Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Mü'minûn Sûresi, 114. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Mü'minûn Sûresi, 114. Ayet

    قَالَ اِنْ لَبِثْتُمْ اِلَّا قَل۪يلاً لَوْ اَنَّكُمْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Kâle in lebiśtum illâ kalîlâ(en)(s) lev ennekum kuntum ta’lemûn(e)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Allah buyurur: Pek kısa bir süre kaldınız; keşke bunu (dünyada iken) bilmiş olsaydınız.

      Ahiret Aleminin Akli Delili

      Allah buyurur: Pek kısa bir süre kaldınız; keşke bunu (dünyada iken) bilmiş olsaydınız. Yani sadece kısa bir süre kaldınız, keşke bunu biliyor olsaydınız. Ne yazık ki bilmiyorsunuz.

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Kâle (قَالَ)

        İbn Fâris: Kelimenin k-v-l kökünün asli manasının "söz söylemek, dudaklardan dökülen anlamlı ses, bir hükmü veya düşünceyi dil ile beyan etmek" olduğunu saptar. Ayetin başındaki bu fiilin (O/Allah dedi ki), inkârcıların o şaşkınlık dolu "bir gün kaldık" itirafının hemen ardından, mutlak Yaratıcı'nın zamanın gerçek mahiyetini bildiren o kesin ve tartışılmaz ilahi fermanının (tasdikinin) başlangıcını nitelediğini belirtir.

        Lebistum (لَبِثْتُمْ)

        İbn Fâris: Kelimenin l-b-s kökünün temelinde "bir yerde beklemek, duraklamak, ikamet etmek, kalmak ve gecikmek" anlamlarının bulunduğunu saptar. Fiilin mazi muhatap çoğul kalıbında (kaldınız / beklediniz) gelmesinin, Allah'ın da onların bu dünyevi konaklama süresini uzun ve kalıcı bir yaşam olarak değil, sadece geçici bir "bekleme/duraklama" anı olarak tasdik ettiğini kaydeder.

        Kalîlen (قَلِيلًا)

        İbn Fâris: Kelimenin k-l-l kökünün asli manasının "bir şeyin miktar, sayı veya hacim olarak az olması, yetersizliği ve çokluğun (kesret) tam zıddı" olduğunu saptar. Ayette zarf olarak (çok az bir süre / kısacık) gelmesinin, dünyanın o binlerce yıllık tarihinin veya uzun insan ömrünün, ebediyet (ahiret) terazisinde tartıldığında ontolojik olarak ne kadar zayıf, değersiz ve "küçücük" bir an olduğunu nitelediğini belirtir.

        Râgıb el-İsfahânî: "Kıllet" kavramını, hem zamansal kısalık hem de değer/kıymet bakımından düşüklük olarak tanımlar. Allah'ın "Sadece çok az bir süre kaldınız" (İn lebistum illâ kalîlen) buyurmasının; zamanın izafiyetini ilahi bir hükme bağladığını ve insanın sonsuzluk karşısında elde ettiği o "kısacık" (kalîl) mühleti israf etmesinin ne büyük bir trajedi olduğunu vurgular.

        Diyanet İslam Ansiklopedisi: Kelimenin lügat manasının "az, kısa, değersiz, yetersiz" olduğunu aktarır. Kelâm ilminde bu ifadenin, dünyanın fani (geçici) yapısını ve ahiretin sonsuzluğunu kıyaslayan eskatolojik bir zaman ölçüsü olduğunu; insanın o "azıcık" zamanı ebedi bir azaba çevirmesindeki o büyük akılsızlığı gözler önüne serdiğini açıklar.

        Ta'lemûn (تَعْلَمُونَ)

        İbn Fâris: Kelimenin a-l-m kökünün asli manasının "bir şeyin hakikatine nüfuz etmek, onu diğerlerinden ayıran izi/alameti kavramak ve kesin bilgiye ulaşmak" olduğunu saptar. Fiilin geniş zaman kipiyle (biliyorsunuz / biliyor olsaydınız) gelmesinin, gerçeği zihinsel olarak şeksiz şüphesiz idrak etme eylemini nitelediğini kaydeder.

        Prof. Dr. Sadık Kılıç: Bilgi (ilim) ve zaman diyalektiğinin felsefi trajedisini inceler. "Keşke siz (bunu dünyadayken) bilmiş olsaydınız" (lev ennekum kuntum ta'lemûn) cümlesinin, bilginin zamanlamasına yönelik sarsıcı bir eleştiri olduğunu belirtir. İnkârcılar hesap gününde o kısacık zamanı (kalîlen) artık "bilmektedirler"; ancak sınav bittikten sonra elde edilen bilginin (gecikmiş ilmin) hiçbir ontolojik ve ahlaki kurtarıcılığı yoktur. Bu fiil, vaktinde kullanılmayan aklın ebedi pişmanlığıdır.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X