فَقَدَرْنَاۗ فَنِعْمَ الْقَادِرُونَ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Mürselât Sûresi, 23. Ayet
Daralt
X
-
23. ‘Ölçüleri biz koyduk; ne de güzel ölçmüşüzdür!’’
24. ‘‘Hakkı yalanlayanların o gün vay haline!’’
Ölçüleri biz koyduk. “Fekadernâ” (فَقَدَرْنَا) kelimesi, “fekaddernâ” (فَقَدَّرْنَا) şeklinde de okunmuştur. “Kaderna’ okunduğunda âyetin mânası şöyle olur: “Biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık”. “Kaddernâ” şeklinde okunduğunda ise düzgün bir şekilde yarattık anlamına gelir. Tıpkı şu ilâhî beyanda belirtilen hikmetin gerektirdiği gibi: “Ölçülü ve amaçlı yapan, yol gösteren (Rabb’inin adını tenzih ederek an)”. Ne de güzel ölçmüşüzdür! Yani o ne güzel bir kadirdir! Bu beyan, alâmet ve nimetlerin bahsedildiği bir üslupta gelmektedir. Buna göre mâna şöyle olur: Size bunu yapan Allah’tır. Sizden hiçbir kimse size bu fiili yapamaz.
Yorum
-
Kadernâ (فَقَدَرْنَا)
İbn Fâris, "k-d-r" kökünün temel olarak bir şeyin sınırını, miktarını ve nihai şeklini belirlemek anlamına geldiğini, aynı zamanda bir işi gerçekleştirmeye yönelik tam bir güç ve otoriteyi (kudret) ifade ettiğini belirtir; ayette insanın yaratılış süreçlerinin ilahi bir ölçüyle düzenlenmesini karşıladığını açıklar. Râgıb el-İsfahânî, "takdir" kavramının bir varlığın miktarını ve keyfiyetini hikmete uygun şekilde tayin etmek olduğunu vurgulayarak, buradaki "kedernâ" fiilinin Allah'ın her bir varlığı kendine has bir nizam ve denge içinde varetme eylemini anlattığını detaylandırır. Celaleddin el-Suyuti, fiilin birinci çoğul şahıs formunda gelmesinin ilahi azamete işaret ettiğini ve yaratılışın her aşamasının mutlak bir bilgi ve kudretle planlandığı yönündeki klasik dilbilimsel yorumu tasdik eder. Toshihiko Izutsu, kökün anlambilimsel alanında "ölçüp biçme" eyleminin merkezi olduğunu, Kur'an'ın bu kelimeyle yaratılışı tesadüften arındırıp onu ilahi bir mimari projeye dönüştürdüğünü; "kadernâ" vurgusunun bu ontolojik planlamanın kesinliğini simgelediğini vurgular. Prof. Dr. Sadık Kılıç, kelimenin kökenindeki güç ve miktar belirleme anlamlarının iç içe geçtiğini, ilahi iradenin maddeye şekil verirken ona bir sınır ve gaye yüklediğini etimolojik bir kesinlikle ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin "güç yetirdik" ve "ölçü koyduk" manalarını bir arada barındırdığını, insanın ana rahmindeki biyolojik dönüşümünün her bir saniyesinin bu ilahi takdirin (planın) bir sonucu olduğunu dilsel düzlemde belirtir.
Ni'me (نِعْمَ)
İbn Fâris, "n-a-m" kökünün yumuşaklık, genişlik, rahatlık ve hayır anlamlarını taşıdığını; "ni'me" kelimesinin ise dilde bir şeyi yüceltmek ve onun üstünlüğünü ortaya koymak için kullanılan bir övgü (medih) fiili olduğunu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, bu lafzın bir varlığın veya eylemin taşıdığı mutlak hayrı ve güzelliği bildirdiğini, ayette ise Allah'ın ölçüp biçme (takdir) eyleminin ne denli mükemmel ve kusursuz olduğunu vurgulayan bir takdir ifadesi olarak yer aldığını açıklar. Celaleddin el-Suyuti, kelimenin lügat anlamına dayanarak, tefsir geleneğinde bu sözcüğün ilahi sanatın eşsizliğini ve yaratılıştaki hikmetin eksiksizliğini mühürleyen bir övgü makamı olduğunu tasdik eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, kelimenin kökenindeki nimet ve iyilik kavramlarıyla olan bağına dikkat çekerek, ilahi planlamanın sadece bir güç gösterisi değil, aynı zamanda varlığa sunulmuş en büyük lütuf ve "iyi"nin tecellisi olduğunu belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin "ne güzel, ne mükemmel" manasına geldiğini, yaratılışın başlangıcından itibaren takip edilen sürecin (takdirin) sonucundaki sanatsal ve işlevsel yetkinliği öven dilsel bir vurgu olduğunu tahlil eder.
Kadirûn (الْقَادِرُونَ)
İbn Fâris, "k-d-r" kökünden türeyen bu ism-i fail formunun, hem mutlak güç sahibi olmayı hem de her şeye en uygun ölçüyü vermeyi (mukaddir) temsil ettiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "Kadir" sıfatının Allah'ın dilemesi halinde her şeyi yapabilecek bir kudrete sahip olmasını ve her varlığa kendi sınırlarını çizmesini ifade ettiğini; çoğul formun (kadirûn) ise bu ilahi vasfın kuşatıcılığını ve büyüklüğünü anlattığını detaylandırır. Celaleddin el-Suyuti, kelimenin tefsirî ve etimolojik arka planında, yaratılış nizamını en ince ayrıntısına kadar planlayıp gerçekleştiren mutlak iradeye yönelik bir tazim (yüceltme) bulunduğunu tasdik eder. Toshihiko Izutsu, "k-d-r" kökünün Kur'an'ın ontolojik yapısında kaosun zıddı olan "nizam"ı kuran gücü simgelediğini; "kadirûn" isminin, evrendeki her oluşun arkasında her şeyi ölçüp biçen, kontrol eden ve gerçekleştiren bir otoritenin varlığını etimolojik bir kesinlikle mühürlediğini vurgular. Prof. Dr. Sadık Kılıç, kelimenin anlambilimsel çerçevesinde yer alan "güç ve yetkinlik" vurgusunun, yaratılışın rastgelelikten uzak, tam bir ustalık ve kudretle nihayete erdirildiğini ifade ettiğini belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin "ölçü koyanlar" veya "güç yetirenler" manasına geldiğini, bir önceki ayetteki eylemi ("kadernâ") isimleştirerek pekiştirdiğini ve ilahi nizamın yapı taşlarını döşeyen o mutlak iradenin sarsılmaz otoritesini dilsel düzlemde ifade eder.
Yorum
Yorum