Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Mücâdele Sûresi, 21. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Mücâdele Sûresi, 21. Ayet

    كَتَبَ اللّٰهُ لَاَغْلِبَنَّ اَنَا۬ وَرُسُل۪يۜ اِنَّ اللّٰهَ قَوِيٌّ عَز۪يزٌ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Keteba(A)llâhu leaġlibenne enâ ve rusulî(c) inna(A)llâhe kaviyyun ‘azîz(un)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Allah "Elbette üstün geleceğim, ben ve elçilerim" diye yazmıştır. Şüphesiz Allah güçlüdür, üstündür."

      Allah 'Elbette ben üstün geleceğim, ben ve elçilerim' diye yazmıştır. Yani Allah, elbette ben galip geleceğim diye hükmetmiştir. Bazıları buna, "Bütün dinlerin üzerindeki yerini alsın diye resûlünü doğru yol rehberi ve hak din ile gönderen O'dur" meâlindeki âyete dayanarak, "elbette Muhammed (s.a.) galip gelecektir" ve bunu yapmıştır anlamını vermiştir. Bu ifadeden bütün peygamberlerin kastedilmiş olması da mümkündür; şu ilâhî beyanlarda görüldüğü gibi, "Andolsun ki, elçi olarak gönderdiğimiz kullarımıza geçmişte söz vermiştik: Zafere mutlaka onlar ulaşacaklardır. Galip gelenler kesinlikle bizim ordumuz olacaktır"; "Elbette biz elçilerimize ve inanmış kişilere yardım ederiz" . Burada sözü edilen galibiyet iki şekilde gerçekleşebilir: Birincisi, deliller ve belgelerle galibiyettir. Her peygamber, mutlaka delillerle düşmanlarına galip gelmiştir. İkincisi, savaşla galibiyettir; sonuç daima -Allah'ın selâmı üzerlerine olsun- peygamberlere gülecektir, zira âyette peygamber öldürüldü denilmemiştir. En doğrusunu Allah bilir. Allah Teâlâ'nın galibiyeti kendi zatına nispet etmesindeki maksadı, çeşitli yerlerde ifade ettiğimiz üzere, kendi peygamberleri ve kendi dostlarıdır.

      Şüphesiz Allah güçlüdür, galiptir. O, zatıyla güçlüdür; her canlı varlığını O'na borçlu olduğu gibi herkes gücünü de O'ndan almaktadır. Yahut bu âyet, O'nun kendi zatıyla güçlü ve galip olduğu, düşmanlarına karşı onlara yardım edeceği ve düşmanlarını kahredeceği konusunda dostlarına müjde vermektedir.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Ketebe (كَتَبَ)

        İbn Fâris, k-t-b kökünün dağınık şeyleri bir araya toplamak, dikiş dikmek ve harfleri yan yana getirerek yazmak temel anlamlarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, yazma eyleminin Kur'an'da Allah'a nispet edildiğinde sıradan bir kayıt işleminden ziyade, mutlak ve değişmez bir ilahi hükmü, kaza ve kaderi (farz kılmayı) ifade ettiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, bu fiilin Kur'an'ın ontolojik ve tarihsel vizyonunda, geri döndürülemez ve karşı konulamaz ilahi bir yasayı (Sünnetullah) simgelediğini, ayetteki bağlamında ise inananların nihai zaferinin evrensel bir kanun olarak "tescillendiğini" analiz eder.

        Allah (اللَّهُ)

        İbn Fâris, e-l-h kökünün kulluk edilen, kendisine sığınılan ve hayretle yönelinen yüce varlık anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, bu ismin varlığı zorunlu olan, her şeyin mutlak hakimi ve yaratıcısı olan zatı nitelediğini ifade eder. Arthur Jeffery, kelimenin kökenindeki Süryanice "Alaha" ve Aramice "Elah" formlarıyla olan dilsel akrabalığına işaret ederek, Kur'an'ın bu ismi mutlak tevhid ekseninde nihai karar verici yegane güç olarak yeniden konumlandırdığını analiz eder.

        Ağlibenne (لَأَغْلِبَنَّ)

        İbn Fâris, ğ-l-b kökünün üstünlük sağlamak, boyun eğdirmek, zafer kazanmak ve birine karşı gücünü kanıtlamak manalarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "ğalebe" kavramının ister fiziksel bir savaşta isterse fikri ve ahlaki bir mücadelede rakibine karşı mutlak bir üstünlük kurmayı ifade ettiğini açıklar. Prof. Dr. Sadık Kılıç, fiilin başındaki "lam" ve sonundaki şeddeli "nun" harflerinin (tekid/pekiştirme), bu zaferin ihtimallerden arınmış, şüphe götürmez ve kesin olarak gerçekleşecek ilahi bir vaat olduğunu dilbilimsel ve anlamsal olarak vurguladığını belirtir.

        Rusulî (وَرُسُلِي)

        İbn Fâris, r-s-l kökünün bir şeyi kolaylıkla ve serbestçe bir yere göndermek, bir mesajı iletmek üzere elçi tayin etmek anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, resulün Allah'ın iradesini yeryüzünde fiili olarak temsil eden, vahyi taşıyan makam olduğunu ifade eder. Prof. Dr. Hidayet Aydar, kelimenin sonundaki aidiyet zamirinin (benim elçilerim), peygamberlerin misyonunun doğrudan Allah'ın himayesinde olduğunu ve onların davasının mağlubiyetinin ilahi otoritenin tabiatına aykırı olacağını gösteren güçlü bir sahiplenmeyi temsil ettiğini analiz eder.

        Kaviyy (قَوِيٌّ)

        İbn Fâris, k-v-y kökünün zayıflığın zıddı olarak sağlamlık, direnç, dayanıklılık ve sarsılmaz bir güce sahip olmak manasına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "kuvvet"in hem fiziksel hem de iradi bir kudreti nitelediğini, Allah için kullanıldığında ise hiçbir engelin O'nun iradesini zayıflatamayacağı ve hükmünü icra etmesine mani olamayacağı anlamına geldiğini ifade eder. Toshihiko Izutsu, bu sıfatın ayette "yazılan" (ketebe) o mutlak zafer hükmünün arkasındaki ontolojik ve sarsılmaz ilahi enerjiyi, eyleme geçme kapasitesini sembolize ettiğini analiz eder.

        Azîz (عَزِيزٌ)

        İbn Fâris, a-z-z kökünün yenilmezlik, üstünlük, nadirlik ve ulaşılmazlık manalarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "izzet" kavramının, sahibini her türlü mağlubiyetten, zilletten ve zarardan koruyan mutlak bir üstünlük hali olduğunu ifade eder. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın anlamsal alanında bu kelimenin sadece kaba bir gücü değil, saygı uyandıran, asla boyun eğdirilemeyen ve karşı konulamayan bir azameti nitelediğini; önceki ayetteki "ezellîn" (en aşağılık ve zelil olanlar) kavramının tam ontolojik zıddı olarak Allah'ın sarsılmaz onurunu ve mutlak hakimiyetini mühürlediğini analiz eder.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X