فَكَذَّبُوهُمَا فَكَانُوا مِنَ الْمُهْلَك۪ينَ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Mü'minûn Sûresi, 48. Ayet
Daralt
X
-
47. "Nitekim şöyle dediler: 'Soydaşları bize kölelik ederlerken bizden farklı olmayan bu iki adama mı inanacağız!"
48. "Böylece onları yalancılıkla itham ettiler, sonuçta helâk edilenler arasına onlar da katıldı."
Nitekim şöyle dediler: "Soydaşları bize kölelik ederlerken bizden farklı olmayan bu iki adama mı inanacağız! Bazıları şöyle demişlerdir: Biz gidelim de, galip halde iken onları yüceltelim ve onları bize galip hale mi getirelim? Oysa onlar bize kulluk etmektedirler. Yani onları üzerimize çıkaralım ve biz onların altına mı düşelim. Oysa bugün itibariyle biz onlardan üstünüz, onlar bizden daha aşağı konumda bulunmaktadırlar. Bunu nasıl yapabiliriz? En doğrusunu Allah bilir ya, bu, risâlet göreviyle onlara geldikleri anda olmaktadır. Böylece onları yalancılıkla itham ettiler, sonuçta helâk edilenler arasına onlar da katıldı. Yalanlamaları yüzünden helâk edilenlerden oldular.
Yorumu Yorumla
-
Kezzebûhumâ (فَكَذَّبُوهُمَا)
İbn Fâris: Kelimenin k-z-b kökünün asli manasının "doğrunun zıddı olmak, asılsız söylemek, bir haberi hakikate aykırı biçimde reddetmek" olduğunu saptar. Fiilin Tef'il babında (tekzib) ve "humâ" (o ikisini) aidiyet zamiriyle gelmesinin, Firavun ve adamlarının hem Musa'yı hem de Harun'u, onların getirdiği tüm mucizeleri ve ilahi çağrıyı şiddetli, planlı ve kaba bir şekilde topyekûn yalanladıklarını nitelediğini kaydeder.
Râgıb el-İsfahânî: "Kizb" kavramını gerçeği örtmek, "tekzib" eylemini ise apaçık doğru olan bir mesajı ve elçiyi bilinçli olarak yalan saymak, onlara sahtekâr muamelesi yapmak olarak tanımlar. Ayetin başındaki "fe" (takib/peşinden gelme) edatıyla birlikte bu fiilin, yukarıda sayılan o kibirli argümanların (sınıf farkı, beşer olma durumu) kaçınılmaz bir pratik sonucu olarak fiili bir saldırıya ve reddedişe (tekzib) dönüştüğünü vurgular.
Toshihiko Izutsu: Kur'an'daki "tekzib" (yalanlama) kavramının eylemsel boyutunu analiz eder. Bu kelimenin zihinsel bir inanmama hali olmadığını; siyasi iktidarı, ekonomik sömürüyü ve kibirli statükoyu korumak adına peygamberlerin mesajına karşı başlatılan organize bir devlet terörü, karalama kampanyası ve hakikati kökünden imha etme teşebbüsü olduğunu anlambilimsel olarak tahlil eder.
Diyanet İslam Ansiklopedisi: Fiilin lügat manasının "o ikisini yalanladılar, asılsız saydılar, inkar ettiler" olduğunu aktarır. Kelâm ve tefsir terminolojisinde bu eylemin, şirke batmış zorba rejimlerin, kendi otoritelerini sarsan vahyin sarsılmaz argümanları (Musa'nın asası gibi) karşısında aciz kaldıklarında başvurdukları en ilkel ve en inatçı psikolojik direnç (örtbas etme) yöntemi olduğunu açıklar.
El-Muhlekîn (الْمُهْلَكِينَ)
İbn Fâris: Kelimenin h-l-k kökünün temelinde "bir şeyin bozulması, çökmesi, varoluşsal bütünlüğünü yitirmesi, uçuruma yuvarlanması ve yok olması" anlamlarının yattığını saptar. İsm-i mef'ûl (edilgen ortaç) ve çoğul kalıbında gelen bu kelimenin, Firavun ve ordusunun kendi ecelleriyle veya sıradan bir savaşla değil; doğrudan ilahi bir müdahaleyle, denizin sularında "helak edilenler/yok edilenler" kategorisine dâhil edilerek tarihten kazındıklarını ifade ettiğini belirtir.
Râgıb el-İsfahânî: "Helak" kavramını, bir şeyin işlevsiz hale gelmesi, fesada uğraması ve varlık sahnesinden tamamen silinmesi olarak tanımlar. Ayette inkârcı Mısır elitlerinin akıbetinin bu kelimeyle nitelenmesinin, kibrin ve peygamberi yalanlamanın varacağı nihai noktanın, ilahi adaletin tecellisiyle mutlak bir ontolojik çöküş ve yok oluş (muhlekîn) olduğunu vurgular.
Dücane Cündioğlu: Kelimenin barındırdığı varoluşsal yıkımı felsefi bir dille tahlil eder. Kendilerini yeryüzünün tanrıları ("Ben sizin en yüce Rabbinizim") olarak gören ve İsrailoğullarını köleleştiren o muazzam iktidarın, sulara gömülerek "helak edilenler" (el-muhlekîn) sürüsüne katılmasının, gücün ve kibrin evrensel yasalara (Sünnetullah) çarptığında nasıl anında hiçliğe dönüştüğünü resmeden kusursuz bir anlambilimsel trajedi olduğunu belirtir.
Diyanet İslam Ansiklopedisi: Kelimenin sözlükte "helak edilenler, mahvedilenler, yok edilenler" manalarına geldiğini aktarır. Kur'an kıssalarının tarih felsefesinde, şirki bir devlet politikası haline getiren ve peygamberlere zulmeden kavimlerin, ilahi azap neticesinde uğradıkları o kesin, kalıcı ve ibretlik toplumsal yıkımı özetleyen kapanış kavramı olduğunu açıklar.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla