak harf harf okunması caizdir. Çünkü beyan etmek, kelimeleri tane tane okumakla olur. Kur’ân’m beyan edilmesi emredilmiştir. Çünkü o sadece tecvide göre okunmak için inmemiştir. Kur’ân’m okunması aslında üç sebebe binaen olur: 1) Kıyâmete kadar muhafaza edilmesi ve bâki kalması için. Maksat, elden çıkmaması ve unutulup gitmemesidir. 2) İçindekilerin hatırlanması ve içine konulan hükümlerin, yüce Allah’ın kullar ve kulların da kullar üzerindeki haklarının anlaşılması için, 3) Kişinin Kur’ân muhtevasına göre amel etmesi, öğütlerinden ibret alması, onu kendisine rehber edinmesi, emrine uyup yasak ettiklerinden vazgeçmesi için. Kur’ân’m namazda okunması, bütün bunları yerine getirmeyi bize gerekli kılar. Kur’ân, ancak üzerinde düşünülerek kavranır. Kavrama da Kur’ân tane tane (harf harf) okunduğu zaman gerçekleşir. Belirttiğimiz bu husus, Kur’ân okurken (kelimeleri birbirine vaslederek değil) sık sık durarak okunur diyen görüşü tercih etmeyi gerektirir. Çünkü böylesi, hem mânayı daha çok yansıtır ve hem de anlamayı daha da kolaylaştırır. Söz konusu yaklaşım, kırâatta müstehap olanın (okurken) iki kelimeyi birbirine katarak okumamak ve hemzeyi bastıra bastıra okumayı terketmek olduğunu gösterir. Çünkü böylesi, beyan etme konusunda daha etkindir. Esasen Kur’ân okunduğunu duyan kimse onu dinlemekle yükümlüdür. Dinlemesi gerekli olduğuna göre -ve dinlemede de Kur’ân’ın güzel söz dizimine (nazım) ve hayret verici hikmetine ve mânalarına vakıf olma söz konusu olduğundan- okuyana düşen yükümlülük, okuduğunu beyan etmektir. Kırâattan amaç, dinleyenin Kur’ân’ın mânalarına ulaşması, güzel söz dizimine (nazım) ve hayret verici telifine vâkıf olmasıdır. Bu tavır, mânaların inceliklerini yansıtır ve Kur’ân’ı hem dinleyenin ve hem de okuyanın anlayışına daha bir yakın kılar. Öte yandan tertîl okumaya yöneliktir, kırâate Kur’ân isminin verilmesi, mastar olması hasebiyledir. Çünkü Allah Teâlâ'nın kelâmı tertîl kelimesi ile nitelenemez. Başarıya ulaştıran sadece Allah'tır.
Yorumu Yorumla
-
Nısfehû (نصفه)
Kelimenin kökeni, Arapçada bir şeyi iki eşit parçaya bölmek, bir şeyin yarısına ulaşmak ve adaletli olmak anlamlarına gelen "n-s-f" köküne dayanmaktadır. İbn Fâris, bu kökün temelinde bir bütünün tam ortadan ikiye ayrılması ve kısımların birbirine denk olması manasının yattığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, ayetin bağlamında bu kelimenin gece vaktinin tam yarısını ifade ettiğini, ibadet ve uyku yahut dinlenme süresinin matematiksel bir dengeyle ikiye bölünmesini anlattığını açıklar. Angelika Neuwirth, gecenin bu şekilde kesin zaman dilimlerine (yarısı, yarısından azı veya çoğu) ayrılmasının, Geç Antik Çağ'daki manastır hayatında ve çileci (asketik) geleneklerde görülen, gece nöbetlerinin ve litürjik okumaların katı bir saat düzenine bağlandığı pratiklerle yapısal bir paralellik gösterdiğini ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, gecenin yarısının ibadete tahsis edilmesinin, yeni başlayan vahiy sürecinin ağırlığını taşıyabilmek için peygambere sunulan esnek fakat yoğun bir manevi hazırlık ve metafiziksel direnç kazanma evresi olarak kurgulandığını vurgular.
İnkus (انقص)
Arapçada eksiltmek, azaltmak, bir şeyin tamlığından veya bütünlüğünden geriye düşmek anlamlarına gelen "n-k-s" kökünden türemiş bir emir fiilidir. İbn Fâris, bu kökün özünde bir şeyin kemalinden (tamlığından) geriye gitmesi, miktar veya nitelik olarak eksilmesi anlamının bulunduğunu kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, gecenin yarısından eksiltme eyleminin, muhatabın fiziksel kapasitesine göre bir kolaylaştırma ve esneklik (ruhsat) alanı açtığını, böylece gece kıyamının altından kalkılamaz, bedeni yıpratan bir yüke dönüşmesinin engellendiğini belirtir. Prof. Dr. Hidayet Aydar, bu eksiltme emrinin, İslam'ın ilk dönemlerindeki dini yükümlülüklerin insan fıtratını ve bedensel sınırları dikkate alan yapısına işaret ettiğini, katı ve tek tip bir zaman dayatması yerine muhataba uyarlanabilir, alternatifli bir ibadet metodolojisinin inşa edildiğini ifade eder.
Kalîlâ (قليلا)
Arapçada miktar veya hacim olarak azlık ifade eden "k-l-l" kökünden türemiştir. İbn Fâris, bu kökün sözlükte çokluğun ve büyüklüğün zıddı olarak azlık, seyreklik anlamları taşıdığını ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, bir önceki ayetteki kullanımından farklı olarak bu ayetin bağlamında kelimenin, gecenin "yarısından" yapılacak eksiltmenin miktarını nitelediğini; bu eksiltmenin cüzi bir oran olması gerektiğini, yani ibadet süresinin en fazla gecenin üçte birine kadar indirilebileceğini açıklar. Prof. Dr. Sadık Kılıç, "yarısından biraz eksilt" formundaki bu ince ölçülendirmenin, ilahi pedagojinin insan doğasına ne denli duyarlı yaklaştığını yansıttığını; bedenin dinlenme ihtiyacı gözetilirken ruhun da uyanıklık, zikir ve tefekkürden mahrum bırakılmamasını sağlayan son derece hassas bir denge noktası işlevi gördüğünü yorumlar.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla