ثُمَّ اَنْشَأْنَا مِنْ بَعْدِهِمْ قَرْناً اٰخَر۪ينَۚ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Mü'minûn Sûresi, 31. Ayet
Daralt
X
-
31. "Sonra onların ardından başka bir nesil meydana getirdik."
32. "Bunların arasından da kendilerine, Allah'a kulluk edin; sizin O'ndan başka tanrınız yoktur. İsyan etmekten sakınmıyor musunuz?' diyen bir elçi gönderdik."
Sonra onların ardından başka bir nesil meydana getirdik. Denildi ki: Nuh kavminin ardından Ad ve diğerleri olmak üzere başka bir nesil getirdik. Onlara kendilerinden bir elçi gönderdik. Bunun Hüd olduğunu söylemişlerdir. Allah'a kulluk edin; sizin O'ndan başka tanrınız yoktur. Bütün nebî ve resûller sadece Allah'ı tevhit etme ve sadece O'na ibadet etme esasına çağrıda bulunmuşlardır. İsyan etmekten sakınmıyor musunuz? O'na muhalefet etmekten, O'ndan başkasına ibadet etmekten ve O'na karşı her türlü isyankârlıktan -daha önce belirttiğimiz gibi- sakınmaz mısınız?
Yorumu Yorumla
-
Enşe'nâ (أَنشَأْنَا)
İbn Fâris: Kelimenin n-ş-e kökünün temelinde "yükselmek, ortaya çıkmak, bir şeyi ilk kez başlatmak ve büyütmek" anlamlarının yattığını saptar. Ayette birinci çoğul şahıs (Biz inşa ettik/yarattık) formunda gelen bu fiilin, helak edilen Nuh kavminin ardından yeryüzü sahnesine yepyeni, taze ve farklı bir neslin çıkarılmasını niteleyen kök işleve sahip olduğunu belirtir.
Râgıb el-İsfahânî: "İnşâ" eylemini, bir varlığı sadece yoktan var etmek değil, onu belirli bir kıvamda büyütüp kemaline erdirmek olarak tanımlar. Ayetteki kullanımıyla bu fiilin, tufanla temizlenmiş yeryüzünde yeni bir medeniyetin ve insanlık evresinin (Âd veya Semûd kavmi gibi) ilahi bir projeyle başlatılmasını ifade ettiğini vurgular.
Diyanet İslam Ansiklopedisi: Fiilin sözlükte "icat etmek, varlık alanına çıkarmak, terbiye edip büyütmek" manalarına geldiğini aktarır. Tefsir literatüründe bu kelimenin, tarihin sürekliliğine ve toplumların birbirini izleyen döngüsüne (Sünnetullah) işaret ettiğini; bir topluluk zulmü sebebiyle silinirken, ilahi iradenin yepyeni bir "inşâ" ile hayatı kaldığı yerden devam ettirdiğini açıklar.
Ba'dihim (بَعْدِهِمْ)
İbn Fâris: Kelimenin b-a-d kökünün asli manasının "uzaklık, mesafe ve bir şeyin diğerine göre zıt ve ileri bir konumda bulunması" olduğunu, "kabl" (önce) kelimesinin tam karşıtını teşkil ettiğini saptar. Ayette Nuh kavminin (onların) yok oluşunun hemen ardından gelen zamansal ve tarihi bir "sonralığı" ifade ettiğini belirtir.
Râgıb el-İsfahânî: "Bu'd" (uzaklık) kavramının hem mekân hem zaman hem de derece için kullanılabileceğini ifade eder. Ayetteki "ba'de" edatının zamansal bir ardıllığı bildirdiğini; eski neslin tarih sahnesinden çekilmesiyle oluşan boşluğun, yeni nesil tarafından doldurulması sürecindeki kronolojik sırayı nitelediğini vurgular.
Karnen (قَرْنًا)
İbn Fâris: Kelimenin k-r-n kökünün temelinde "iki şeyin birleşmesi, yan yana gelmesi, boynuz ve güç" anlamlarının yattığını saptar. Bir nesle "karn" denilmesinin, o insanların aynı zaman diliminde bir araya gelmelerinden (iktiran) veya toplumun sahip olduğu kolektif güç ve dayanıklılıktan kaynaklandığını belirtir.
Râgıb el-İsfahânî: "Karn" kavramını, belirli bir zaman diliminde (yaklaşık 70-100 yıl) yaşayan ve aynı hayat tarzını paylaşan insan topluluğu (nesil) olarak tanımlar. Ayette "karnen âharîn" (başka bir nesil/topluluk) şeklinde geçmesinin, tarihin sadece bireylerden değil, belirli bir dünya görüşü ve güç dengesi üzerine kurulu "toplumsal birimlerden" oluştuğunu anlambilimsel olarak çerçevelediğini vurgular.
Toshihiko Izutsu: Kur'an'ın tarih felsefesinde "karn" kelimesini analiz eder. O'na göre bu kelime sadece kronolojik bir süreyi değil, kendi kültürü, dili ve gücü olan bütünleşik bir sosyolojik yapıyı temsil eder. Ayette helak edilen bir neslin yerine başka bir "karn"ın (neslin) getirilmesi, ilahi adaletin tarihteki büyük ölçekli değişimleri ve toplumsal dönüşümleri nasıl yönettiğini gösteren bir kavramsal inşadır.
Diyanet İslam Ansiklopedisi: Kelimenin lügat anlamının "nesil, çağ, boynuz, akran topluluğu" olduğunu aktarır. Kur'an terminolojisinde genellikle peygamberlerin tebliğine muhatap olan ve inkârları sebebiyle topluca helak edilen tarihi kavimleri (Âd, Semûd gibi) nitelemek üzere kullanıldığını açıklar.
Âharîn (آخَرِينَ)
İbn Fâris: Kelimenin e-h-r kökünden türediğini ve asli manasının "son, geri, başka ve farklı olan" olduğunu saptar. "Âhar" kelimesinin, benzerleri arasından seçilen "başka bir tanesini" ifade ettiğini belirtir. Ayetteki çoğul formunun (âharîn), ölen neslin yerine gelen "diğer/başka" topluluğun, öncekilerden bütünüyle farklı bir kimlik ve zaman dilimine ait olduğunu nitelediğini kaydeder.
Râgıb el-İsfahânî: "Âhar" kavramını, bir türün içindeki diğer bir fert veya grup olarak tanımlar. Ayette "karnen âharîn" tamlamasında yer alan bu kelimenin, tarihin tekdüze bir akış olmadığını; her neslin kendine has bir başlangıcı, sınavı ve sonu olduğunu, ilahi iradenin her seferinde "başka" bir insanlık tecrübesini varlık sahnesine sürdüğünü vurgular.
Diyanet İslam Ansiklopedisi: Sözlükte "başkaları, diğerleri, sonrakiler" manalarına geldiğini belirtir. Tefsir bağlamında bu kelimenin, Nuh kavminden sonra gelen ve genellikle Âd kavmi olarak yorumlanan o yeni büyük medeniyeti, öncekilerden ayrıştırmak ve tarihteki yeni sayfayı işaretlemek üzere dilbilimsel bir vurguyla nitelediğini açıklar.
Yorumu Yorumla
Yorumu Yorumla