ف۪ي جَنَّاتٍۜۛ يَتَسَٓاءَلُونَۙ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Müddessir Sûresi, 40. Ayet
Daralt
X
-
39. "Ancak hakkın ve erdemin tarafında olanlar başka."
40. "Onlar cennetlerdedir; birbirlerine sorular sorarlar"
Ancak hakkın ve erdemin tarafında olanlar başka. “Onlar cennetlerdedir; birbirlerine sorular sorarlar”. “Ashâbu'l-yemîn” Allah Teâlâ’nın “Kitabı sağ tarafından verilen kimse der ki ‘Alın kitabımı okuyun’” meâlindeki beyanında “kitabı sağ tarafından verilen” şeklinde tanıttığı kimselerdir. Cenâb-ı Hak, “ashâbu'l-yemîn”i rehin alınanların arasından istisna etmiştir. Çünkü O, rehinleri “her nefis” şeklinde çoğul lafzıyla ifade etmiştir. Dolayısıyla “hakkın ve erdemin tarafında olanlar”ın bu genellikten istisna edilmeleri yanlış olmamıştır. Yani “ashâbu'l-yemîn” önceden hapisten kurtulmayı hak ettikleri amel işleyenlerdir. Çünkü günahkârlar, günahları karşılığında rehin hale gelmişlerdir. “Ashâbu'l-yemîn” hayır yapmış ve salih amel işlemiştir. Cenâb-ı Hak, “Biz, iman edip dünya ve âhirette yararlı işler yapanların (önceki) kötülüklerini mutlaka sileriz ve onları yaptıklarının daha güzeliyle ödüllendiririz” meâlindeki beyanı doğrultusunda salih amelleri günahlar ve kötü amellere kefâret kılmıştır.
Yorumu Yorumla
-
Cennât (جَنَّاتٍ)
İbn Fâris, c-n-n (c-n-n) kökünün temel manasının bir şeyi gizlemek, örtmek ve duyulardan saklamak olduğunu belirtir; "cennet"e bu ismin verilmesinin sebebinin, sık ağaçları ve bitki örtüsüyle toprağı bütünüyle örtüp gizlemesi olduğunu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "cennet" kelimesinin esasen ağaçları çok ve sık olan bahçe anlamına geldiğini, Kur'an'da ise salih amellerin karşılığı olarak sunulan sonsuz mutluluk yurdunu nitelediğini vurgular; ayetteki çoğul (cennât) formunun, bu mekanın genişliğini, çeşitliliğini ve orada sunulacak nimetlerin tabaka tabaka oluşunu simgelediğini kaydeder. Arthur Jeffery, kelimenin Arapça kökeninin sağlam olduğunu ancak "cennet" teriminin dini bir ıstılah olarak komşu Semitik dillerdeki (İbranice ve Aramice "gan") benzer anlam yükleriyle de ilişkili olabileceğine değinir. Toshihiko Izutsu, kelimeyi Kur'an'ın "ahiret" vizyonundaki merkezi "mekân" terimi olarak değerlendirir; ona göre "cennet", sadece biyolojik bir bahçe tasviri değil, aynı zamanda ilahi rızanın ve selametin somutlaşmış halidir. Angelika Neuwirth, cennet tasvirlerini vahiylerin edebi kurgusu içinde "Sakar" ateşinin tam karşıtı olan "serinlik ve huzur" alanı olarak nitelediğini, "cennât" vurgusunun muhataplarda bir özlem ve güven duygusu yaratmayı amaçladığını belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin burada "bahçeler, cennetler" manasında olduğunu, suçluların (mücrimlerin) durumuna şahitlik edecek olan müminlerin bulundukları o güvenli ve huzurlu mekanları temsil ettiğini ifade eder.
Yetesâelûn (يَتَسَاءَلُونَ)
İbn Fâris, s-e-l (s-e-l) kökünün temel manasının bir şeyin talebi, sorgulanması ve bir konuda bilgi istemek olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "suâl" kavramının bir şeyi bilmek veya bir şeye sahip olmak için yöneltilen talep olduğunu, fiilin "tefâul" babındaki (yetesâelûn) formunun ise bu eylemin "karşılıklı" gerçekleştiğini, yani cennet ehlinin kendi aralarında bir bilgi alışverişinde ve sorgulamada bulunduklarını vurgular. Toshihiko Izutsu, bu kelimenin kullanımının ahiretteki sosyal iletişimi temsil ettiğini, kurtuluşa erenlerin sadece pasif bir zevk içinde değil, aktif bir bilinç ve merakla geçmişi ve çevrelerini değerlendiren bir diyalog içinde olduklarını savunur. Angelika Neuwirth, bu fiilin surenin dramatik yapısındaki bir sahne geçişi olduğunu, bakışların "Sakar"dan müminlerin kendi aralarındaki konuşmaya (sohbete) kaydırıldığını belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin "birbirlerine soruyorlar, karşılıklı sorguluyorlar" anlamına geldiğini, burada müminlerin bir yandan cennetin tadını çıkarırken bir yandan da dünyadaki ortak tanıdıklarının veya genel olarak "suçluların" (mücrimlerin) akıbetini merak edip tartıştıkları bir meclis sahnesini resmettiğini ifade eder. Prof. Dr. Hidayet Aydar, fiilin geniş zaman kipiyle gelmesinin, bu karşılıklı konuşma ve merak halinin cennet hayatının sürekliliği içindeki doğal bir kesit olduğunu simgelediğini kaydeder.
Yorumu Yorumla
Yorumu Yorumla