فَجَعَلْنَاهُ ف۪ي قَرَارٍ مَك۪ينٍۙ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Mürselât Sûresi, 21. Ayet
Daralt
X
-
21-22. ''Onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirdik!''
Onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirdik. Âyetin metninde yer alan “karâr mekîn” (قرار مكين) (sağlam yer) ana rahmidir. Allah Teâlâ, ana rahmini önemsenmeyen suyun tutunacağı sağlam bir yer yapmıştır. Ve o sudan rahme tutunan alaka (zigot) ve belli belirsiz bir et parçası (mudğa) yaratmıştır. Söz konusu su, Cenâb-ı Hakk’ın çıkmasını belirlediği vakte kadar orada kalır.
Yorum
-
Cealnâ (جَعَلْنَاهُ)
İbn Fâris, "c-a-l" kökünün bir şeyi bir yerden bir yere koymak, bir halden başka bir hale çevirmek ve bir şeyi bir amaç doğrultusunda yerleştirmek anlamlarına geldiğini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "ce'l" kavramının yaratma ve inşa etme süreçlerindeki işlevsel yerleştirmeyi temsil ettiğini belirterek; bu ayette "zayıf suyun" (nutfenin) biyolojik bir nizam içerisinde korunaklı bir alana yerleştirilmesi eylemini karşıladığını detaylandırır. Toshihiko Izutsu, kökün ontolojik bir tasarım içerdiğini, rastgele bir koyma değil, ilahi bir amaç ve hikmetle belirli bir fonksiyon yükleyerek konumlandırma manasını taşıdığını vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin "onu yerleştirdik" veya "kıldık" manasından hareketle, insanın yaratılış serüvenindeki o kritik geçiş aşamasının bizzat ilahi kudret eliyle ve belirli bir nizama göre gerçekleştirildiğini dilsel düzlemde mühürlediğini belirtir.
Karâr (قَرَارٍ)
İbn Fâris, "k-r-r" kökünün temel anlamının sükunet, sabitlik, bir yerde yerleşip kalmak ve hareketin sona ermesi olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "karâr" kelimesinin bir şeyin istikrar bulduğu, sarsılmadan durabildiği yer anlamına geldiğini; etimolojik olarak ise "serinlik" (berd) ile ilişkilendirilerek, istikrarın getirdiği huzur ve dinginliğe de işaret ettiğini açıklar. Celaleddin el-Suyuti, ayetteki bu kelimenin nutfenin ana rahminde yerleştiği güvenli ve sabit mekanı ifade etmek üzere seçilmiş en uygun dilbilimsel karşılık olduğunu tasdik eder. Toshihiko Izutsu, kökün anlambilimsel alanında kaosun durulması ve formun sabitlenmesi fikrinin yattığını, yaratılışın bu evresinde maddenin (nutfenin) dağılmadan muhafaza edileceği ontolojik bir "durak" noktasını temsil ettiğini vurgular. Prof. Dr. Sadık Kılıç, "karâr" kelimesinin burada yaratılışın sürekliliği için zaruri olan sarsılmaz bir dengeyi ve embriyonun gelişimi için sağlanan statik ortamı etimolojik bir kesinlikle yansıttığını ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin sözlük manasından yola çıkarak, ana rahminin dış etkenlerden yalıtılmış ve nutfenin tutunup büyümesine elverişli "kararlı ve sabit bir yer" oluşuna dikkat çekildiğini belirtir.
Mekîn (مَكِينٍ)
İbn Fâris, "m-k-n" kökünün kuvvet, kudret, sağlamlık ve bir şeyi sıkıca tutma yeteneği anlamlarına geldiğini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "mekîn" sıfatının hem fiziksel sağlamlığı hem de yüksek bir mertebe ve statüye (mekânet) sahip olmayı içerdiğini; buradaki kullanımın, o yerleşim yerinin (ana rahminin) hiçbir zafiyet barındırmayan, son derece güvenli ve korunaklı bir sığınak olduğunu nitelediğini açıklar. Arthur Jeffery, kökün Sami dillerindeki kökenlerine atıf yaparak, yerleşmek ve sağlamlaştırılmak anlamındaki kadim terminolojinin Kur'an'da bir mekanın niteliği olarak özelleştiğini belirtir. Toshihiko Izutsu, kelimenin anlambilimsel çerçevesinde "güç" ve "istikrar" kavramlarının birleştiğini; "mekîn" sıfatının, yaratılan canlının orada ilahi bir koruma altında, sarsılmaz bir sağlamlıkla tutulduğunu ifade ettiğini vurgular. Prof. Dr. Hidayet Aydar, kelimenin "sapasağlam, emniyetli" manasına gelerek, "karâr" kelimesini nitelediğini ve biyolojik olarak nutfenin dış dünyadan tam manasıyla tecrit edildiği mükemmel bir sığınağı betimlediğini ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin kök anlamındaki sağlamlıktan hareketle, insanın yaratıldığı mekanın fiziksel olarak ne kadar muhkem ve sarsıntılara karşı ne kadar dayanıklı kılındığının bu kelimeyle dilsel olarak taçlandırıldığını belirtir.
Yorum
Yorum