وَبَن۪ينَ شُهُوداًۙ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Müddessir Sûresi, 13. Ayet
Daralt
X
-
"Ve gözü önünde duran oğullar verdiğim,"
Ve gözü önünde duran oğullar verdiğim. Yani huzurunda duran ve kaybolup gitmeyen oğullar verdiğim. Bu âyette iki çeşit hikmet vardır. Birincisi; zikri geçen kişinin malı o derece çoğalmıştı ki mal elde etme ve kazanmakta çocuklarım oraya buraya gönderme ihtiyacı duymamıştı. Tam aksine mal, bol bol geliyordu ve mal edinme yollarına katlanmaya muhtaç olmamıştı. İkincisi; oğullardan istenen ve beklenen netice, onlara bakarak içinde bir sıcaklık duymak, kendilerinden yardım istemek ve ihtiyaç anında desteğine başvurmaktır. Âyetten anlaşıldığına göre o kişi emeline ulaşmış ve herkesin sahip olmayı arzu ettiği çok mala ve evlada kavuşmuştur.
Yorumu Yorumla
-
Benin (بَنِينَ)
Kökü Arapça b-n-y harflerinden oluşur. İbn Fâris, "b-n-y" kökünün temel manasının bir şeyi inşa etmek, kurmak ve çatmak olduğunu belirtir; çocuklara "benîn" denilmesinin sebebinin, onların ailenin ve babanın nesebinin devamını sağlayan birer "yapı taşı" (binâ) hükmünde olmalarıdır. Râgıb el-İsfahânî, "binâ" kelimesi ile "ibn" (oğul) kelimesi arasındaki anlamsal bağa dikkat çekerek, çocuğun babanın bir uzantısı ve onun eliyle yükselen bir yapı olduğunu ifade eder; bu ayetteki kullanımın, muhataba verilen zenginliğin sadece maddi değil, aynı zamanda insani bir güç ve toplumsal bir "tahkimat" olarak sunulduğunu vurgular. Toshihiko Izutsu, Cahiliye Arap toplumunda erkek çocukların (benîn) salt birer aile ferdi değil, kabilenin askeri ve siyasi gücünü temsil eden, sosyal statüyü belirleyen en önemli unsurlardan biri olduğunu savunur; Kur'an'ın bu kelimeyi kullanarak Velid b. Muğire'nin en çok güvendiği "beşerî destek" mekanizmasına işaret ettiğini belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin buradaki vurgusunun özellikle "erkek çocuklar" üzerinde olduğunu, çünkü o dönemde nüfuz ve otoritenin ancak bu yolla sağlandığını, kişiye sunulan bu imkanın ilahi bir lütuf olmasına rağmen bir azgınlık vesilesine dönüştürüldüğünü ifade eder.
Şuhûd (شُهُودًا)
Kökü Arapça ş-h-d harflerinden oluşur. İbn Fâris, bu kökün temel manasının "huzurda bulunmak, bir şeyi görerek bilmek ve tanıklık etmek" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "şuhûd" kelimesinin burada "şâhid"in çoğulu olduğunu ve hem fiziksel varlığı hem de göz önünde olmayı ifade ettiğini kaydeder; ayetteki kullanımın, çocukların babalarının yanında, her an yardıma hazır, meclislerde ve işlerde bizzat bulunan, gurbette veya uzaklarda olmayan "hazır kuvvet" anlamını taşıdığını vurgular. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin "gözle görülür bir görkem" ifade ettiğini savunur; bu çocukların varlığının babaları için bir gurur kaynağı olduğunu, onların her an yanında bulunmalarının toplum nezdindeki itibarını ve korumasını pekiştirdiğini belirtir. Angelika Neuwirth, "şuhûd" nitelemesini Mekke’nin kamusal alanı (Dâru’n-Nedve gibi) ile ilişkilendirir; bu çocukların sadece evde değil, şehrin karar alma mercilerinde babalarının yanında yer alarak onun otoritesini tescillediklerini ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin "göz önünde, saygın ve etkili" manasına geldiğini, Velid b. Muğire'nin çocuklarının hem sayılarının çokluğunu hem de her an babalarının hizmetinde ve yanında olmalarını nitelediğini, bunun da o günkü Arap algısına göre en büyük dünyevi saadet ve güç göstergesi olduğunu kaydeder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla