حٰمٓۜ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Mü'min Sûresi, 1. Ayet
Daralt
X
-
"Hâ-mim."
Bazıları Hâ-mîm lafzının, şanı yüce olan Rabb’imizin isimlerinden olan hicâ harfleri olduğunu söyler. Bu, İbn Abbasın (r.a.) görüşüdür. Bazıları da bütün sürelerin girişidir, diğer hurûf-i mukattaa da böyledir, der. Bazıları ise onun aslının (حم) olduğunu ve hükmolundu mânasına geldiğini söyler. Nitekim şair (Nâbiğa) bir beytinde şöyle der:
Verilen hükmün gerçekleşeceğini görmüyor musun?
Yani verilen karar mutlaka gerçekleşecektir. Ancak o bunu alfabe harfleriyle ifade etti, tıpkı Zeyd kelimesini de alfabe harfleriyle (ز _ ى _ د) zikrettiği gibi. Biz deriz ki: Hurûf-i mukattaanın tefsiri, devamında gelen âyette zikredilen şeydir. İnsanların bu konudaki sözlerini ve farklı görüşlerini çeşitli yerlerde aktarmıştık, dolayısıyla burada onları tekrar etmemize gerek yoktur. En doğrusunu Allah bilir.
Yorumu Yorumla
-
Hâ Mîm (حم)
İbn Fâris, bu harflerin Arap dilinin temel yapı taşları olan hece harfleri (hurûf-ı hecâ) olduklarını, Kur'an'ın bu bilindik harflerden oluşmasına rağmen mucizevi bir dizilime sahip olduğunu ve harflerin etimolojik veya semantik kökenlerinden ziyade ilahi birer sır barındırdıklarını belirtir.
Râgıb el-İsfahânî, mukattaa harflerinin (kesik harflerin), muhatabın (müşriklerin) dikkatini çekmek için tasarlanmış sarsıcı birer giriş (istiftah) olduğunu söyler. Kur'an'ın bu harflerle başlamasının, "İşte kelamınızın ham maddesi olan harfler bunlardır, gücünüz yetiyorsa bu harflerle Kur'an'ın bir benzerini getirin" şeklinde ontolojik bir meydan okuma (i'caz) barındırdığını vurgular.
Celaleddin el-Suyuti, bu harfleri müteşâbih (anlamı kapalı) ayetler kategorisinde değerlendirir. "Hâ Mîm" özelinde İslam geleneğindeki farklı yorumları karşılaştırarak; bu harflerin Allah'ın isimlerinin veya sıfatlarının (örneğin Hamîd ve Mecîd) baş harfleri (kısaltmaları) olabileceğini, surenin özel ismi (alem) olduğunu veya Allah'ın üzerine yemin ettiği kutsal metin şifreleri olduğunu aktarır.
Arthur Jeffery, harflerin kökenini ve işlevini tarihsel metin tenkidi bağlamında inceler. Bu harflerin orijinal vahyin bir parçası olmaktan ziyade, Kur'an'ın ilk yazılı nüshalarını toplayan katiplerin (veya sure sahiplerinin) kendi şahsi kopyalarını işaretlemek için koydukları özel mülkiyet belirten isim kısaltmaları (monogramlar) olabileceğini tartışır.
Theodor Nöldeke, başlangıçta bu harflerin erken dönem Kur'an koleksiyonerlerinin isimlerinin baş harfleri olduğu tezini savunmuş, ancak daha sonra bu görüşünü revize ederek; harflerin bizzat Hz. Muhammed tarafından metnin esrarengizliğini ve ilahi kökenini vurgulamak amacıyla kullanılan, Ortadoğu'nun mistik ve litürjik geleneğine ait şifreli semboller olduğunu iddia etmiştir.
Angelika Neuwirth, "Hâ Mîm" gibi mukattaa harflerini Geç Antik Çağ'ın litürjik (ibadet) okuma gelenekleri içine yerleştirir. Bu harflerin semantik bir anlam taşımaktan çok, "akustik ve performatif" bir işlevi olduğunu; cemaati dünyevi zamandan koparıp, kutsal metnin okunacağı ilahi (kutsal) zamana hazırlayan sarsıcı birer "sesli işaret/uyarıcı" (zil sesi) olduklarını ifade eder.
Gabriel Said Reynolds, bu şifreli harfleri Süryani Hristiyan litürjisinde ve ilahilerinde kullanılan metinsel kısaltmalarla (veya müzikal notasyonlarla) karşılaştırır. Kur'an'ın bu Ortadoğu dini edebiyat formunu kullanarak, kendi metnini de o büyük monoteistik "Kutsal Yazı" (Scripture) geleneğinin otoriter ve meşru bir parçası olarak kodladığını belirtir.
Prof. Dr. Mustafa Öztürk, harfleri Mekke'nin sosyolojik ve polemik ortamı üzerinden değerlendirir. Müşriklerin Kur'an okunurken onu bastırmak için "gürültü yapma" (ilğav) taktiğine karşı; "Hâ Mîm" gibi anlamsız görünse de fonetik olarak son derece sert, gizemli ve dikkat çekici harflerin, bu gürültüyü yaran, muhatabı şok edip sessizliğe ve dinlemeye mecbur bırakan birer "psikolojik harp" ve retorik aracı olduğunu ifade eder.
Dücane Cündioğlu, kesik harfleri dildeki "anlamdan önceki ses" (ontolojik ham madde) olarak okur. "Hâ Mîm" nidasının, ilahi kelamın henüz beşeri kelimelere (kavramlara) dökülmeden önceki o saf, soyut ve sarsıcı varoluşsal titreşimi olduğunu; insanın bu harfler karşısında bir anlamsızlık değil, insan aklına ve kelimelere sığmayan mutlak bir anlamın (ilahi olanın) suskunluğu ve heybeti ile yüzleştiğini belirtir.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, "hurûf-ı mukattaa" (bağımsız/kesik harfler) adını alan bu yapıların, Kur'an'ın yirmi dokuz suresinin başında bulunduğunu; kesin anlamlarının yalnızca Allah tarafından bilindiğini (müteşâbih), ancak İslam alimlerince bunların Kur'an'ın mucize oluşuna (i'cazına) dikkat çeken, okuyucunun zihnini toparlayan veya doğrudan surelerin isimleri olan özel ilahi şifreler olarak kabul edildiğini aktarır.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla