وَاِنَّا عَلٰٓى اَنْ نُرِيَكَ مَا نَعِدُهُمْ لَقَادِرُونَ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Mü'minûn Sûresi, 95. Ayet
Daralt
X
-
"(Resûlüm!) Onları tehdit ettiğimiz durumu sana göstermeye elbette ki kādiriz."
(Resûlüm!) Onları tehdit ettiğimiz durumu sana göstermeye elbette ki kādiriz. Bu âyet de iki şekilde izah edilebilir. Birincisi: Allah, resûlüne bildiriyor ki, onlara tehdit olarak vâdetmiş olduğu azabı ertelemek bir acziyete sebep değil, aksine hilim ve affının bir sonucudur. Bu durum tıpkı şu beyanda belirtildiği gibidir: "Sakın, Allah'ı zâlimlerin yaptıklarından habersiz sanma! O sadece, onların işini bir güne erteliyor ki, (o gün gözler dehşetten dışarı fırlamış başları yukarıya kalkık, bakışları bir noktaya sabitlenmiş, zihinleri bomboş kalnış olarak toplanma yerine koşarlar.)" Görüldüğü üzere burada tembih ve uyarı vardır. Bu âyette de benzeri bir durumun ihtimal dâhilinde olması söz konusudur. İkincisi: Allah, resûlünü onların eza ve işkencelerine karşı teselli ediyor ve onu sabırlı olmaya çağırıyor ve şöyle buyurmuş oluyor: Ben, onların tepesine azabı indirmeye ve onlardan intikam almaya kādir olmama rağmen onlara karşı hilmimle muamele edip, azaplarını erteliyorum. Hal böyle iken sen içinde bulunduğun zaaf haliyle elbette ki onların eza ve işkencelerine sabır ve tahammül göstermelisin.
Şu âyet de bu esas üzerine oturur: 96. ayet.
Yorumu Yorumla
-
İnnâ (وَإِنَّا)
İbn Fâris: Kelimenin e-n-n kökünden gelen bir tekit (pekiştirme) edatı ile birinci çoğul şahıs zamirinin (nâ / biz) kaynaşmasından oluştuğunu saptar. Cümlenin başında yer alarak, Allah'ın vaat ettiği azabın gerçekleşme ihtimalini şüpheden arındıran, mutlak ve sarsılmaz bir ilahi kararlılığı (şüphesiz ki biz) nitelediğini belirtir.
Diyanet İslam Ansiklopedisi: İlgili maddesinde "muhakkak, şüphesiz, kesinlikle" manalarına gelen bir tahkik (kesinleştirme) edatı olduğunu aktarır. Kelâm ilminde bu edatın, inkârcıların azabı alaya alan tutumlarına karşı, ilahi iradenin gücünü ve vaadinin ciddiyetini muhatabın zihnine kazıyan retorik bir mühür işlevi gördüğünü açıklar.
Nuriyeke (نُّرِيَكَ)
İbn Fâris: Kelimenin r-e-y kökünün asli manasının "gözle görmek, kalp ile idrak etmek, müşahede etmek ve farkına varmak" olduğunu saptar. Fiilin if'âl babında, geniş zaman kipi ve muhatap zamiriyle (sana gösteririz / senin görmeni sağlarız) gelmesinin; azabın teorik bir tehdit olmaktan çıkıp, bizzat peygamberin kendi gözleriyle "şahit olacağı" somut, fiziksel ve görsel bir felakete dönüşme kudretini nitelediğini belirtir.
Râgıb el-İsfahânî: "Ru'yet" kavramını, hem fiziksel gözlem hem de derin bir tefekkürle (basiretle) gerçeği kavramak olarak tanımlar. Ayette Allah'ın fail (gösteren), peygamberin ise mef'ûl (gören/şahit olan) konumunda zikredilmesinin; azabın peygamberin şahsi bir intikamı değil, bütünüyle ilahi adaletin onun gözleri önünde sahnelenen mutlak bir "tecellisi" olduğunu anlambilimsel olarak vurgular.
Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı): Kur'an'ın edebi kompozisyonunda fiillerin öznelere dağılımını tahlil eder. "Nuriyeke" (Sana mutlaka gösteririz) eyleminin, peygamberin o ağır tebliğ yükü altında çektiği sıkıntılara karşı ilahi bir teselli barındırdığını belirtir. Allah, zalimlerin uğrayacağı yıkımı elçisine "gösterme" gücüne sahip olduğunu ilan ederek, peygamberin kalbine sükûnet ve güven aşılamaktadır.
Na'iduhum (نَعِدُهُمْ)
İbn Fâris: Kelimenin v-a-d kökünün temelinde "bir kimseye gelecekte gerçekleşecek bir iyiliği veya kötülüğü önceden haber vermek, söz vermek" anlamlarının yattığını saptar. Fiilin geniş zaman kalıbında ve iyelik ekiyle (onlara vaat ediyoruz) gelmesinin, azabın anlık bir öfke patlaması olmadığını; ezelde belirlenmiş, elçiler vasıtasıyla defalarca bildirilmiş sistemli ve hukuki bir "ilahi söz" (uyarı) olduğunu kaydeder.
Râgıb el-İsfahânî: "Va'd" kavramını (kötülük bağlamında vaîd), gelecekte mutlak surette gerçekleşecek olan kesin bir ceza bildirimi olarak açıklar. Müşriklerin alay ettikleri bu vaadin (tehdidin), ilahi adaletin şaşmaz bir yasası olarak onların peşini asla bırakmayacağını ve mutlaka tahakkuk edeceğini vurgular.
Diyanet İslam Ansiklopedisi: Fiilin lügat manasının "vaat ediyoruz, tehdit ediyoruz, söz veriyoruz" olduğunu belirtir. Akaid literatüründe bu ifadenin, inkârcıların peygamberleri yalanlamalarına (tekzib) mukabil olarak dünyada veya ahirette yaşayacakları yıkımın (azabın), Sünnetullah'ın (ilahi adetlerin) değişmez bir parçası olduğunu tescil ettiğini açıklar.
Kâdirûn (لَقَادِرُونَ)
İbn Fâris: Kelimenin k-d-r kökünün asli manasının "bir şeye gücü yetmek, bir şeyi belirli bir ölçüye/kıvama göre takdir etmek, muktedir olmak ve sınır belirlemek" olduğunu saptar. İsm-i fâil çoğul kalıbında ve baştaki tekit (pekiştirme) "lâm"ı ile (elbette gücümüz yeter / muktediriz) gelmesinin, ilahi kudretin hiçbir engelle karşılaşmayacağını, azabı dilediği an ve dilediği ölçüde indirmeye mutlak surette ehil olduğunu nitelediğini belirtir.
Râgıb el-İsfahânî: "Kudret" kavramını, failin dilediği eylemi hiçbir acziyet ve zorluk çekmeden, kusursuz bir iradeyle gerçekleştirmesi olarak tanımlar. Allah'a nispet edildiğinde "Kâdir" vasfının, evrendeki diğer tüm sahte güçleri ve putların acizliğini sıfırladığını; azabı gerçekleştirme gücünün sadece O'nun ontolojik tekelinde bulunduğunu anlambilimsel olarak vurgular.
Prof. Dr. Sadık Kılıç: Kur'an ontolojisinde "kudret" kavramının taşıdığı teolojik ağırlığı tahlil eder. Müşriklerin, peygamberin tehditlerini ciddiye almamalarının sebebinin ilahi kudreti (Kâdirûn) idrak edememelerinden kaynaklandığını belirtir. Ayet, Allah'ın o dehşetli sonu getirmeye bütünüyle muktedir olduğunu ilan ederek, kibrin ardındaki sahte güvenliği felsefi bir dille parçalar.
Diyanet İslam Ansiklopedisi: Kelimenin sözlükte "gücü yetenler, muktedir olanlar, ölçü koyanlar" manalarına geldiğini aktarır. Kelâm ilminde bu sıfatın, Allah'ın evren üzerindeki mutlak tasarruf hakkını ve kâfirlerin cezasını infaz etme konusundaki sınırsız iktidarını ifade eden merkezi bir uluhiyet vasfı olduğunu açıklar.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla