كَلَّٓا اِنَّهُ تَذْكِرَةٌۚ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Müddessir Sûresi, 54. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: dileyen öğüt alır, müddessir suresi, müddessir 54, müddessir suresi 54. ayet, asla, öğüt, kuran, zikir
-
54. "Asla! Ama bilsinler ki bu, gerçekten bir öğüttür, uyarıdır!"
55. "Dileyen ondan öğüt alır."
56. "Ve Allah dilemeksizin onlar öğüt alamazlar. Sakınılmaya lâyık olan da Odur, mağfiret sahibi de Odur."
Asla! Ama bilsinler ki bu, gerçekten bir öğüttür, uyarıdır! Dileyen ondan öğüt alır. Bu âyetin mânasını ileride Abese sûresine geldiğimizde ve “Allah dilemeksizin onlar öğüt alamazlar” meâlindeki âyetin anlamını da Tekvîr sûresine ulaştığımızda inşallah açıklayacağım.
Takva Sahiplerinin özellikleri
Sakınılmaya lâyık olan da O’dur. Müfcssiricr, “ehlü’l-takvâ” (أَهْلُ التَّقْوَى) tabirinin, Allah 'İcâlâ ile ilgili olduğunu söylemi.şlerdir. Bu ibarenin insana yönelik olması da mümkündür. Bu durumda “öğüt alan” (ذَكَرَهُ) mânasında olur. Görmez misin ki Allah Icâlâ meâlcn şöyle buyurmuştur: “Onları takva sözüne bağlı kıldı. Zaten onlar bu sözü hak etmişlerdi, onlar buna lâyıktı”. Örnek verdiğimiz âyette “takvâ sözüne bağlı olanlar” takvâ sahipleri olarak gösterilmiştir. “Ehlü’t-takvâ” tabirinden maksat, Allah Teâlâ olduğu takdirde âyetin yorumu şöyle olur: "Allah, hakları konusunda yanlış yapmaktan ve tökezlemekten sakınılmaya lâyık biridir”. Bu yorumun gerekçesi şudur: Dünyada kişi bir başkasına yanlış yapmaktan ve tökezlemekten şu üç sebepten dolayı kaçınır: Birincisi, ona olan ihtiyacını ve muhtaçlığını gördüğü için o kişiyi yüceltmek ve saygı göstermek amacıyla kendisine karşı yanlış yapmaktan ve ayak sürçmekten kaçınır. Yahut kendisini güçlü ve intikam almaya ehil gördüğü için kaçınır. Veya üzerinde olan nimet ve iyiliklerinin çokluğu sebebiyle kendisinden hayâ ettiği için ona karşı yanlış yapmaktan ve ayak sürçmekten sakınır. Bu saydığımız sebepler insanı yanlış yapmaktan sakınmaya sevk eden faktörler olduğuna, sonra bütün muhlûkat Cenâb-ı Hakk’a muhtaç ve ihtiyaç içinde bulunduklarına, O da üzerlerinde kudret ve otorite sahibi olduğuna, her bir ferde nimet verip ihsanda bulunan O olduğuna göre ululanmaya, intikamından korkulmaya ve kendisinden hayâ edilmeye lâyık olmuş olur. Kim O’ndan sakınırsa bağışlanmaya ehil hale gelir.
Âyetteki "ehlü’t-takvâ” tabirinin “cehennem ateşinden koruyan davranışların kendisinden istenmeye ehil olan” mânasında olması da mümkündür. Şu İlâhî beyanlar buna işaret eder: "Kâfirler için hazırlanmış ateşten sakının”; "Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun”. Sonra Allah Teâlâ bize cehennem ateşinden nasıl sakınılacağım öğreterek meâlen şöyle buyurmuştur: "Ey Rabb’imiz! Bize bu dünyada da iyilik ver, öteki dünyada da iyilik ver; bizi cehennem azabından koru”. Azîz ve Celîl olan Allah, böylece cehennem ateşinden sakınmanın, ihsanı ve rahmetiyle koruması için kendisine sığınmak ve yakarmak olduğunu beyan etmektedir. O başka bir âyette meâlen şöyle buyurmuştur: "Şüphe yok ki şeytan sizin düşmanınızdır, siz de onu düşman bilin”. Dolayısıyla Allah Teâlâ, bize şeytanla savaşmak için ona karşı düşmanca tavır takınmayı emretmekte ve onunla savaşmanın Allah Teâlâ'ya sığınmaktan geçtiğini haber vermektedir. Tıpkı şu İlâhî beyanda olduğu gibi: “Eğer şeytandan bir fitleme seni dürterse hemen Allaha sığm“. Cenâb-ı Hak, bir başka âyette de meâlen şöyle buyurmaktadır: “Ve de ki: ‘Rabbim! Şeytanların gizli kışkırtmalarından sana sığınırım”. Allah, sayesinde koruyacağı vasıtanın kendisinden istenmeye ve düşmanın tuzağını defetmek için kendisine sığınılmaya lâyıktır. Mağfiret sahibi de O’dur. Yani O, kendisinden mağfiret talep edilmeye lâyıktır. Allah bizi takvâ sahibi ve mağfiret lütfettiği kullarından eylesin. Bazıları “ehlü’t-takvâ” ve “ehlü’l-mağfira” tabirlerine “O kendisinden sakınılmaya ve sakınanı bağışlamaya lâyıktır” diye bir mâna vermişlerdir. Yardım istenecek olan yalnız Allah’tır.
Yorumu Yorumla
-
Tezkire (تَذْكِرَةٌ)
Kökü z-k-r harflerinden oluşur. İbn Fâris, bu kökün temel manasının unutmanın zıddı olduğunu, bir şeyi muhafaza etmek, akılda tutmak ve onu bir işaretle belirlemek anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "tezkire" kelimesinin bu ayette, insanın fıtratındaki hakikatleri canlandıran ilahi bir vasıta olduğunu; bir önceki ayette müşriklerin istediği "özel sayfalar" yerine, Kur'an'ın bizzat kendisinin yeterli bir "hatırlatıcı" olduğunu vurgular. Arthur Jeffery, kelimenin etimolojik kökeninde "hatırlatma" eyleminin sürekliliğine dikkat çeker ve Kur'an'ın bu terimi, insanın dini sorumluluklarını sürekli canlı tutan teknik bir "öğüt" (admonition) formu olarak kullandığını belirtir. Toshihiko Izutsu, kelimeyi Kur'an'ın "öğüt verici" (reminder) fonksiyonuyla ilişkilendirir; ona göre "tezkira", insanın gafletten uyanmasını sağlayan ve onu ilahi hitapla yüzleştiren sarsıcı bir hatırlatmadır. Theodor Nöldeke, bu ayetteki "tezkira" vurgusunun, surenin erken Mekke dönemine ait lirik ve sarsıcı yapısını mühürlediğini, Kur'an'ın kendi mahiyetini "öğüt" olarak tescilleyerek polemikleri sonlandırdığını belirtir. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin edebi üslubuna dikkat çekerek, "tezkira"nın burada belirsiz (nekira) gelmesinin, onun azametini ve her türlü öğüdün üzerinde bir "mutlak hatırlatıcı" olduğunu nitelediğini savunur. Angelika Neuwirth, bu kelimenin surenin kapanış bölümünde, vahiyle ilgili tartışmalara son noktayı koyan bir "meta-tanımlama" olduğunu; vahyî mesajın sadece bir bilgi değil, bir "eylem çağrısı" ve her an hatırda tutulması gereken bir uyarı olduğunu ifade eder. Celaleddin el-Suyuti, "tezkira"nın Kur'an'ın isimlerinden ve temel niteliklerinden biri olduğunu, bu ayette ise kitabın bütününe işaret eden bir "sıfat-isim" olarak kullanıldığını ifade eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, "tezkira"nın insanın iç dünyasındaki unutulmuş hakikatleri harekete geçiren ilahi bir uyarıcı olduğunu, Kur'an'ın bu sıfatla kendisini her türlü beşeri talebin ve mucize beklentisinin üzerinde bir otorite olarak sunduğunu belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin burada "öğüt, hatırlatma" manasına geldiğini; müşriklerin peygamberlik ve kitap taleplerine karşı, Kur'an'ın mevcut halinin en büyük öğüt ve yeterli kanıt olduğunu vurguladığını ifade eder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla