Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Mürselât Sûresi, 6. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Mürselât Sûresi, 6. Ayet

    عُذْراً اَوْ نُذْراًۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    ‘Użran ev nużra(n)

    Yorum

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      ‘‘Mazereti ortadan kaldırmak veya uyarmak için vahyi iletenlere!’’

      Mazereti ortadan kaldırmak veya uyarmak için. “Uzran” (عُذْرًا), yani Allah Teâlâ'nın insanların ileri sürecekleri mazereti ortadan kaldırması için demektir. O da şudur: Cenâb-ı Hak peygamberler göndermiş, kitaplar indirmiş ve delilleri beyan etmiştir ki bundan sonra hiç kimsenin O’na karşı bir bahanesi kalmasın. İşte bu, Allah Teâlâ'nın ikazıdır. “Nüzran” (نُذْرًا) uyarmak için demektir. Yani Allah Teâlâ onları uyarmış ve kendilerini helâk etmekte acele davranmamıştır. Aksine onlara kaçınmak ve sakınmak gereken eylemlerle, yapılması ve yerine getirilmesini istediği davranışları beyan etmiştir. İşte bu uyarıdır. Rüzgârların belirttiğimiz gibi yorumlanması durumunda onlar, Allah Teâlâ'nın nimetlerini ve intikamını hatırlatan unsurlar olurlar. Bunda, nimeti veren ve intikam alacak olan varlığın hatırlatılmasının gerekliliği vardır. Nimet verenin hatırlatılmasında mazereti ortadan kaldırma ve uyarı vardır. En doğrusunu Allah bilir.

      Yorum

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Uzran (عُذْرًا)

        İbn Fâris, "a-z-r" kökünün bir hatayı gidermek, mazereti kesmek veya birini kınamadan kurtarmak anlamlarına geldiğini belirterek, bu bağlamda kelimenin Allah'a karşı sorumluluktan kurtulmak için sunulan bir mazeret veya hakkın ortaya konması anlamına geldiğini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin kökenindeki mazeret bildirme eyleminin, bilgisizliği ortadan kaldırarak kusuru silme çabası olduğunu açıklar; ayette ilahi mesajın insanları cehalet bağından kurtarıcı bir gerekçe olarak sunulduğunu belirtir. Celaleddin el-Suyuti, vahyi ulaştıran meleklerin, insanların kıyamet gününde öne sürebilecekleri bahaneleri ortadan kaldırmak üzere ilahi bir mazeret ve gerekçe getirdikleri yönündeki klasik dilbilimsel yaklaşımı aktarır. Toshihiko Izutsu, kökün Kur'an'ın ahlaki-hukuki semantik alanındaki yerine değinerek, "uzr" kavramının ilahi adalet sisteminde insanın bilgisizlik iddiasını çürüten ve mesuliyeti başlatan ontolojik bir sınır işlevi gördüğünü tahlil eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, kelimenin anlambilimsel derinliğindeki ahlaki sorumluluk vurgusuna dikkat çekerek, ilahi mesajın insanların kendi vicdanlarında hiçbir açık kapı bırakmayacak bir gerekçe (mazeret) olarak indirildiğini ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin doğrudan "mazeret teşkil etmek" manasını taşıdığını ve vahyin, inananlar için bir arınma vesilesi, inanmayanlar içinse ahirette hesap verirken sunacakları bahaneleri çürüten bir delil ve gerekçe olarak sunulduğunu belirtir.

        Nüzrân (نُذْرًا)

        İbn Fâris, "n-z-r" kökünün temel anlamının bir şeyi bilip ondan sakınmak veya birine gelecekteki bir tehlikeyi bildirerek onu tedbir almaya sevk etmek olduğunu belirtir; burada ilahi azaba karşı yapılan şiddetli uyarıyı karşıladığını ortaya koyar. Râgıb el-İsfahânî, "inzâr" eyleminin basit bir bilgilendirmeden ziyade, içinde korkutma ve sakındırma barındıran bir haber verme işi olduğunu vurgulayarak, kelimenin yaklaşan ilahi hesaba karşı duyulan varoluşsal teyakkuzu anlattığını ifade eder. Celaleddin el-Suyuti, ayetteki bu kelimenin, melekler tarafından getirilen vahyin inkarcılara yönelik taşıdığı korkutucu ve caydırıcı tehdit boyutunu etimolojik olarak temsil ettiğini tasdik eder. Arthur Jeffery, "n-z-r" kökünün adak adama ve kutsama etrafında şekillenen eski Sami kökenlerine atıf yaparak, Kur'an Arapçasında bu kökün spesifik olarak eskatolojik (ahirete dair) bir uyarı ve korkutma terminolojisine dönüşerek yepyeni bir anlambilimsel derinlik kazandığını kaydeder. Toshihiko Izutsu, "nüzür" kavramının Kur'an'ın korku teolojisi içindeki merkezi rolüne dikkat çekerek, bunun insanı içinde bulunduğu gaflet (habersizlik) uykusundan sarsarak uyandırmayı hedefleyen psikolojik ve ontolojik bir şok dalgası olduğunu belirtir. Angelika Neuwirth, erken Mekki surelerin apokaliptik yapısı içerisinde "nüzrân" kelimesinin, kozmik yeminlerle inşa edilen gerilimi zirveye taşıyan ve dinleyiciyi doğrudan ahiret korkusuyla yüzleştiren retorik bir uyarı mekanizması olarak işlev gördüğünü tahlil eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin "uyarı ve korkutma" manasını merkeze alarak, önceki kelimeyle birleşip vahyin ikili karakterini tamamladığını; mesajın muhataplar için ya bir mazeret/arınma ya da hesaba çekilmeden önceki nihai ve kesin bir ihtar niteliği taşıdığını dilsel düzlemde ifade eder.

        Yorum

        İşleniyor...
        X