يَسْـَٔلُونَكَ مَاذَٓا اُحِلَّ لَهُمْۜ قُلْ اُحِلَّ لَكُمُ الطَّيِّبَاتُۙ وَمَا عَلَّمْتُمْ مِنَ الْجَوَارِحِ مُكَلِّب۪ينَ تُعَلِّمُونَهُنَّ مِمَّا عَلَّمَكُمُ اللّٰهُۘ فَكُلُوا مِمَّٓا اَمْسَكْنَ عَلَيْكُمْ وَاذْكُرُوا اسْمَ اللّٰهِ عَلَيْهِۖ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ سَر۪يعُ الْحِسَابِ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Mâide Sûresi, 4. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: avcı hayvanlar, avlanma, maide 4, besmele, maide suresi 4. ayet, maide suresi, temiz yiyecekler, allah, zikir, hesap, takva, helal, ilim, bilgi
-
Kendileri için nelerin helal kılındığını sana soruyorlar. De ki: 'İyi ve temiz olanlar size helal kılınmıştır.' Yırtıcı hayvanlardan olup Allah'ın size öğrettiği ile eğiterek avcı hale getirdiğiniz hayvanların sizin için yakaladıklarından da yiyin; (hayvanı ava salarken besmele çekerek) üzerine Allah'ın adını da anın. Allah'tan korkun, şüphesiz Allah'ın hesabı pek çabuktur.
Helâl Kılınan Yiyecekler
Kendileri için nelerin helal kılındığını sana soruyorlar. Burada onların Hz. Peygamber'e (s.a.) neyi sordukları açıklanmamaktadır, ama verilen cevapta, maksatlarının ne olduğu görülmektedir. De ki: İyi ve temiz olanlar size helal kılınmıştır, buyurmaktadır. İyi ve temiz olanlar size helal kılınmıştır, şeklindeki cevap onların temiz olan yiyecekler ile alet ve avcı hayvanlarla yapılan avlanmanın hükmünü sorduklarını göstermektedir. Sonra, İyi ve temiz olanlar size helal kılınmıştır, mealindeki beyanın işaret ettiği anlam hakkında farklı görüşler ileri sürülmüştür. Bazıları şöyle demiştir: "Tayyibat"tan (الطَّيِّبَاتُ) maksat helal kılınan şeylerdir. Fakat bu uzak bir ihtimaldir, çünkü bu durumda Cenab-ı Hak sanki şöyle buyurmuş olmaktadır: De ki: Helal kılınan şeyler size helal kılınmıştır. İlahi beyanın, bunun dışında iki anlama daha gelmesi muhtemeldir: Birincisi, eti yenen hayvanın kesilmesi, etinin pişirilmesi ve benzeri sebeplerle nefislerinizin hoşlandığı şeylerle. Buna mukabil gönlünüzün hoşlanmadığı besmele ile kesilmemiş, pişirilmiş veya kızartılmış etler size helal kılınmamış, aksine yenilmesinden hoşlandığınız şeyler size helal kılınmıştır. En doğrusunu Allah bilir. Diğer bir ihtimal de şudur: Tabiatınıza hoş gelmeyen ve nefret ettiğiniz şeyler değil, hoşlandığınız şeyler size helal kılınmıştır. En doğrusunu Allah bilir.
Av Köpekleri
Eğittiğiniz hayvanlar. Sanki ashab-ı kiram Allah'ın Resulüne (s.a.), avcı hayvanlardan hangisinin avlanmasının helal olduğunu sormuşlar, Cenab-ı Hak da bu cevabı vermiştir. Gerçi bazı rivayetlerde anlatıldığına göre Hz. Peygamber (s.a.) köpekleri öldürmeyi emredince, bazıları huzuruna gelip "öldürülmesini emrettiğin o taifeden hangilerinin avladıkları bize helaldir" diye sormuşlar, bunun üzerine Kendileri için nelerin helal kılındığını sana soruyorlar mealindeki ayet nazil olmuştur. Burada yer alan av hayvanları "cevarih" (جَوَارِحُ) diye anılmıştır, çünkü onunla birşey elde edilir, buna göre cevarih, sayesinde birşey elde etme vasıtaları demektir. Nitekim başka bir ayette Cenab-ı Hak "Kötülük işleyenler (elde edenler)" buyurmaktadır. Bu ayetteki "icterehu" (اجْتَرَحُوا) kelimesine, "iktesebu" (اكْتَسَبُوا), yani kazandılar manası verilmiştir, "cereha" (جَرَحَ) kelimesi "kesebe" (كَسَبَ) anlamına gelir. Ebu Ubeyde şöyle demiştir: O hayvanlar avcı oldukları için kendilerine "cevarih" denilmiştir. Bu, az önce söylediğimiz "kazanmak"la aynı manaya gelir. Falan adam ailesi için "carih"tır denilir, "onlar için kazanç elde etmektedir" demektir. Diğer bazı alimler şöyle demiştir: Bu av hayvanlarına avladıklarını yaraladıkları için cevarih denilmiştir, o zaman bu lafız yaralamak anlamına gelen "ciraha" (جِرَاحَة) kökünden gelir, çünkü kişi avı yaralamazsa, hayvan helal olmaz. İmam Muhammed (r.h.) Kitabu'z-Ziyadat'ta, köpeğin avını yaralamayıp öldürmesini bu manaya delil olarak kullanmıştır. Bu görüşün sahih olduğunu gösteren delillerden biri, Adi b. Hatim'in (r.a.) Resulullah'tan (s.a.) rivayet ettiği hadistir. O der ki Resulullah'a mızrağın (مِعْرَاض) hükmünü sordum, şu cevabı verdi: "Mızrağın sopası uzunlamasına hayvana çarpar da ölürse onu yeme, çünkü o av dövülerek öldürülmüş sayılır. Hayvana mızrağın keskin demir tarafını isabet ettirebilirsen, onu ye!"
Köpeklerin Avladığı Hayvanların Hükmü
Yırtıcı hayvanlardan olup Allah'ın size öğrettiği ile eğiterek avcı hale getirdiğiniz hayvanlar. Bazıları "mukellibine" (مُكَلِّبِينَ) kelimesine, avlanmayı öğrenmiş köpekler anlamı vermiştir. İbn Kuteybe, köpek sahipleri demiştir. Ferra da böyle demiştir, Kiseli ise, onlar köpek sahipleridir, der. "Mükelleb" (مُكَلَّب) eğitilmiş köpek demektir.
Eğittiğiniz köpekler. Hasan-ı Basri ve Ebû Bekir buna "tudrılnehunne" (تُدْرُونَهُنَّ) avlanmayı öğrettiğiniz köpekler manasını vermişlerdir; avlanmayı öğrenmiş köpek manasında "kelbun mudratün" (كَلْبٌ مُدَرَّبٌ) denilir. Onlar, köpek avdan yemiş olsa bile onu helal sayarlar. Buna göre öğretilmiş manasını vermek caiz olur, çünkü onlar köpek avdan yemiş olsa bile onu mubah addediyorlar. Şöyle bir anlam da verilmiştir: "Tueddibunehunne" (تُؤَدِّبُونَهُنَّ), yani avı sizin namınıza yakalayıp bekletmeleri için onları terbiye ediyorsunuz. Bize göre bu, gerçek manada öğretmektir, avı sahibi namına tutup bekletmeleri için köpeğin öğretilmesidir.
Allah'ın size öğrettiği ile. Bu ilahi beyan iki manaya gelir. Birincisi, sizin beşeri kuruluşunuzu onları eğitmeye müsait kılmış, sizden başka yaratıkları da eğitmeye müsait ve elverişli bir şekilde yaratmıştır. Diğer bir anlam da şudur: Allah'ın size öğrettiği ile, Allah size "köpekleri şöyle eğitin, böyle yapın" demiştir. Bu iki ihtimalin hangisi olursa olsun, bu işte bilginin şart koşulması delili vardır. Sonra -her ne kadar köpek ile diğer yırtıcılar, kendilerine öğretildiği takdirde aynı konumda ise de- Cenab-ı Hak, köpeklerin habis olması ve insanlarla iç içe yaşaması sebebiyle diğer hayvanları değil köpeği zikretmiştir. Şunu da belirtmek gerekir ki köpek edinmenin yasaklanması ve köpeği öldürmenin emredilmesi, böyle bir emrin o dönemde diğer yırtıcı hayvanlar içindir ki köpekler habis olmalarına rağmen eğitilirlerse yakaladıkları yenebilir; haklarında böyle bir müsaadenin gelmediği diğer hayvanların yakaladıkları ise yenilmeye daha layık olur.
Onların sizin için yakaladıklarından da yiyin; (hayvanı ava salarken besmele çekerek) üzerine Allah'ın adını da anın. Allah Teala, köpeğin bizim için yakaladığını yemeyi mubah kılmış, fakat kendisi için yakaladığını mubah kılmamıştır. Çünkü köpek ve diğer yırtıcı hayvanlar yakaladıkları avı kendileri için tutarlar ve ondan yemeden edemezler. Ama köpek avını yakalar da yemezse, bu onu sahibi için tuttuğunu gösterir. Fakat ondan bir miktar alırsa, kalanını sahibi için mi, yoksa acıktığı ileriki bir zaman için mi sakladığı bilinemez. Bu konuda epeyce rivayet nakledilmiştir. Adi b. Hatim'den şöyle rivayet edilmiştir: Dedim ki ey Allah'ın Resulü (s.a.), bizler, şu köpeklerle ve şahinlerle avcılık yapan bir milletiz, onlardan bize helal olanı hangileridir? Hz. Peygamber (s.a.) şu cevabı vermiştir: "Şayet onlar, Allah'ın size öğrettiği ile eğiterek avcı hale getirdiğiniz yırtıcı hayvanların avladıkları ise size helaldir, onların sizin için yakaladıklarından yiyin. Eğittiğin bir köpek veya şahini avın üstüne Allah'ın ismini zikrederek gönderirsen o avı ye". Ben tekrar sordum: Şayet köpek avı öldürmüşse? Buyurdu ki "Öldürmüş ama yememişse, avı senin için tutmuş demektir. Şayet yerse, artık ondan yeme, çünkü köpek onu kendisi için yakalamıştır". Yine dedim ki ey Allah'ın Resulü (s.a.), bizim köpeklerimize başka köpekler karışırsa ne buyurursunuz? "Senin köpeğine başka köpekler karışmışsa onu da yeme! Çünkü sen, sadece kendi köpeğin için besmele çekmiştin, başkalarının köpekleri için değil". İbn Abbas'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: Köpek avdan yiyecek olursa, eğitilmiş değildir. Yine onun şöyle dediği nakledilmiştir: Köpek avdan yerse sen yeme, ama doğan yiyecek olursa, sen de ye, çünkü köpeğin çarparak onu öldürmeye gücü yeter, fakat doğanın yetmez. Hz. Ali'nin de, köpek avından yediği zaman sen yeme ve onu öldür, dediği rivayet edilmiştir. Eğitilmiş olmayan köpeğin avladığı hayvanın yenilemeyeceğine işaret eden rivayetleri daha nakletmiştik. Bunlardan biri de Adi b. Hatim'in rivayetidir: Dedim ki: Ey Allah'ın Resulü (s.a.), Biz, şu köpeklerle avcılık yapan bir milletiz; (bu caiz midir) ?" Cevaben buyurdu ki "Eğer eğitilmiş köpeğini avın üstüne Allah'ın ismini zikrederek gönderirsen, onların senin için tuttuklarını öldürseler bile, köpek ondan yemediği takdirde yiyebilirsin. Ama köpeğin kendisi yemişse artık ondan yeme!" Buna bağlı olarak bizim söyleyeceklerimiz şunlardır: Köpek avın kanını içecek olsa o avın eti yenir, çünkü o, kanı bizim için tutsaydı onu yemezdik. Bu onun çok iyi eğitildiğini gösterir: murdar olanı (kanı) kendisi alıyor, temiz olanı sahibine saklıyor. Eğer köpeğin avladığından yemek helal olsaydı, köpeğin eğitilmiş olmasıyla olmamasının farkı kalmazdı, keza onu kendisi için veya sahibi için tutmuş olması da fark etmezdi. Çünkü bütün köpekler avın üzerine gönderildiğinde onun peşinden gider ve av ölünceye kadar onu tutar, ama sadece eğitilmiş olmayan ondan yer. Şayet mesele muhaliflerimizin dediği gibi olsaydı, Cenab-ı Hakk'ın köpeklerin eğitilmiş olanını ve onun da sahibi için tuttuğunu özellikle belirtmesinin ne anlamı kalırdı? Ebu Hanife'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: Köpek avdan yemeyecek derecede eğitilir de sonra avladığı bir hayvanı yiyecek olursa, onun ilk avladığı avın etinden geriye bir şey kalmışsa onu yemek caiz olmaz. Bize göre onun mezhebi, -en doğrusunu Allah bilir ya- köpek ilk ava salındığında yemeyip tutsa bile, eğitilmiş olmadıkça onun avladığı yenmez. Birkaç kez avını yemeyip tuttuğu halde sonra yerse, onun bu yemesi bize, daha önce yememesinin eğitilmiş olduğundan kaynaklanmadığını gösterir, zira eğitilmiş olmayan köpek de hazan tok olduğu için avı yemeyip tutar, şayet eğitilmiş olsaydı avını yemezdi. Üçüncü defa ava gönderildiğinde avı yemeyip tutması, ama dördüncüsünde yemesi, onun gerçekten iyi eğitilmediğini gösterir. Av hakkındaki hüküm bize göre budur: Bunlar birbirine yakın avlamalardır. Köpeğin avını çoğu kez tuttuğu halde bir müddet ava gönderilmekten vazgeçilirse, bu süre zarfında kendisine öğretilmiş olan şeyleri unutmuş olması mümkündür; daha sonra ava gönderildiğinde ondan yiyecek olursa, bunun hükmüne dair bir rivayet gelmemiştir. İlk avının kalanından yenmesi caizdir, denebilir. Bu iki meseleye birbirinden ayrı olarak bakılır; ikinci durumda köpek öğrendiklerini unutmuş olabilir, ilk durumda ise iki av arasında fazla bir zaman farkı olmadığından öğrendiklerini unutmuş olması uzak bir ihtimaldir. Bunun, önceki avlanması sırasında sağlam şekilde eğitilmediğinden başka bir anlamı yoktur. Yukarıda yırtıcı hayvanlardan doğan ve şahinden söz etmiştik, onlar için de açıkladığımız şekilde istidlalde bulunmuştuk. Bu da bize, eğitilmiş olmayan yırtıcı kuşların avladıkları, beslemek amacıyla yetiştirilemediği takdirde yenmez. Şahin ile doğanın eğitilmiş olduklarının göstergesi, sahibinin söylediklerini yapması ve çağırdığında ona dönmesidir. Köpeklerin eğitilmiş olmalarının göstergesi de avdan yememeleridir, çünkü şahin ile benzeri yırtıcı kuşlar, yaratılışı itibariyle insanlardan ürken ve kaçan hayvanlardır. Böylesi avdan yese bile, insanlara yakın durması ve sahibinin çağrısına uyması, eğitilmiş olduğunu gösterir. Şahinin avdan yemiş olması eğitilmiş olmadığını göstermez, çünkü o, av etinden yemekle eğitilmiştir. Köpek ise insanlarla iç içe yaşayan ve yabani olmayan bir hayvandır, onun tabiatı da avı yakaladığı zaman ondan yemesidir. Köpeğin yemekten kaçınması eğitilmiş olduğunu gösterir. Söylediklerimizi destekleyen sözler, Ali b. Ebu Talib ve İbn Abbas'tan da rivayet edilmiştir. Onlar şöyle demiştir: Doğan avını yese bile o avdan ye, ama köpek yiyecek olursa sen yeme! Selman'dan da aynı söz rivayet edilmiştir.
Allah'tan korkun, şüphesiz Allah'ın hesabı pek çabuktur. Buradaki Allah'tan korkun mealindeki beyan, üzerine Allah'ın adının anılmadığı (ve besmele çekilmediği) hayvanları helal saymayın, çünkü o murdardır, manasına gelebilir. Cenab-ı Hakk'ın emrettiği ve yasakladığı şeyleri terk etme konusunda Allah'tan korkun, anlamına da gelebilir. Şüphesiz Allah'ın hesabı pek çabuktur. Buradaki "çabuk oluş" tabiri, muhtemelen şiddetli oluşan kinayedir. Hesabı pek çabuktur, cezası pek şiddetlidir, demektir.
Yorumu Yorumla
-
tayyibât (الطَّيِّبَاتُ)
Sözcüğün kökü "t-y-b" (ط ي ب) harflerinden türemiştir. Bu kökün temel anlamı; temiz, hoş, lezzetli, helal olan ve insanın duyularına, nefsine veya aklına haz veren her türlü güzel şeydir. Mâide Sûresi 4. ayette, Allah tarafından inananlara tüketilmesi veya faydalanılması helal ve mubah kılınan, fıtrata uygun temiz rızıkları ve gıdaları ifade eder.
İbn Fâris, bu kökün temelinde "bir şeyin her türlü pislikten, kirlilikten ve iticilikten arınmış olması" fikrinin yattığını belirtir. Kök, doğası gereği insana tiksinti vermeyen, temiz ve meşru olan her şeyi kapsar.
Râgıb el-İsfahânî, "tayyib" kavramını fiziksel ve şer'i (hukuki) olmak üzere iki boyutta ele alır. O, kelimenin sadece duyulara hitap eden lezzet veya maddi temizlik olmadığını; aynı zamanda dinen helal, ahlaken meşru yollardan elde edilmiş temizliği de zorunlu kıldığını açıklar. Râgıb'a göre rızkın "tayyib" olması, hem bedene zarar vermemesini hem de hukuken temiz olmasını gerektirir.
Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın anlambilimi bağlamında "tayyibât" kavramının cahiliye dönemi beslenme tabularını yıkan devrimci bir niteliğe sahip olduğunu analiz eder. İslam öncesi Arapların batıl inançlara veya putlara dayalı keyfi helal-haram sınırlarının yerine, Kur'an "tayyibât" kavramı ile rasyonel, fıtrata uygun ve ahlaki bir beslenme etiği getirmiştir. Bu bağlamda kelime, "habis" (kötü/pis) kelimesinin tam zıttı olarak, insanın ontolojik saflığını koruyan rızıkları niteler.
Prof. Dr. Hidayet Aydar, kelimenin fıkhi ve tefsir boyutunu incelerken, bu ayetteki kullanımın insan sağlığını ve haysiyetini korumaya yönelik ilahi bir prensip olduğunu ifade eder. Ona göre tayyibât, sadece dini bir emir değil, insanın bedensel ve ruhsal sağlığını gözeten, pis ve hastalıklı olandan uzak durmayı emreden evrensel bir ilkedir.
cevârih (الْجَوَارِحِ)
Sözcüğün kökü "c-r-h" (ج ر ح) harfleridir. Kelime, "câriha" sözcüğünün çoğuludur. Temel anlamı; yaralamak, kesmek ve (mecazen) çalışıp kazanmak, elde etmektir. Ayette, avlanmak üzere eğitilmiş doğan, şahin gibi yırtıcı kuşlar ile tazı ve köpek gibi avcı hayvanları tanımlamak için kullanılır. İnsanın eli ve ayağı gibi iş yapan organlarına da kazanç sağladıkları için bu isim verilir.
İbn Fâris, Mekâyîs fi'l-Luğa'da kökün birinci anlamının "bedende açılan yara, kesik" olduğunu, ikinci anlamının ise "çalışıp çabalayarak bir şey kazanmak" olduğunu belirtir. Avcı hayvanlara bu ismin verilmesi, avlarını pençeleri veya dişleriyle yaralayarak tutmaları ve sahipleri için bir "kazanç" (av eti) sağlamalarındandır.
Râgıb el-İsfahânî, "c-r-h" kökünün fiziksel yaralamadan eylemsel kazanca (iktisab) geçişini semantik olarak tahlil eder. O, nasıl ki insanın organları iyi veya kötü ameller kazanıyorsa (yaptıkları işler sebebiyle cevârih adını alıyorsa), eğitilmiş hayvanların da doğadaki serbest eylemlerinin bir amaca (sahibine av getirmeye) yönlendirilmesi sebebiyle bu şekilde isimlendirildiğini açıklar.
Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin Kur'an'ın nüzul ortamındaki sosyo-kültürel karşılığına dikkat çeker. Arap yarımadasında avcılığın ve yırtıcı hayvan eğitiminin yaygın bir kültür olduğunu belirterek, Kur'an'ın "cevârih" terimi üzerinden yerel ve bilindik bir pratiği alıp, ona "Allah'ın adının anılması" ve "hayvanın eğitilmiş olması" şartlarını ekleyerek evrensel bir hukuk kuralına dönüştürdüğünü vurgular.
mukellibîn (مُكَلِّبِينَ)
Sözcüğün kökü "k-l-b" (ك ل ب) harfleridir. Temel anlamı; bilinen hayvan olan "köpek"tir (kelb). "Tef'il" babından ism-i fail olan bu kelime, av köpeklerini veya diğer avcı hayvanları eğiten, onları avlanmaya alıştıran kimseler anlamında kullanılır. Ayette hayvanı eğiten kişinin bilinçli eylemini ifade eder.
İbn Fâris, kelimenin doğrudan "köpek" kökünden türediğini ve eylemin "hayvanı köpek gibi avlanmaya alıştırmak" veya "özellikle av köpekleri kullanarak avlanmak" anlamı taşıdığını ifade eder.
Râgıb el-İsfahânî, kelimenin etimolojik olarak "köpek" kelimesine dayanmasına rağmen, Arapça dil kullanımında anlam genişlemesine uğradığını belirtir. Ona göre "mukellib", sadece köpek eğitenleri değil; doğan, şahin, pars gibi av amacıyla kullanılan her türlü yırtıcı hayvanı eğiten kişileri kapsar. Köpeğin avcılıkta en çok kullanılan ve en bilinen hayvan olması sebebiyle, bu eyleme genel bir isim olarak köpeğin ismi (kelb) mastar yapılmıştır.
Prof. Dr. Sadık Kılıç, ayetteki bu kelimenin sadece bir meslek veya eylem tasviri olmadığını, insanın doğa üzerindeki "bilinçli müdahalesini ve eğitimini" vurguladığını analiz eder. Hayvanın avının helal olmasındaki temel kriterin, insanın ona verdiği eğitim (mukellibîn) ve Allah'ın insana öğrettiği bilgi (mimmâ allemekumullâh) olduğunu belirterek, vahşi gücün insan aklı ve ilahi nizam ile terbiye edilmesinin altını çizer.
emsekne (أَمْسَكْنَ)
Sözcüğün kökü "m-s-k" (م س ك) harfleridir. Temel anlamı; bir şeyi sıkıca tutmak, yakalamak, bırakmamak, alıkoymak ve muhafaza etmektir. Ayette eğitilmiş avcı hayvanların, yakaladıkları avı kendileri için yemeyip, sahipleri için tutmalarını ve muhafaza etmelerini ifade eden fiildir.
İbn Fâris, kökün anlamını "bir şeye tutunmak, onu bırakmamak ve kendine bağlamak" olarak verir. Salıvermenin (irsâl) zıttıdır.
Râgıb el-İsfahânî, "imsak" kavramını analiz ederken, eylemin arkasındaki niyete ve iradeye dikkat çeker. Ayetteki "emsekne aleykum" (sizin için tuttukları) ifadesi, eğitilmiş hayvanın doğal içgüdüsünü (acıkıp avını yeme isteğini) bastırarak, avı sahibi için elinde tutmasını ifade eder. Râgıb'a göre, hayvanın avdan yememesi onun iyi eğitildiğinin (mukellibîn) ve eyleminin sahibinin iradesine bağlandığının şer'i delilidir.
Prof. Dr. Hidayet Aydar, fiilin fıkhi sonuçlarını tahlil eder. Hayvanın avı "tutması" (imsak) ve ondan hiçbir parça yememesi, yakalanan etin "leş" (meyte) statüsünden çıkıp "helal" rızık statüsüne girmesinin en somut kanıtıdır. Bu fiil, hayvanın vahşi bir cinayet işlemediğini, bilakis sahibinin bir aleti veya vekili olarak meşru bir kesim (tezkiye) faaliyeti yürüttüğünü gösterir.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla