وَاَنْفِقُوا مِمَّا رَزَقْنَاكُمْ مِنْ قَبْلِ اَنْ يَأْتِيَ اَحَدَكُمُ الْمَوْتُ فَيَقُولَ رَبِّ لَوْلَٓا اَخَّرْتَـن۪ٓي اِلٰٓى اَجَلٍ قَر۪يبٍۙ فَاَصَّدَّقَ وَاَكُنْ مِنَ الصَّالِح۪ينَ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Münâfikûn Sûresi, 10. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: mühlet isteği, infak, münafikun 10, münafikun suresi 10. ayet, ölüm, salihlerden olma isteği, sadaka, münafikun suresi, rab, ecel, rızık
-
Her birinize ölüm gelip, 'Rabb'im! Ne olur bana azıcık daha süre tanısan da gönüllü yardımlarda bulunsam ve iyi kişilerden olsam!' diye yalvarmadan önce size verdiğimiz rızıklardan başkaları için de harcayın.
Size verdiğimiz rızıklardan başkaları için de harcayın. Bu beyanın, “Mallarınız da çocuklarınız da sizi Allah'ı anmaktan alıkoymasın” mealindeki âyetin bağlantı cümlesi olması mümkündür. Şayet öyle olursanız, bu sizin infak etmenizi engeller anlamına gelir. Allah rızası için harcama yapmaktan çekindiğiniz takdirde mal ve evlat sevginiz artar, neticede de Allah Teâlanın birliğini ve resûlüne itaati unutursunuz.
Bana azıcık daha süre tanısan. Bazıları şöyle der: Böylesi İlâhî hakları terkettiğinden kendisine yönelen helâki ve azabı görünce geri dönmeyi temenni eden İbn Abbâs'ın (r.a.) şöyle dediği rivayet edilmiştir: Şayet ölüm sırasında iyi bir durum görseydi geri dönmeyi istemezdi. En doğrusunu Allah bilir ya, bize göre bu âyetin anlamı şudur: O, gönüllü yardımlarda (tasadduk) bulunmak için geri dönmek ister; sadece özel bir bağışta bulunmak için değil, sâlihlerden ve muvahhitlerden olmak için bağışta bulunmak niyetiyle geri dönmek ister. Tevhidi terk eden insana ölüm vakti geldiğinde, o cezayı ve felâketi gördüğü için geri dönmek istiyor denilmesi doğrudur. Bu âyet, eğer mümin ve muvahhit kişilere hitap ediyorsa şu anlama gelir: Onlar bazı küçük günahlar işledikleri, kendilerine güzellikleri kazandıracak şeyleri terk ettikleri ve Cenâb-ı Hakk’ın farz kıldığı ibadetlerde kusurlu oldukları için Rab’lerinden utanır ve geri dönmek isterler. Allah’ın kendisine yüklediği görevleri ve farz kıldığı şeyleri terk ederek Rabb’inin huzuruna gitmekten, şüphesiz ki her mümin utanır.
Yorumu Yorumla
-
Enfikû (أَنْفِقُوا)
İbn Fâris, n-f-k kökünün temel olarak bir şeyin tükenmesi, harcanması veya bir tünel/delik vasıtasıyla bir yerden başka bir yere çıkıp gitmesi anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "infâk" kavramını malı hayır yolunda harcamak olarak tanımlar ve bunun dini bir yükümlülük olduğunu ifade eder; ayetteki emir kipinin, ölüm gelmeden önce malın toplumsal fayda için elden çıkarılmasının zorunluluğuna işaret ettiğini belirtir. Toshihiko Izutsu, infâkı İslam'ın etik sisteminde "mülkiyetin mutlak sahibinin Allah olduğu" bilinciyle yapılan bir "arınma" eylemi olarak analiz eder; münafıkların "vermeyin" (infâk etmeyin) çağrısına karşı, burada müminlere yönelik yapılan "verin" çağrısının, imanın pratik bir sınavı olduğunu vurgular. Arthur Jeffery, kelimenin semitik kökenlerini araştırırken Aramice "nefaka" (masraf, harcama) kelimesiyle olan paralelliğine ve bu terimin erken İslam toplumunda dini bir vergi ve bağış terminolojisi olarak nasıl yerleştiğine dikkat çeker. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, buradaki infâk çağrısının sadece bireysel bir sadaka değil, Medine toplumundaki sosyal adaleti sağlayan ve mülteci durumundaki Muhacirleri destekleyen merkezi bir ekonomik eylem olduğunu belirtir.
Razaknâkum (رَزَقْنَاكُمْ)
İbn Fâris, r-z-k kökünün temel olarak birine verilen pay, nasip ve faydalanılan her türlü bağış anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, rızkın hem maddi (yiyecek, mal) hem de manevi (bilgi, hidayet) boyutları olduğunu; ayette "bizim size verdiğimizden" ifadesinin kullanılmasının, harcanan malın aslında kişiye ait olmadığını, Allah'ın bir emaneti olduğunu hatırlattığını ifade eder. Toshihiko Izutsu, rızık kavramını "Veren" (Rezzâk) ile "Alan" (Merzûk) arasındaki ontolojik ilişki üzerinden inceler; insanın infâk ederken aslında kendine ait bir şeyi değil, ilahi kaynaktan ona akan bir nimeti geri çevirdiğini vurgular. Prof. Dr. Sadık Kılıç, rızkın insana bir sorumluluk yüklediğini, ayetteki "nâ" (Biz) vurgusunun mülkiyetin aşkın kaynağını belirterek insanı mülkiyet kibrinden arındırdığını belirtir.
Ye’tiye (يَأْتِيَ)
İbn Fâris, e-t-y kökünün bir şeyin gelmesi, ulaşması ve bir yere varması anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, bu fiilin genellikle kolaylıkla ve bir amaç doğrultusunda gerçekleşen "gelme" eylemleri için kullanıldığını; ölümün gelmesinin (ityân), kaçınılmaz bir varış ve hayatın doğal bir sonucu olarak sunulduğunu ifade eder. Toshihiko Izutsu, bu fiilin zaman ve mekan boyutunda bir karşılaşmayı simgelediğini, burada insanın beklemediği bir anda ölümle yüz yüze gelme anını dramatikleştirdiğini belirtir.
Mevtu (الْمَوْتُ)
İbn Fâris, m-v-t kökünün temel olarak canlılığın, hareketin ve duygunun ortadan kalkması, bir şeyin sakinleşmesi anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, mevtin hayvani gücün kesilmesi olduğunu ancak ruhun bekası bağlamında bir hal değişimi olarak görüldüğünü; ayette ölümün bir "sınır" ve "geri dönülemez bir eşik" olarak tasvir edildiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, ölüm kavramını Kur'an'ın dünya görüşünde "hayat"ın (hayât) zıddı olarak değil, varoluşun farklı bir aşamasına geçiş ve dünyevi eylemlerin muhasebe anı olarak analiz eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), ölümün Kur'an'da bir "yakîn" (kesin gerçek) olarak sunulduğunu ve insanın erteleme talebinin bu mutlak gerçek karşısındaki acziyetini gösterdiğini belirtir.
Yekûle (يَقُولَ)
İbn Fâris, k-v-l kökünün seslerin bir anlam ifade edecek şekilde tertip edilmesi ve bir düşüncenin dışa vurulması anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, buradaki "deme" eyleminin sadece sözlü bir beyan değil, pişmanlığın ve çaresizliğin dille ifade edilen en son çığlığı olduğunu ifade eder. Toshihiko Izutsu, bu fiilin ayette bir "arzuhal" ve "yalvarma" formuna dönüştüğünü, insanın son andaki ontolojik dehşetini kelimelere döktüğünü vurgular.
Rabbi (رَبِّ)
İbn Fâris, r-b-b kökünün temel olarak bir şeyi ıslah etmek, tamamlamak, korumak, bir şeyin sahibi ve efendisi olmak anlamlarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "Rab" isminin varlıkları aşama aşama kemale erdiren mürebbi anlamına geldiğini; insanın tam ölüm anında bu isme sığınmasının, yaratıcısının merhametine ve sahipliğine duyduğu nihai ihtiyacı temsil ettiğini ifade eder. Arthur Jeffery, kelimenin semitik dillerdeki (Aramice ve Süryanice 'Rabbâ') kökenlerini inceleyerek, kelimenin otorite ve sahiplik anlamlarının İslam öncesi dönemden beri bilindiğini ancak Kur'an'da mutlak ve tekil bir ilahi otoriteye has kılındığını belirtir. Toshihiko Izutsu, Rab kelimesini "kul-efendi" (abd-rab) ilişkisinin merkezi terimi olarak analiz eder ve bu hitabın en zor anlarda yapılan en samimi sığınma olduğunu vurgular.
Ahhartenî (أَخَّرْتَنِي)
İbn Fâris, e-h-r kökünün bir şeyin arkası, sonu ve bir şeyi geriye bırakmak anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "te'hîr"in bir eylemin vaktini ertelemek ve onu sonraya bırakmak olduğunu; insanın ölüm anındaki bu talebinin, imtihan süresini uzatma isteği ve kaçırılan fırsatları telafi etme çabası olduğunu ifade eder. Toshihiko Izutsu, bu kelimenin insanın "zaman" algısıyla olan çatışmasını gösterdiğini, biten vaktin (ecel) ötesine geçme arzusunun imkansızlığını simgelediğini belirtir.
Ecelin (أَجَلٍ)
İbn Fâris, e-c-l kökünün bir şey için belirlenmiş vakit, süre ve son mühlet anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, ecelin her varlık için tayin edilen hayat süresinin sonu olduğunu; ayette "karîb" (yakın) sıfatıyla birlikte kullanılmasının, insanın çok kısa bir süreye bile razı olacak kadar büyük bir pişmanlık içinde olduğunu gösterdiğini ifade eder. Toshihiko Izutsu, ecel kavramının Kur'an'da Tanrı'nın mutlak iradesiyle belirlenmiş, değiştirilemez bir "zaman sınırı" (limit) olduğunu ve bu sınırın aşılmasının söz konusu olamayacağını analiz eder.
Karîbin (قَرِيبٍ)
İbn Fâris, k-r-b kökünün temel olarak bir şeyin diğerine mesafece veya zaman olarak yaklaşması, uzaklığın zıddı anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kurbiyetin hem mekan hem de mertebe olarak yakınlık ifade ettiğini; burada ise talep edilen ek sürenin çok az ve sınırlı olduğunu vurgulamak için kullanıldığını açıklar.
Assaddeka (أَصَّدَّقَ)
İbn Fâris, s-d-k kökünün doğruluk, sertlik ve bir şeyin gerçeğe uygun olması anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "sadaka"nın (tasadduk) kişinin imandaki sadakatini kanıtlamak için verdiği mal olduğunu; kelimenin "sıdk" (doğruluk) kökünden gelmesinin, bu harcamanın kalpteki inancın en büyük ispatı oluşundan kaynaklandığını ifade eder. Toshihiko Izutsu, sadaka kavramını imanın "doğrulanması" (tasdîk) eylemiyle ilişkili olarak analiz eder; ayette pişman olan insanın ilk iş olarak sadaka vermeyi istemesi, malın mülkiyetinden vazgeçmenin inancın en zor ve en hakiki testi olduğunu bildiğini gösterir. Arthur Jeffery, kelimenin İbranice "tzedakah" (doğruluk, dindarlık, yardım) ile olan yakın ilişkisine ve semitik gelenekteki "dini yükümlülük olarak yardım" anlamındaki gelişimine dikkat çeker.
Sâlihîn (الصَّالِحِينَ)
İbn Fâris, s-l-h kökünün bozulmanın (fesad) zıddı olduğunu, bir şeyin tam, uygun, faydalı ve doğru olması anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "salâh"ın her türlü aşırılıktan uzak, ilahi rızaya uygun eylem ve hal olduğunu; sâlihlerin ise bu nitelikleri hayat tarzı haline getirmiş kimseler olduğunu ifade eder. Toshihiko Izutsu, "sâlih" terimini Kur'an'ın "iman" ve "amel" dengesindeki en kapsayıcı insan tipi olarak analiz eder; münafıkların "fasid" (bozguncu) karakterine zıt olarak, sâlih olmanın hem bireysel arınmayı hem de toplumsal barışı temsil ettiğini vurgular. Prof. Dr. Sadık Kılıç, sâlih olmanın bir varoluşsal "uygunluk" ve "dürüstlük" durumu olduğunu, ölüm anındaki insanın bu statüye erişme arzusunun aslında kaybettiği insanlık onurunu geri kazanma çabası olduğunu belirtir.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla