Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Mürselât Sûresi, 13. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Mürselât Sûresi, 13. Ayet

    لِيَوْمِ الْفَصْلِۚ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Liyevmi-lfasl(i)

    Yorum

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      12. “Bütün bunlar hangi güne ertelenmiştir?”

      13. “Ayırım gününe.”


      Bütün bunlar hangi güne ertelenmiştir? “Üccilet” ve “ukkitet” fiilleri aynıdır. Çünkü erteleme anlamına olan “te’cîl”in içinde “vakit belirleme”, vakit belirleme anlamına olan “tevkît”in içinde de “erteleme” anlamı vardır. Bundan sonra Cenâb-ı Hak ayırım gününe ifadesiyle azabın geliş zamanını beyan etmektedir. Ayırım gününden maksat “hüküm ve yargı günü”dür. Allah Teâlâ bir âyette meâlen “Eğer Rabb’in tarafından daha önce söylenmiş bir söz ve belirlenmiş bir vade olmasaydı, hemen yakalarına yapışılırdı” derken bir başka âyette şöyle buyurmuştur: “Eğer Rabb’in katından daha önce verilmiş bir söz olmasaydı ayrılığa düştükleri konuda aralarında hüküm verilir, iş bitirilirdi”. Allah tarafından daha önceden verilmiş sözün, amellere yönelik karşılığın dirilme gününe kadar ertelenmesi olabilir. Bu gün, ceza günü yapılmıştır. Amellere karşılığın verilmesi de bu gözlem yoluyla olacaktır. Dünya, meşakkat ve imtihan yurdu yapılmıştır, bu da kanıtlar ve delillerle olur. Allah Teâlâ âdeta şöyle demektedir: Cezanın ve azabın erteleneceğine dair daha önceden verilmiş bir söz olmasaydı inkâr etme sebebiyle azap bu dünyada başlarına gelirdi. Ancak başka bir mâna daha muhtemeldir: Cenâb- ı Hak, ceza ve ikabı öncekilerle sonrakilerin bir araya geleceği güne ertelemiştir. Allah Teâlâ dünyada insanoğlunun yaratılışını [birbiri ardınca] gelmek şeklinde takdir etmiştir. [Toptan yaratılmalarını takdir etmemiştir. Bundan dolayı da azap] bu güne [ertelenmiştir.] Çünkü o gün toplanmanın gerçekleşeceği gündür. En doğrusunu Allah bilir. Bu güne “yevmü’l-fasl” “ayırım günü” denilmesi, o gün yargılama yapılacağı ve hüküm verileceği içindir. Ve çünkü o gün, bedbaht olacaklarla mutlu olacakların kalacakları yerin ortaya çıkacağı gündür. O gün dostlarla ve düşmanların aralarının ayrılacağı ya da hasımların aralarının ayrılacağı gündür. En doğrusunu Allah bilir.

      Yorum

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Yevm (يَوْمِ)

        İbn Fâris, "y-v-m" kökünün sözlükte bilinen bir zaman dilimini, gündüzü veya mutlak bir süreyi ifade ettiğini belirtir; bu ayetin bağlamında ise sıradan bir takvim gününü değil, elçilerin şahitliklerinin ertelendiği o büyük ve dehşetli hesap zamanını karşıladığını etimolojik olarak açıklar. Râgıb el-İsfahânî, "yevm" kavramının sadece güneşin doğuşundan batışına kadar olan süreyi değil, aynı zamanda uzun veya kısa herhangi bir olayın gerçekleştiği vakti de kapsadığını, burada ilahi adaletin tecelli edeceği o spesifik eskatolojik dönemi anlattığını detaylandırır. Arthur Jeffery, "y-v-m" kökünün Aramice ve Süryanicedeki "yevmâ" formlarıyla köndeş olduğunu ve Sami dil ailesinin bu ortak zaman ölçüsü kavramının, Kur'an'da "Hesap Günü"nün varoluşsal ağırlığını ifade eden teknik ve dramatik bir terminolojiye dönüştüğünü kaydeder. Toshihiko Izutsu, kelimenin Kur'an'ın anlambilimsel dünyasında dünyevi zaman akışının kesintiye uğradığı, tarihin son bulduğu ve insanın ilahi yargılamayla yüzleştiği o kaçınılmaz "an"ı temsil ettiğini, dolayısıyla kelimenin salt bir zarf olmaktan çıkıp ontolojik bir dehşet boyutu kazandığını vurgular. Angelika Neuwirth, erken Mekki apokaliptik yapıda bu kelimenin, önceki ayetlerde sorulan retorik soruların cevabındaki zaman parametresini oluşturduğunu ve kıyamet sahnelerinin kilit taşı olarak işlev gördüğünü tahlil eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin lügat anlamıyla zaman dilimini ifade etse de, ayetin bağlamında hemen ardından gelen tamlamayla ("fasl") birleşerek sıradan bir günü değil, kesin hükmün verileceği o dehşetli ahiret gününü zihinlere kazıdığını dilsel düzlemde belirtir.

        Fasl (الْفَصْلِ)

        İbn Fâris, "f-s-l" kökünün temel anlamının iki nesnenin veya iki durumun arasını ayırmak, birbirinden koparmak ve aralarına bir sınır çekmek olduğunu belirtir; ayette hak ile batılın, inanan ile inkar edenin kesin hatlarla birbirinden ayrılacağı hüküm gününü ifade ettiğini ortaya koyar. Râgıb el-İsfahânî, "fasl" kavramının iki şey arasına karışıklığı giderecek şekilde bir engel koymak manasına geldiğini vurgulayarak, bu bağlamda ilahi yargılamanın insanlar arasındaki tüm ihtilafları ve belirsizlikleri ortadan kaldırarak nihai hükmü kesip atmasını etimolojik olarak detaylandırır. Celaleddin el-Suyuti, kelimenin tefsir geleneğindeki izlerini takip ederek, bu sözcüğün yaratıklar arasındaki davaların çözüme kavuşturulduğu, haklı ile haksızın arasının ayrıldığı o mutlak karar gününü simgeleyen dilbilimsel yapısını tasdik eder. Toshihiko Izutsu, kökün anlambilimsel sahasında sadece fiziksel bir ayrışmanın değil, ahlaki ve ontolojik bir yarılmanın bulunduğunu; "Fasl Günü"nün, dünyadaki ahlaki karmaşanın ilahi bir müdahaleyle bıçak gibi kesilerek mutlak bir netliğe kavuşturulduğu kozmik bir ayrışma anı olduğunu tahlil eder. Angelika Neuwirth, erken Mekki surelerin eskatolojik sözlüğünde "fasl" kelimesinin merkezi bir role sahip olduğunu, evrendeki kaosun ardından gelen bu günün, ilahi adaletin yeni ve sarsılmaz bir kozmos (düzen) inşa ettiği nihai sınır çizgisi olarak konumlandığını belirtir. Prof. Dr. Sadık Kılıç, kelimenin kökenindeki derin ayırma ve kesip atma anlamının, ilahi kriterin hakikati ortaya koymadaki keskinliğini ve o gün verilecek hükümlerin geri döndürülemezliğini etimolojik bir güçle ortaya koyduğunu ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin "ayırmak, hükme bağlamak" manalarından hareketle, ayetin tamlaması içinde "Kesin Hüküm ve Ayrışma Günü" anlamına geldiğini, elçilerin şahitliğinin tam da bu mutlak adaletin sağlanması amacıyla bu spesifik güne ertelendiğini dilsel düzlemde ifade eder.

        Yorum

        İşleniyor...
        X