Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Mü'minûn Sûresi, 69. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Mü'minûn Sûresi, 69. Ayet

    اَمْ لَمْ يَعْرِفُوا رَسُولَهُمْ فَهُمْ لَهُ مُنْكِرُونَۘ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Em lem ya’rifû rasûlehum fehum lehu munkirûn(e)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Yahut kendi peygamberlerini daha tanımadılar da, o yüzden mi onu inkâr ediyorlar?"

      Peygamberi Tanıma

      Yahut kendi peygamberlerini daha tanımadılar da... Yani onlar resûllerini tanımışlar ve onda cinnet namına hiçbir şey olmadığını görmüşlerdir. Ne var ki Kur'an hakkında sözünü ettiğimiz inatçılıkları ve kibirleri, bir de eldeki makam ve mevkilerini kaybetme endişesi yüzünden onu inkâr etmişler ve ona tâbi olmayı terketmişlerdir. Görmez misin ki Allah şöyle buyurmaktadır: "Kendilerine kitap verdiklerimiz onu kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar". Aşağıdaki âyet de bu şekilde bir anlam içerir:

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Ya'rifû (يَعْرِفُوا)

        İbn Fâris: Kelimenin a-r-f kökünün asli manasının "birbirini izlemek, bir şeyin yüksek kısmı (tepesi) ve bir nesneyi barındırdığı izlerden/işaretlerden dolayı kesin olarak bilmek, tanımak" olduğunu saptar. Ayette olumsuz soru kalıbıyla (Yoksa tanımadılar mı?) gelmesinin, peygamberin kimliğinin ve ahlakının onlar için bilinmez, kapalı veya şüpheli bir mesele olmadığını kesinleştiren bir anlambilimsel işleve sahip olduğunu belirtir.

        Râgıb el-İsfahânî: "İrfan" ve "Ma'rifet" kavramlarını, salt bir bilgi (ilim) olmaktan ayırır. Ma'rifetin, bir şeyin özelliklerini, izlerini ve geçmişini bizzat tecrübe ederek, derinlemesine ve şeksiz şüphesiz "tanımak/ayırt etmek" olduğunu tanımlar. İnkârcıların Muhammed'i (elçilerini) aslında çok iyi "tanıdıkları" halde onu reddetmelerinin, bilgi eksikliğinden değil, inat ve kibrin getirdiği bir körlükten kaynaklandığını vurgular.

        Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı): Kur'an'daki bu fiilin psikolojik deşifre gücüne dikkat çeker. "Yoksa elçilerini tanımadılar mı?" sorusunun, müşriklerin sığındıkları tüm mazeretleri (bize büyü yaptı, o delidir vs.) çürüten sarsıcı bir iç yüzleşme olduğunu belirtir. Onların kırk yıl boyunca "El-Emin" (Güvenilir) olarak "tanıdıkları" (ya'rifû) bir karakteri, sırf çıkarlarına dokunduğu için bir gecede yalanlamalarındaki o muazzam ahlaki çelişkiyi dilbilimsel bir estetikle tahlil eder.

        Munkirûn (مُنكِرُونَ)

        İbn Fâris: Kelimenin n-k-r kökünün temelinde "tanımamak, bilmemek, garipsemek ve a-r-f (tanıma/bilme) kökünün tam zıddı olmak" anlamlarının yattığını saptar. İf'âl babından ism-i fâil çoğul (inkar edenler) olarak gelen bu kelimenin, bir şeyi cehaletten dolayı bilmemek değil; bilinen ve tanınan bir gerçeği kasıtlı olarak, kibirle "tanımazlıktan gelmek, reddetmek" eylemini nitelediğini kaydeder.

        Râgıb el-İsfahânî: "İnkâr" kavramını, dilin veya kalbin, aslında var olduğunu bildiği bir şeyi yalanlaması, onu yabancı ve asılsız (münker) sayması olarak açıklar. Ayette "ya'rifû" (tanıyorlar) fiili ile "munkirûn" (inkar ediyorlar) sıfatının peş peşe (tezat sanatıyla) kullanılmasının; müşrik aklın yaşadığı o derin yarılmayı (şizofreniyi) resmettiğini vurgular. Onlar kalpleriyle tanıdıkları hakikati, dilleriyle ve eylemleriyle yalanlayan bir hastalıktan muzdariptirler.

        Toshihiko Izutsu: Kur'an'ın değerler sisteminde "inkar" kavramının pasif bir bilgisizlik (ignorance) olmadığını analiz eder. O'na göre "munkirûn", hakikate karşı geliştirilen aktif, düşmanca ve organize bir savunma mekanizmasıdır. İnkârcıların elçiyi tanımazlıktan gelmeleri, onun tebliğ ettiği ahlaki ve sosyal eşitlik yasalarının kendi aristokratik düzenlerini (Cahiliye hiyerarşisini) yıkacağını "çok iyi bilmelerinden" kaynaklanan politik bir reddediştir.

        Diyanet İslam Ansiklopedisi: Kelimenin lügat anlamının "inkar edenler, tanımazlıktan gelenler, reddedenler" olduğunu belirtir. Kelâm ilminde bu terimin, vicdanın sesini bastırarak ilahi mesajı geçersiz kılma yönündeki en karakteristik küfür (örtme) refleksini ifade ettiğini açıklar.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X