Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Mü'minûn Sûresi, 98. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Mü'minûn Sûresi, 98. Ayet

    وَاَعُوذُ بِكَ رَبِّ اَنْ يَحْضُرُونِ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Ve e’ûżu bike rabbi en yahdurûn(i)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      97. "Ve de ki: 'Rabbim! Şeytanların gizli kışkırtmalarından sana sığınırım."

      98. "Onların yanımda bulunmalarından da sana sığınırım Rabbim!"

      Şeytanların Kışkırtmalarından Allah'a Sığınmak

      Ve de ki: Rabbim! Şeytanların gizli kışkırtmalarından sana sığınırım. Onların yanımda bulunmalarından da sana sığınırım Rabbim! Başka bir beyanda da Allah şöyle buyurmuştur: "Eğer şeytandan bir fitleme seni dürtüklerse hemen Allah'a sığın!" Allah, resûlüne şeytan fitlemesi halinde o lânetlinin şerrinden derhal Allaha sığınmasını öğretmiş ve emretmiştir. Şeytanın fitlemesi onun vesvese vermesidir. Allah, resülüne şeytanın dürtüklemesinden de sığınmasını öğretmiş ve emretmiştir. "Hemz (همز)", şeytanın yönelmesi ve kişiye yanlış telkinlerde bulunmak üzere ona kilitlenmesidir. Aynı şekilde şeytanların vesvese mahallinde kişinin yanında bulunmalarından da Allah'a sığınmasını emretmiş ve böylece onları başından savsın ve bulunduğu yerde bulunmasınlar. Onların fit vermelerinden Allah'a sığınmak, onları kendisinden uzaklaştırması içindir. Böylece onlar, beraberinde olsalar ve vesvese verseler bile resûl üzerinde etkin olamayacaklardır. Şeytanların kışkırtmalarından (hemezât) sığınmanın anlamı, onların yapmak istediği şeyden alıkoymaları için kışkırtma ve dürtme gibi iğvalarını savmaktır. Onların yanında hazır bulunmaları ise, vesvese mekânı olmaktadır. Hasan-ı Basrî şöyle demiştir: "Hemzu'ş-şeyâtîn", "el-mûte (الْمُوتَة)" demektir ve bunun anlamı kalbin bürünmesidir. Gelen bir rivayette ifade edildiğine göre Hz. Peygamber, taşlanmış olan şeytandan; onun dürtmesinden, pohpohlamasından ve içine üflemesinden Allah'a sığınmıştır. Bazıları, şeytanın hemezâtı ile 'nezeâtı', yani dürtmesi ve fit vermesi aynıdır, demişlerdir. İbn Kuteybe şöyle bir açıklama yapar: "Hemezâtü'ş-şeyâtîn" tabiri şeytanın fitlemesi ve dürtmesi demektir. Onu bunu ayıplayan kimseye "hümeze" denir, çünkü o yaptığı işle sanki onu dürtmüş ve ayıplamış olmaktadır. Ebû Avsece ise "Hemezâtü'ş-şeyâtîn, şeytanların vesveseleri demektir", demiştir. "Hemeze, yehmizü, hemzen" (هَمَزَ،يَهْمِزُ،هَمْزًا) fiili "vesvese verdi" anlamındadır. Başka bir anlamı ise ayıpladı demektir. "İnsanları arkadan çekiştiren, kaş göz işaretiyle alay eden her kişinin vay haline!" meâlindeki "hümeze" kelimesi alay etme anlamında kullanılmıştır.

      Rabbim! Şeytanların gizli kışkırtmalarından sana sığınırım... Bu beyanda ve devamında Mûtezile aleyhinde iki izah şekli vardır: Birincisi: Hz. Peygamber'e, burada bahsedilenlere karşı Allah'a sığınması emredilmiştir. Bu da gösteriyor ki Allah katında olup da resûlüne vermediği bir lütuf vardır. Eğer onu resûlüne vermiş olsaydı o takdirde verilen o lütufla burada bahsedilen hususları savabilirdi. O lütfun sahibi de Allah'tır. Eğer o, bu lütuflara mâlik olmasaydı o takdirde söz konusu lütufları vermesini istemek O'nunla dalga geçmek kabilinden olurdu. Zira bir kimseden, onda olmadığını bildiği bir şey isteyen kişi, onunla eğlenmiş olur. Burada da durum öyledir.

      İkincisi: Şeytandan Allah'a sığınması emrolunan herkese, Allah kötü durumdan onu korumuş olmaktadır. İşte bu iki husus birlikte Mûtezile'nin aslah görüşünü geçersiz kılar. Zira onlar, Allah herkese, dini konusunda aslah, yani en yararlı olanı verir ve herkese her türlü sapıklık ve dalâletten korunma imkânı verir, demektedirler.

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Eûzu (وَأَعُوذُ)

        İbn Fâris: Kelimenin a-v-z kökünün asli manasının "korkudan veya tehlikeden kaçarak güvenli bir yere sığınmak, birinin himayesine girmek ve mutlak surette korunmak" olduğunu saptar. Fiilin birinci tekil şahıs ve geniş zaman kalıbında (sığınırım) gelmesinin, insanın kendi manevi gücünün sınırlarını bilerek, şeytani müdahalelere karşı yıkılmaz bir teolojik kaleye (Allah'a) sığınma iradesini nitelediğini belirtir.

        Râgıb el-İsfahânî: "İyâze/Avz" eylemini, kişinin başa çıkamayacağı bir düşmandan kaçarak, kendisini koruyacak daha yüce bir makama iltica etmesi olarak tanımlar. Ayette "Sana sığınırım" (eûzu bike) cümlesinin, müminin zihinsel ve ruhsal bütünlüğünü korumak için, şeytanların o karanlık telkinlerinden kaçıp mutlak aydınlığın (Hakk'ın) zırhını kuşanmasını anlambilimsel olarak vurgular.

        Diyanet İslam Ansiklopedisi: Fiilin lügat manasının "sığınırım, himaye talep ederim" olduğunu aktarır. İslami ıstılahta "İstiaze" olarak bilinen bu kavramın, insanın görünmeyen şer odaklarına karşı kendi acziyetini itiraf edip, Allah'ın mutlak kudretine tutunarak fıtratını koruma altına almasını ifade eden temel bir dua formu olduğunu açıklar.

        Yahdurûn (يَحْضُرُونِ)

        İbn Fâris: Kelimenin h-d-r kökünün temelinde "bir yerde bizzat bulunmak, mevcut olmak, görünmek ve kaybolmanın (gaybın) zıddı" anlamlarının yattığını saptar. Fiilin "en" edatıyla (en yahdurûn / onların yanımda bulunmalarından) gelmesinin, şeytanların sadece uzaktan vesvese vermelerinden değil, bizzat kişinin bulunduğu mekâna, özellikle can verme (sekerat) anında veya ibadet esnasında "fiziksel/tinsel olarak dâhil olmalarından" duyulan o derin endişeyi nitelediğini kaydeder.

        Râgıb el-İsfahânî: "Hudûr" kavramını, bir varlığın bedenen veya zihnen bir yerde hazır bulunması olarak açıklar. Şeytanların "hudûrundan" (hazır bulunmalarından) sığınmanın, onların insanın iradesini zayıflatmak, ölüm anında imanını çalmak veya ahlaki kararlarını bozmak için aniden ortaya çıkıp insanı kuşatmalarına karşı alınan bir ontolojik tedbir olduğunu vurgular.

        Prof. Dr. Hidayet Aydar: Şeytanın mevcudiyet felsefesini inceler. "Yahdurûn" (yanıma gelmeleri/hazır bulunmaları) eyleminin, kötülüğün soyut bir kavram olmadığını, bizzat insanın en zayıf anlarında (ölüm gibi) somut bir tehdit olarak "yanı başında bitebileceğini" ifade ettiğini belirtir. Peygamberin bu eylemden sığınması, kötülüğün kapsama alanından bütünüyle çıkma arzusudur.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X