وَتَرٰى كَث۪يراً مِنْهُمْ يُسَارِعُونَ فِي الْاِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَاَكْلِهِمُ السُّحْتَۜ لَبِئْسَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Mâide Sûresi, 62. Ayet
Daralt
X
-
"Onlardan birçoğunun günaha girmede, haksızlık etmede ve haram yemede birbirleriyle yarıştıklarını görürsün. Yapmakta oldukları şey ne kötüdür!"
Onlardan birçoğunun günaha girmede, haksızlık etmede ve haram yemede birbirleriyle yarıştıklarını görürsün. Burada Onlardan birçoğunu görürsün ifadesinin, onların krallarından ve halkından birçoğunu görürsün anlamına gelmesi muhtemeldir. Günaha girmede ve haksızlık etmede birbirleriyle yarışırlar. Yani küfür ve aşırılığı söylemede. Buradaki udvan (عدوان), kendileri için belirlenen sınırı aşmak demektir. Onlar aynı zamanda Haram yemede de birbirleriyle yarışıyorlar. Buradaki suht (سحت) kelimesine haram kılınan her şey veya hüküm verirken rüşvet almak anlamı da verilmiştir. Hz. Ömer'in (r.a.) şöyle dediği rivayet edilmiştir: Rüşvet küfür demektir, suht ise kardeşinin ihtiyacını sultana götürmek ve onun yanında yemektir. Bu konuyu daha önce zikretmiştik.
Yorumu Yorumla
-
terâ (تَرَىٰ)
Sözcüğün kökü "r-e-y" (ر أ ي) harfleridir. Temel anlamı; görmek, bakmak, idrak etmek ve farkına varmaktır. Mâide Sûresi 62. ayette "ve terâ kesîran minhum" (ve onlardan birçoğunu görürsün) şeklinde muzari fiil olarak geçerek, Ehl-i Kitab'ın (veya münafıkların) ahlaki çöküşünün açıkça, gözle görülür ve inkar edilemez bir şekilde sahnelenmesini ifade eder.
İbn Fâris, Mekâyîs fi'l-Luğa adlı eserinde bu kökün "bir şeyi gözle veya akılla algılamak, ona dair kesin bir kanaat (rü'yet) oluşturmak" anlamına geldiğini belirtir.
Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât'ta "rü'yet" eylemini fiziksel görmeden ayırarak tahlil eder. Râgıb'a göre ayette peygambere (veya okuyucuya) hitaben kullanılan "terâ" (görürsün) fiili, sadece onların bedenlerine bakmayı değil; onların eylemlerine, psikolojilerine ve niyetlerine bakarak o devasa "nifakı/ahlaksızlığı" kalple ve akılla (basiretle) açıkça teşhis etmeyi emreder.
kesîran (كَثِيرًا)
Sözcüğün kökü "k-s-r" (ك ث ر) harfleridir. Temel anlamı; çokluk, yığın, kalabalık ve sayısal olarak üstün olmaktır. Ayette, kötülüğe koşanların azımsanmayacak bir "çoğunluk" olduğunu niteleyen bir sıfat olarak geçer.
İbn Fâris, bu kökün temelinde "azlığın (kıllet) zıttı olan; bir araya gelip yığılma ve sayısal büyüklük" anlamının bulunduğunu söyler.
Gabriel Said Reynolds, Kur'an'ın sosyolojik analizlerinde "çoğunluk" (kesîran) kavramına getirdiği ontolojik eleştiriyi tahlil eder. Reynolds'a göre Kur'an, hakikatin ve ahlakın ölçüsünü asla sayısal çokluğa bağlamaz. Ehl-i Kitab'ın içindeki bu "çoğunluğun" günaha koşması, dindarlığın kalabalıklarla veya kadim bir geleneğe sahip olmakla (nicelikle) ölçülemeyeceğinin, kalabalıkların çok kolay bir şekilde kitle psikolojisiyle yozlaşabileceğinin ilanıdır.
yusâriûne (يُسَارِعُونَ)
Sözcüğün kökü "s-r-a" (س ر ع) harfleridir. Temel anlamı; acele etmek, çabuk davranmak, hızlanmak ve yarışmaktır. "Mufâale" babından muzari (şimdiki/geniş zaman) fiil olan bu kelime, ayette "günah ve düşmanlıkta birbirleriyle yarışırcasına koşuşurlar" anlamında, kötülüğün içindeki o bitmek bilmeyen telaşı ve eylemsel iştahı tanımlar.
İbn Fâris, kök anlamını "hareketin doğal ve yavaş akışından çıkıp, zamanı veya başkalarını geride bırakmak için yapılan hızlı atılım" olarak tanımlar.
Râgıb el-İsfahânî, bu eylemin psikolojik altyapısına odaklanır. Normalde insan fıtratı iyiliğe meyyalken, onların günaha "süratle/aceleyle" (yusâriûne) gitmeleri, kalplerindeki hastalığın (nifakın) fıtratı tamamen bastırdığını gösterir. "Mufâale" kalıbı, bu düşüşün bireysel olmadığını, günah işleme konusunda adeta birbirlerini kışkırtan, kötülükte "yarışan" organize bir grup psikolojisini (yarışı) resmeder.
Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin sosyo-politik bağlamını inceler. Öztürk'e göre, din adamlarının veya toplumun ileri gelenlerinin rüşvet ve haksız kazanç gibi suçlara "koşuşmaları", sıradan bir günah işleme zafiyeti değil; ahlaki sınırların tamamen kalktığı, haram yemenin bir sektör/yarış haline geldiği arsız ve pervasız bir kurumsal çöküştür.
ismi (الْإِثْمِ)
Sözcüğün kökü "e-s-m" (أ ث م) harfleridir. Temel anlamı; günah, suç, insanı sevaptan/iyilikten alıkoyan veya geri bırakan her türlü kötü eylemdir. Ayette "fîl ismi" (günahın içinde) tamlamasıyla, koşuşturdukları ahlaki bataklığı ifade eder.
İbn Fâris, bu kökün asıl fiziksel anlamının "yavaşlık, geride kalma ve bir şeyden gecikme" olduğunu belirtir. Günaha "ism" denilmesinin nedeni, bu eylemlerin insanı ontolojik olarak yavaşlatması, onu iyilikten, faziletten ve Allah'ın rızasından "geri bırakmasıdır".
Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın ahlak felsefesinde "ism" kavramını tahlil eder. Izutsu'ya göre "ism", daha çok bireyin kendi ruhuna ve fıtratına zarar verdiği, ilahi yasayı ihlal ettiği (içki, kumar, yalan gibi) teolojik suçların genel adıdır. İnsanın kendi ahlaki dokusunu yavaş yavaş çürütmesi ve kendini evrensel iyilikten kasten mahrum bırakmasıdır.
udvâni (وَالْعُدْوَانِ)
Sözcüğün kökü "a-d-v" (ع د و) harfleridir. Temel anlamı; sınırı aşmak, koşmak, zulmetmek, düşmanlık yapmak ve haddi tecavüz etmektir. Ayette "günah ve düşmanlık/haddi aşma" şeklinde "ism" kelimesiyle yan yana gelerek, kötülüğün ikinci ve dışa dönük boyutunu tanımlar.
İbn Fâris, bu kökün temelinde "iki nesne arasındaki mesafeyi veya bir çizgiyi aşarak karşı tarafa geçmek, uyumsuzluk ve tecavüz" anlamının bulunduğunu söyler.
Râgıb el-İsfahânî, "udvân" ile "ism" arasındaki felsefi farkı ortaya koyar. "İsm" kişinin kendi nefsine verdiği zarar iken; "udvân", kişinin ahlaki sınırları aşarak başkalarının haklarına, mallarına veya canlarına yönelik işlediği (kısas gerektiren) toplumsal ve pratik zulümlerdir.
Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu iki kelimenin (ism ve udvân) yan yana gelişindeki sosyolojik gerçekliği tahlil eder. Kılıç'a göre, Ehl-i Kitab'ın yozlaşmış grupları sadece kendi içlerinde teolojik günahlara (ism) batmakla kalmamışlar, aynı zamanda İslam toplumuna karşı bitmek bilmeyen bir provokasyona, antlaşmaları bozmaya ve düşmanlığa (udvân) kalkışmışlardır. Kur'an, ahlaksızlığın bireysel boyutta kalmadığını, kaçınılmaz olarak toplumsal bir saldırganlığa dönüştüğünü bu eşdizimlilikle gösterir.
eklihim (وَأَكْلِهِمُ)
Sözcüğün kökü "e-k-l" (أ ك ل) harfleridir. Temel anlamı; yemek, yutmak, çiğnemek, tüketmek ve mülk edinmektir. Ayette "ve eklihimus suht" (ve onların haramı/rüşveti yemeleri) tamlaması içerisinde, ekonomik haksızlığı bedensel bir haz ve doyumsuzluk metaforuyla tasvir eden mastar olarak geçer.
İbn Fâris, kök anlamını "bir nesnenin bedenin içine alınarak yok edilmesi ve eksiltilmesi" olarak tanımlar.
Râgıb el-İsfahânî, "ekl" (yeme) eyleminin Kur'an'da sadece fiziki gıda için değil, başkasının malını haksız yere zimmetine geçirmek, tüketmek ve sömürmek anlamında kullanıldığını belirtir. Haksız kazancı "almak" yerine "yemek" fiiliyle ifade etmek, bu kişilerin mala karşı duydukları o vahşi, hayvansal iştahı ve arsızlığı vurgular.
suhte (السُّحْتَ)
Sözcüğün kökü "s-h-t" (س ح ت) harfleridir. Temel anlamı; kökünü kazımak, helak etmek, bereketi tamamen yok etmek, haram kazanç ve rüşvettir. Ayette, koşarak "yemeye" gittikleri o gayrimeşru ekonomik ve dini rantı tanımlar.
İbn Fâris, bu kökün temelinde "bir şeyin derisini yüzmek, onu dipten tıraş edip yok etmek ve bereketi kurutmak" anlamının bulunduğunu söyler. Rüşvete "suht" denmesi, onun sadece yiyeni değil, tüm toplumun adaletini, ahlakını ve dinin bereketini "kökünden kazıyan" bir zehir olmasındandır.
Arthur Jeffery, kelimenin filolojik arka planını incelerken, bu kelimenin Arapçadaki kök anlamına (yok etmek) dayanmakla birlikte, Kur'an'da özellikle Yahudi din adamlarının (hahamların) yargıyı satarak aldıkları "rüşvet" için teknik bir terim (terminolojik bir ithal) olarak kullanıldığına dikkat çeker.
Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu kelimenin ayetteki bağlamını siyaset felsefesi üzerinden okur. Öztürk'e göre "suht", sıradan bir hırsızlık değildir. Dini otoritelerin veya yöneticilerin, kendi ellerindeki ilahi yasayı (Tevrat'ı) zenginlerin lehine esnetmek, cezaları hafifletmek veya yalan fetvalar vermek karşılığında aldıkları rüşvettir. Dinin bizzat din adamları tarafından ticaret (suht) aracı yapılması, ahlaki çöküşün dibidir.
bi'se (لَبِئْسَ)
Sözcüğün kökü "b-e-s" (ب أ س) harfleridir. Temel anlamı; kötü olmak, çirkin olmak, şiddet, darlık ve felakettir. Ayetin sonunda "le bi'se mâ kânû" (yapmakta oldukları şey ne kadar da kötüdür/iğrençtir) şeklinde, kınama (zem) fiili olarak geçerek, işlenen eylemlerin ontolojik çirkinliğini mühürler.
İbn Fâris, bu kökün asıl anlamının "hoşa gitmeyen, insana azap veren şiddetli zorluk ve tahammül edilemez çirkinlik" olduğunu belirtir.
Râgıb el-İsfahânî, "bi'se" kelimesinin Kur'an'daki retorik işlevini açıklar. Râgıb'a göre bu kelime, sıradan bir "kötü" sıfatı değil; bir eylemin fıtratta, akılda ve ilahi terazide yarattığı o derin iğrentiyi (nefreti) dile getiren bir ünlem ve kategorik bir kınama (yargı) formudur.
ya'melûn (يَعْمَلُونَ)
Sözcüğün kökü "a-m-l" (ع م ل) harfleridir. Temel anlamı; iş yapmak, eylemde bulunmak, kasti olarak bir şey üretmek ve çalışmaktır. Ayetin sonunda "mâ kânû ya'melûn" (yapmakta oldukları şeyler) şeklinde muzari fiil olarak geçerek, bu çürümüşlüğün bir kerelik bir hata değil, bir yaşam tarzı olduğunu ilan eder.
İbn Fâris, bu kökün "bir şeyi belirli bir niyet ve kasıtla inşa etmek, yapmak" anlamına geldiğini söyler.
Râgıb el-İsfahânî, "amel" kavramını, felsefi olarak "fiil" kavramından ayırır. Hayvanların veya cansızların hareketlerine "fiil" denir, ancak "amel" sadece insanın şuurlu, kasti ve iradeli eylemleridir. Ayette onların rüşvet yemesine, günaha ve düşmanlığa koşmasına "amel" denmesi; onların bu suçları cehaletle veya kazara değil, son derece planlı, şuurlu ve kasti bir şekilde (isteyerek) bir "meslek/iş" gibi icra ettiklerini gösterir. Sistematik kötülük, en ağır amellerdendir.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla