Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Mutaffifin Sûresi, 27. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Mutaffifin Sûresi, 27. Ayet

    وَمِزَاجُهُ مِنْ تَسْن۪يمٍۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Ve mizâcuhu min tesnîm(in)

    Yorum

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      27-28. "O içkinin karışımı tesnîmden, yani Allah'a yakın olanların içecekleri bir kaynaktandır."

      Tesnim

      Tesnîm Allah Teâlâ’nın sevgili kulları için hazırlamış olduğu ve dünyada iken hakkında bilgi vermediği bir içki malzemesidir. O, insanların bilmediği göz aydınlığı türündendir. Karışım (mizaç) bir defasında misk olarak belirtilmiş, başka bir yerde de kâfur olarak açıklanmıştır. “İyiler ise içindekine güzel koku katılmış bir kadehten içecekler”. Bir defasında da onun tesnîm ile karışık olduğu belirtilmiş ancak “tesnîm’in ne olduğu açıklanmamıştır. “Senam” yüksek yer demektir. Kaynağın tesnîm diye adlandırılması, yüksekçe bir yerden aşağı dökülmesinden dolayı olabilir. Bildirildi ki o, dünyada iken insanların elde etmek istedikleri, arzu duydukları bir karışım kabilinden olacaktır. Görmez misin ki dünyada iken içki kokteyl şeklinde olduğunda kalplerdeki içme arzusunu uyandırmada daha etkili olmakta, katkısız olması haline nispetle ona karşı nefis daha arzulu ve istekli olmaktadır. Buradan hareketle âhirette de aynı şekilde arzulu olacakları belirtilmiştir. Bazı tefsirciler şöyle dediler: Bu şaraptan sade olarak mukarrabûn olanlar içecekler, diğerlerine ise katkılı olarak verilecektir. Hasan-ı Basrî ise şöyle söyledi: Katkılı (kokteyl) hem mukarrebûn hem de diğerleri için olacaktır, şarabın kokteyl hali belirttiğimiz gibi içenler nezdinde daha değerli kabul edilir.

      Allah'a Yakın Olanların İçecekleri Bir Kaynak

      Yakın kılınanlar ya da yaklaştırılmış olanlar. Mukarrebûn, dünyada hayırlı işlerde yarış içinde koşuşturanlardır. Onlar nefsânî arzularını terk ederler, helâk edici günahlardan ve sürçme kabilinden zellelerden uzak dururlar. Mukarrebûn işte bunlardır. Yaklaştırma fiili kendilerine değil de başkalarına nispet edilerek “yaklaştırılmış olanlar” denildi. Çünkü onlar hayır işleri yapmayı kendi kendilerine değil başkası sayesinde başarırlar, keza helâk edici günahlardan ve zellelerden de gene başkası sayesinde korunurlar. Onlar bu yaklaştırılma lütfuna, dünyada iken sözünü ettiğimiz işlere kendilerini adamaları sonucunda Allah’ın rahmeti sayesinde ulaşmış olmaktadırlar.​

      Yorum

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Mizâcuhû (مِزَاجُهُ)

        İbn Fâris, m-z-c kökünün temel anlamının bir şeyi başka bir şeye katmak, karıştırmak (hılt) olduğunu belirtir; bir içeceğin "mizâc"ı, ona tat veya serinlik vermek amacıyla sonradan ilave edilen karışımdır. Râgıb el-İsfahânî, "mizâc" kavramını şaraba katılan ve onun sertliğini kıran, lezzetini artırarak içimini güzelleştiren katkı maddesi olarak tanımlar; ayette ebrâra (iyilere) sunulan o saf cennet şarabına (rahîk) katılan üstün nitelikli ilahi aromayı ifade ettiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, bu kelimeyi Kur'an'ın dünyevi değerleri dönüştürme bağlamında inceler; dünyada şarabın su veya baharatlarla karıştırılması bilinen bir zevk iken, ahiretteki şaraba katılan bu "mizâc"ın bütünüyle aşkın (transcendent) ve ilahi bir unsur olduğunu, maddi bir hazzın ruhsal ve estetik bir zirveye taşındığını belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimeyi Mekke aristokrasisinin lüks tüketim alışkanlıkları üzerinden okuyarak, o dönemde elitlerin şaraplarını özel sular veya baharatlarla "mizaçlandırarak" içtiklerini; Kur'an'ın bu tanıdık lüks ve şatafat motifini kullanarak, müminlere vaat edilen eskatolojik refahın (na'îm) erişilmez kalitesini somutlaştırdığını vurgular.

        Tesnîm (تَسْنِيم)

        İbn Fâris, s-n-m kökünün temelinde yükseklik, yücelik ve bir şeyin en üst noktası olma anlamının yattığını belirtir; örneğin devenin hörgücüne yüksekliğinden dolayı "senâm" denir, dolayısıyla "tesnîm" yukarıdan aşağıya doğru akan, yüksekten inen şey manasını taşır. Râgıb el-İsfahânî, "Tesnîm" kelimesini cennetin en üst tabakalarından aşağıya doğru çağlayarak akan özel bir pınarın adı olarak tanımlar; suyunun yukarıdan dökülmesi sebebiyle bu ismi aldığını ve bu pınarın, içenlerin ulaştığı makamın yüceliğine işaret ettiğini açıklar. Celaleddin el-Suyuti, tefsir geleneğindeki rivayetlere dayanarak Tesnîm'in cennetteki en şerefli ve en üstün içecek olduğunu; Allah'a en yakın olanların (mukarrabûn) bu pınardan sek ve saf olarak içtiklerini, iyilerin (ebrâr) şarabına ise sadece bir tatlandırıcı (mizâc) olarak katıldığını belirtir. Arthur Jeffery, kelimenin Kur'an'ın eskatolojik manzarasına özgü özel bir isim (proper noun) olduğunu, yüksekliği ifade eden Arapça kökten cennetteki spesifik bir çeşmeyi betimlemek üzere teknik bir terim olarak türetildiğini ifade eder. Gabriel Said Reynolds, ahiret hayatındaki bu isimlendirilmiş özel pınarların, Geç Antik Çağ Hristiyan ve Yahudi edebiyatındaki "göksel nehirler" tasvirleriyle anlamsal bir paralellik gösterdiğini ve evrensel bir eskatolojik ödül dilini yansıttığını belirtir. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu pınarın taşıdığı "yükseklik" ve "yücelik" vurgusunun, ebrârın ulaştığı ahlaki ve ruhsal mertebenin ontolojik bir karşılığı olduğunu, iyilikte zirveye çıkanların ödüllerinin de zirveden (tesnîm) sunulduğunu savunur. Prof. Dr. Hidayet Aydar, bu kelimenin cennetteki ödül hiyerarşisini gösterdiğini, ilahi adaletin bir yansıması olarak ebrârın bu üstün nimetten karışım olarak faydalanmasının, ahiretteki lütufların ince bir denge ve dereceye göre dağıtıldığını simgelediğini vurgular.

        Yorum

        İşleniyor...
        X