Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Mü'minûn Sûresi, 85. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Mü'minûn Sûresi, 85. Ayet

    سَيَقُولُونَ لِلّٰهِۜ قُلْ اَفَلَا تَذَكَّرُونَ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Seyekûlûne li(A)llâh(i)(c) kul efelâ teżekkerûn(e)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      84. "De ki: 'Biliyorsanız söyleyin, bu dünya ve onda bulunanlar kime aittir?"

      85. "Allah'a' diyecekler. 'O halde düşünmez misiniz?' de."

      Müşrikler Yaratıcı Olarak Allah'ı Tanıyorlardı

      De ki: Biliyorsanız söyleyin, bu dünya ve onda bulunanlar kime aittir? Bu soru karşısında elbette ki çaresiz bir şekilde "Allah'a aittir!" diyecekler ve O'nu ikrar edeceklerdir. Çünkü eğer bunu dahi inkâr edecek olsalar o takdirde resûl onları cahillikle suçlayacak ve herkesçe cahillikleri ortaya çıkacaktı. O yüzden "Allah'a!" dediler. Bu kez o diyecek ki: Madem ki bütün bunlar O'na aittir ve onların yaratıcısı O'dur, öyle ise niye ona itaat etmeyi terketmektesiniz. Ben sizi başka bir şeye değil sadece yeryüzünü ve onda olan her şeyi Allah'a özgü kılmanızı istemekteyim. Hal böyle iken ibret almaz ve benim sizi davet ettiğim şeyi kabul etmez misiniz?!

      Şu ilâhî beyan da buna göre anlaşılır: 86. ayet.

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Se-Yekûlûne (سَيَقُولُونَ)

        İbn Fâris: Gelecek zaman bildiren "sîn" edatı ve k-v-l (söylemek) kökünden türeyen geniş zaman fiilinin birleşimidir. Bu yapının, müşriklerin sorulan soruya verecekleri cevabın kaçınılmazlığını, başka hiçbir seçeneklerinin olmadığını ve "Lillâh" (Allah'ındır) demek zorunda kalacaklarını kesin bir dille nitelediğini belirtir.

        Râgıb el-İsfahânî: "Kavl" eyleminin gelecek zamanla (se-) pekiştirilmesinin; hakikatin apaçıklığı karşısında, en inatçı müşrikin bile kendi vicdanının sesini bastıramayarak bu temel mülkiyet gerçeğini dilbilimsel olarak ikrar edeceğini vurgular.

        Lillâhi (لِلَّهِ)

        Arthur Jeffery: Kelimenin etimolojik kökeninde Semitik dillerin ortak uluhiyet algısına işaret eder. Aramice ve Süryanice ("Alâhâ") formlarıyla olan derin akrabalığını saptar. Müşriklerin bu soruya "Lillâh" (Allah'ındır) cevabını vereceklerinin önceden bildirilmesi; onların Allah'ı "Yaratıcı ve Mâlik" (Rab) olarak tanıdıklarını, ancak O'na ortaklar (putlar) koşarak bu saf bilgiyi kirlettiklerini kanıtlar.

        Diyanet İslam Ansiklopedisi: "Allah'ındır, Allah'a aittir" manasına gelen bu tamlamanın; yeryüzündeki tüm mülkiyet iddialarını iptal eden, her şeyin asıl ve tek kaynağının Allah olduğunu belgeleyen mutlak bir tevhid ikrarı olduğunu açıklar.

        Tezekkerûn (تَذَكَّرُونَ)

        İbn Fâris: Kelimenin z-k-r kökünün temelinde "bir şeyi zihinde tutmak, unutmamak, öğüt almak ve unutulanı hatırlamak" anlamlarının yattığını saptar. Ayetin sonundaki olumsuz soru formunun (E fe lâ tezekkerûn / Hâlâ öğüt alıp düşünmez misiniz?), müşriklerin kendi verdikleri "Lillâh" (Allah'ındır) cevabının mantıksal sonuçlarını neden düşünmediklerini niteleyen kök işleve sahip olduğunu belirtir.

        Râgıb el-İsfahânî: "Tezekkür" kavramını, zihindeki mevcut bir bilgiyi (fıtratı) kullanarak yeni ve doğru bir sonuca ulaşmak olarak tanımlar. Mülkiyetin Allah'a ait olduğunu "hatırlayan/bilen" (tezekkür) bir aklın, o Mâlik'in insanları diriltmeye de (ba's) gücünün yeteceğini anlamamasının büyük bir tutarsızlık ve gaflet olduğunu vurgular.

        Diyanet İslam Ansiklopedisi: Fiilin lügat manasının "hatırlamak, düşünmek, ibret almak" olduğunu aktarır. Tefsir ilminde bu fiilin, insanın fıtratında zaten var olan "Allah inancını" harekete geçirerek, onu içine düştüğü şirk ve ahiret inkârı çelişkisinden kurtarmaya yönelik sarsıcı bir zihinsel uyarı (öğüt) olduğunu açıklar.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X