Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Mü'minûn Sûresi, 118. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Mü'minûn Sûresi, 118. Ayet

    وَقُلْ رَبِّ اغْفِرْ وَارْحَمْ وَاَنْتَ خَيْرُ الرَّاحِم۪ينَ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Vekul rabbi-ġfir verham veente ḣayru-rrâhimîn(e)

    Yorum

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "(Resûlüm!) De ki: 'Bağışla ve acı Rabbim! Sen merhametlilerin en üstünüsün."

      (Resûlüm!) De ki: Bağışla ve acı Rabbim! Sen merhametlilerin en üstünüsün. Şöyle bir yorum mümkündür: Bu, Allah'tan herkese yönelik mağfiret ve rahmet talebinde bulunmasına dair bir öğretimdir. Bunun sade Hz. Peygamber (s.a.) için olduğunu söyleyenler de vardır. Bu durumda iki izah şekli vardır: Her ne kadar Allah'ın fazlı ve rahmeti gereği merhamet ve mağfiret etmesi söz konusu ise de hikmeti ve adli gereği hiçbir kimseye merhamet ve hiç kimseyi mağfiret etmemesi de söz konusudur. İkincisi bu dua ile koruma altına alma (ısmet) ve rahmetini ona has kılması yahut ısmetin korku halinde iken artması. Nitekim Hz. İbrahim'in duası böyledir. "İbrahim şöyle dua etmişti: "Rabbim! Bu şehri güvenli kıl, beni ve çocuklarımı putlara tapmaktan uzak tut!""' "Rabb'imiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalplerimizi saptırma, bize tarafından bir rahmet bağışla. Hiç kuşku yok, lütfu bol olan yalnız sensin".

      Sen merhametlilerin en üstünüsün. Çünkü O'nun rahmeti bir kimseyi bürüdüğü zaman onu başkalarının merhametinden müstağni kılar. Başkalarının merhameti ise O'nun rahmetinden müstağni kılmaz.

      Yorum

      • Etimolog
        • 2025
        • 2579

        #4
        İğfir (اغْفِرْ)

        İbn Fâris: Kelimenin ğ-f-r kökünün temelinde "bir şeyi örtmek, üzerine koruyucu bir kılıf geçirmek, gizlemek ve kirlerden/zararlardan korumak" anlamlarının bulunduğunu saptar. Savaşta başı darbelerden koruyan "miğfer" kelimesinin de bu kökten geldiğini hatırlatarak; emir kipiyle (Bağışla / Ört) gelen bu duanın, Allah'tan günahları basitçe silmesini değil, o günahların sahibini ilahi azaptan koruyacak sarsılmaz bir "rahmet kalkanıyla (miğferle) örtmesini" talep etmek olduğunu kaydeder.

        Râgıb el-İsfahânî: "Mağfiret" kavramını, Allah'ın kulunun kusurlarını lütfuyla örtmesi, onu hesap gününde utandırmaması ve azaptan koruyarak güvenliğe alması olarak tanımlar. Surenin sonunda peygambere (ve inananlara) emredilen "Rabbim bağışla" (Rabbiğfir) duasının; insanın eylemlerinin ne kadar salih olursa olsun, nihai kurtuluşun ancak ilahi bağışlamanın (örtmenin) o muazzam gücüyle mümkün olabileceğini idrak eden yüksek bir kulluk şuurunu yansıttığını vurgular.

        Diyanet İslam Ansiklopedisi: Fiilin lügat manasının "günahı ört, kusuru bağışla, affet, cezadan koru" olduğunu aktarır. Ahlak ve tasavvuf ilminde bu kavramın, insanın kendi zayıflığını ve eksikliğini (fakrını) bilerek ilahi merhamete sığınması; Allah'ın Settâr (Örten) ve Gafûr (Çok Bağışlayan) isimlerinin kul üzerindeki en somut kurtarıcı tecellisi (etkisi) olduğunu açıklar.

        İrham (وَارْحَمْ)

        İbn Fâris: Kelimenin r-h-m kökünün asli manasının "acımak, şefkat göstermek, kalp inceliği ve karşılıksız lütufta bulunmak" olduğunu saptar. Annenin yavrusunu taşıdığı "rahim" organının bu kökten gelmesinin; hiçbir bedel beklemeden, saf, mutlak koruyucu ve besleyici bir sevgiye işaret ettiğini belirterek; "ve merhamet et" (irham) duasının, günahların affından (mağfiretten) sonra o boşalan kalbe ilahi lütfun, şefkatin ve inayetin dolmasını talep eylemi olduğunu kaydeder.

        Râgıb el-İsfahânî: "Rahmet" kavramını, muhtaç olana iyilik yapma iradesini barındıran derin ve sarsılmaz bir şefkat duygusu olarak açıklar. Mağfiret (iğfir) ile Rahmet'in (irham) peş peşe gelmesinin mükemmel bir teolojik sıralama olduğunu; önce günahların o karanlık kirinden temizlenmenin (örtülmenin) sağlandığını, hemen ardından o arınmış fıtrata ilahi sevginin ve nimetin (rahmetin) zerk edildiğini vurgular.

        Diyanet İslam Ansiklopedisi: Fiilin sözlükte "acı, şefkat göster, lütfunla muamele et" manalarına geldiğini aktarır. Tefsir literatüründe bu duanın, Mü'minûn suresinin muazzam bir kapanış akoru olduğunu; kibrin ve şirkin cehennemle sonuçlanan o trajik tablosuna karşı, kurtuluşun (felâhın) ancak ve ancak Allah'a yönelip O'nun o sonsuz ve kuşatıcı "merhametine" iltica etmekle (sığınmakla) sağlanabileceğini ilan ettiğini açıklar.

        Yorum

        İşleniyor...
        X