وَهُوَ الَّذ۪ي يُحْـي۪ وَيُم۪يتُ وَلَهُ اخْتِلَافُ الَّيْلِ وَالنَّهَارِۜ اَفَلَا تَعْقِلُونَ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Mü'minûn Sûresi, 80. Ayet
Daralt
X
-
"Yaşatan da öldüren de O'dur. Gece ile gündüzün yer değiştirmesi de O'nun eseridir. Artık aklınızı kullanmayacak mısınız?"
Yaşatan da öldüren de O'dur. Gece ile gündüzün yer değiştirmesi de O'nun eseridir. Şüphesiz ki ölüleri diriltmeye, dirileri öldürmeye mâlik ve kādir olan elbette ki öldükten sonra diriltmeye de kādirdir. Gündüzün alâmeti gittikten sonra ardından onun yerine geceyi, gecenin alâmeti bittikten sonrada yerine gündüzü yaratmaya kadir olan elbette ki öldükten sonra tekrar diriltmeye de kādirdir. Sonra buyurdu ki: Artık aklınızı kullanmayacak mısınız? Yani bunun böyle olduğu konusunda hiç aklınızı kullanıp düşünmeyecek misiniz? Hal böyle iken nasıl olur da siz öldükten sonra kül ve toprak olduğunuzda sizi yeniden yaratmaya kādir olduğu konusunda O'nun güç ve kudretini inkâra kalkışır ve başkalarına tapmak suretiyle O'nun dışındaki birtakım güçlere minnet duyar, nimetlerin gerçek sahibi olan Allah'a şükrü yerine getirmeye yanaşmazsınız.
Yorumu Yorumla
-
Yuhyî (يُحْيِي)
İbn Fâris: Kelimenin h-y-y kökünün temelinde "canlılık, dirilik, hareket ve ölümün/durgunluğun zıddı" anlamlarının yattığını saptar. Fiilin if'âl babında ve geniş zaman kipiyle (O diriltir / hayat verir) gelmesinin, hayatın rastgele var olan biyolojik bir tesadüf değil; bizzat mutlak bir fail (Allah) tarafından sürekli, anlık ve iradi olarak varlığa pompalanan (ihya edilen) ilahi bir enerji olduğunu nitelediğini belirtir.
Râgıb el-İsfahânî: "Hayat" kavramının varlık hiyerarşisindeki kullanımlarına dikkat çeker. "İhya" eylemini, sadece bitkilere veya bedenlere biyolojik canlılık vermek olarak değil; aynı zamanda aklı vahayla aydınlatarak insana "manevi bir diriliş" bahşetmek olarak tanımlar. Allah'ın "yuhyî" (hayat veren) vasfının, evrendeki her türlü ontolojik ve tinsel varoluşun yegâne kaynağı olduğunu vurgular.
Diyanet İslam Ansiklopedisi: Fiilin lügat manasının "can vermek, diriltmek, hayat bahşetmek" olduğunu aktarır. Kelâm ilminde bu fiilin, Allah'ın "Muhyî" (Hayat Veren) isminin evrendeki tecellisi olduğunu; topraktan tohuma, anne rahmindeki ceninden ahiretteki dirilişe kadar her türlü yaşam formunun doğrudan bu ilahi fiilin eseri olduğunu açıklar.
Yumîtu (وَيُمِيتُ)
İbn Fâris: Kelimenin m-v-t kökünün asli manasının "hareketin, gücün ve canlılığın kesilmesi, sükûnet" olduğunu saptar. Fiilin if'âl babında (O öldürür / canı alır) gelmesinin, ölümün salt bir "yaşamın tükenişi" (yokluk/adem) olmadığını; tıpkı hayat vermek gibi aktif, programlanmış ve bizzat Yaratıcı tarafından icra edilen müstakil bir ilahi eylem (halk) olduğunu kaydeder.
Toshihiko Izutsu: Kur'an'ın ontolojik ve teolojik sisteminde "hayat ve ölüm" diyalektiğini inceler. Cahiliye dönemi Araplarının ölümü kör ve şuursuz bir zaman akışına (dehr'e) bağladıklarını hatırlatır. Kur'an'ın "yuhyî ve yumîtu" (O diriltir ve O öldürür) formülünü yan yana kullanarak, yaşamın ve ölümün tesadüfi olmadığını; her ikisinin de bilinçli, kudret sahibi ve evreni anbean yöneten tek bir Yaratıcı'nın elinde bulunduğunu ilan eden sarsıcı bir tevhid devrimi yaptığını tahlil eder.
Diyanet İslam Ansiklopedisi: Fiilin sözlükte "öldürmek, canını almak, hayatına son vermek" manalarına geldiğini belirtir. İslami inanç sisteminde bu kelimenin, Allah'ın "Mümît" (Öldüren) sıfatına karşılık geldiğini; hiçbir canlının kendi ecelini belirleyemeyeceğini ve ölümün doğrudan ilahi iradenin bir takdiri (Sünnetullah) olduğunu açıklar.
İhtilâfu (اخْتِلَافُ)
İbn Fâris: Kelimenin h-l-f kökünün temelinde "bir şeyin diğerinin ardına gelmesi, onun yerini alması, yerine geçmek ve peş peşe sıralanmak" anlamlarının yattığını saptar. İftiâl babından bir masdar olan "ihtilâf" kelimesinin, burada "uyuşmazlık veya kavga" değil; gece ve gündüzün birbirini hiç aksatmadan, kusursuz bir nöbetleşme ve ardışıklık (takip) ile izlemesi eylemini nitelediğini belirtir.
Râgıb el-İsfahânî: "İhtilaf" kavramını, iki veya daha fazla şeyin belirli bir düzen içinde birbiri ardınca gelip gitmesi (gidip gelme/değişim) olarak açıklar. Gece ve gündüzün "ihtilafı", aydınlık ile karanlığın evrendeki o muazzam ritmik dönüşümüdür. Bu kelimenin, doğadaki zıtlıkların aslında bir kaos değil, mutlak bir iradenin kurduğu muazzam bir kozmik ahenk (düzen) olduğunu anlambilimsel olarak çerçevelediğini vurgular.
Diyanet İslam Ansiklopedisi: Kelimenin lügat anlamının "birbiri ardınca gelmek, yer değiştirmek, nöbetleşmek" olduğunu aktarır. Tefsir literatüründe bu kavramın, evrendeki fiziksel ve astronomik yasaların (gece-gündüz döngüsünün, mevsimlerin) Yaratıcı'nın kudretine, ilmine ve birliğine delalet eden en büyük kozmik işaretlerden (ayetlerden) biri olduğunu açıklar.
El-Leyli (اللَّيْلِ)
İbn Fâris: Kelimenin l-y-l kökünün asli manasının "karanlığın basması, örtmek ve gündüzün zıddı" olduğunu saptar. Geceye bu ismin verilmesinin, siyah bir örtü gibi eşyanın üzerini kapatarak onu görünmez kılmasından kaynaklandığını kaydeder.
Angelika Neuwirth: Kur'an'ın edebi formundaki doğa tasvirlerini (ayatullah) metin dilbilimi açısından tahlil eder. Gece ve gündüzün peş peşe zikredilmesinin, Kur'an'ın erken dönem surelerindeki o ritmik, liturgik (ayin benzeri) ve ilahi kudreti yücelten doxolojik (övgüsel) anlatım tarzının bir parçası olduğunu belirtir. Gece, sadece astronomik bir vakit değil, Allah'ın örtücü ve dinlendirici rahmetinin görsel bir sembolüdür.
En-Nehâri (وَالنَّهَارِ)
İbn Fâris: Kelimenin n-h-r kökünün temelinde "genişlik, aydınlığın yayılması, suyun coşkuyla akması ve yararak çıkmak" anlamlarının bulunduğunu saptar. Nehir kelimesinin de aynı kökten geldiğini hatırlatarak; gündüze "nehâr" denilmesinin, ışığın tıpkı coşkun bir nehir gibi karanlığı yararak yeryüzüne akması ve her yeri aydınlığa boğmasından kaynaklandığını belirtir.
Dücane Cündioğlu: Gece (leyl) ve gündüz (nehâr) kavramlarının Kur'an'daki diyalektik yapısına dikkat çeker. Evrenin bu iki zıt kutbunun (karanlık ve aydınlık/dinlenme ve çalışma) kendi başlarına bağımsız güçler olmadığını; mutlak bir iradenin (O'nun/Lehu) kontrolünde, insanın yaşamını sürdürebilmesi için tasarlanmış estetik ve ontolojik birer "hizmetkâr" olduklarını tahlil eder. Bu zıtlıkların uyumu, Yaratıcı'nın tekliğinin en büyük ispatıdır.
Ta'kılûn (تَعْقِلُونَ)
İbn Fâris: Kelimenin a-k-l kökünün asli manasının "bağlamak, alıkoymak, devenin dizini iple düğümlemek ve tutmak" olduğunu saptar. Akla bu ismin verilmesinin, insanı helake sürükleyecek yanlış düşüncelerden ve aşırı tutkulardan (hevalardan) "bağlayıp/alıkoyup" onu hakikate sabitlemesinden kaynaklandığını belirtir. Ayette olumsuz soru edatıyla (E fe lâ ta'kılûn / Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz?) gelmesinin, evrendeki bu muazzam düzeni görüp de tek Yaratıcı'yı bulamamanın büyük bir zihinsel felç (akılsızlık) olduğunu nitelediğini kaydeder.
Râgıb el-İsfahânî: "Akıl" kavramını, varlığın hakikatini idrak etme gücü ve eşya arasındaki sebep-sonuç ilişkilerini (bağları) kurabilme yeteneği olarak tanımlar. "Akletmek" (ta'kılûn) fiilinin, sadece soyut bir düşünme eylemi değil; gece ve gündüzün dönüşümündeki (ihtilaf) o kusursuz tasarımı fark edip, buradan ahlaki ve teolojik bir sonuca (tevhide ve dirilişe) ulaşma zorunluluğunu ifade ettiğini vurgular.
Prof. Dr. Sadık Kılıç: Akletme fiilinin Kur'an'daki epistemolojik boyutunu inceler. "Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz?" sorusunun, imanın kör bir taklit olmadığını kesinleştirdiğini belirtir. Allah, insanın kendi varlığına ve ahirete inanmasını mucizevi zorlamalarla değil; bizzat insanın doğaya (geceye ve gündüze) bakarak, o verileri kendi aklıyla (ta'kılûn) işlemesi ve evrenin arkasındaki faili rasyonel olarak bulması esasına dayandırdığını felsefi bir dille ifade eder.
Diyanet İslam Ansiklopedisi: Fiilin lügat manasının "düşünmek, kavramak, bağ kurmak, idrak etmek" olduğunu aktarır. Kelâm ilminde bu fiilin, insanın dini sorumluluğunun (teklifin) yegâne temeli olduğunu; evrenin yaratılışındaki hikmeti okumaya davet eden ve inkârcıların taassubunu (körü körüne ataları izlemelerini) şiddetle eleştiren sarsıcı bir teolojik uyarı olduğunu açıklar.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla