خِتَامُهُ مِسْكٌۜ وَف۪ي ذٰلِكَ فَلْيَتَنَافَسِ الْمُتَنَافِسُونَۜ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Mutaffifin Sûresi, 26. Ayet
Daralt
X
-
25-26. "Onlara mühürlenmiş, mührü de misk olan nefis bir içki sunulur. Yarışanlar, işte bunlar için yarışsınlar."
Cennet Şarabı
İçki. Bazıları “rahîk” kelimesinin katkısız şarap olduğunu söylemişlerdir. O, her türlü kusurdan arındırılmış içkidir. Bazıları da şöyle demişlerdir: O, Allah Teâlâ’nın sevdiği kullarına hazırladığı ve dünyada iken hiç kimseyi sırrına vâkıf kılmadığı bir şeydir. Nitekim Cenâb-ı Hak bu meyanda meâlen şöyle buyurmuştur: “Yaptıklarına karşılık olarak onlar için ne mutluluklar saklandığını hiç kimse bilemez”. O öyle bir içkidir ki içecekleri ana kadar kendilerinden gizlenmiş, sürpriz olarak sunulan ve gözleri aydın olacak olan bir içkidir.
Mühürlenmiş, mührü de misk olan. Şarabın içinde olduğu kabın haline yönelik beyan olması mümkündür. O mühürlüdür ve öncesinde hiçbir el ona uzanmış değildir. Aynı şekilde dünyada da durum aynıdır, kişi kendince nefis bulduğu şarabını özel tıpa ile mühürlemektedir. Allah bildirdi ki bu şarap insanların dünyada iken tercih ettikleri şekilde sunulacaktır ve gene bildirdi ki onun mührü dünyada iken bildikleri en nefis mühür olacaktır ki o da misktir.
Yorumu Yorumla
-
Hitâmuhû (خِتَامُهُ)
Hitâmuhû (خِتَامُهُ) kelimesinin kökeni h-t-m harflerine dayanmaktadır. İbn Fâris, h-t-m kökünün temel anlamının bir şeyi örtmek, sonlandırmak, bir şeyin sonuna ulaşmak ve mühürlemek olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "hatm" ve "hitâm" kavramlarının bir şeyin bitimi ve nihayeti anlamına geldiğini; bu ayette cennet şarabının (rahîk) bırakacağı son tadın, tortunun veya içimin sonundaki kalıcı lezzetin kastedildiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, dünyevi şarabın içildikten sonra bıraktığı acı ve bulandırıcı tortuya karşılık, ebrâra sunulan ilahi şarabın sonunun mutlak bir estetik hazla ve eşsiz bir kokuyla bittiğini, bu kelimenin dünyevi zevklerin aşkın (transcendent) bir formata dönüşümünü simgelediğini belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimeyi Mekke döneminin lüks tüketim algısı bağlamında ele alarak, "hitâm"ın değerli içeceklerin dış etkilerden korunmak için mühürlenmesini veya yudumlandıktan sonra damakta bıraktığı soylu tadı ifade ettiğini, ahiret nimetlerinin asaletini ve kusursuzluğunu vurguladığını ifade eder.
Misk (مِسْك)
Misk (مِسْك) kelimesi m-s-k kök harflerini barındırmakla birlikte köken itibarıyla yabancı menşelidir. İbn Fâris, Arapça m-s-k kökünün bir şeye tutunmak anlamına geldiğini kaydetmekle beraber, bu kelimenin bilinen en değerli ve kalıcı güzel koku (parfüm) olarak isimlendirildiğini belirtir. El-Cevâlîkî, "misk" kelimesinin aslen Farsça (müşk) olduğunu ve Arapların bu kelimeyi alarak kendi dillerine uyarladıklarını (muarreb) açıklar. Arthur Jeffery, kelimenin Farsça kökenini doğrular ve Orta Farsça ile Süryanice üzerinden bölge dillerine yayıldığını, Kur'an'da cennet lüksünü ve ilahi ödülün kalitesini tasvir etmek üzere kullanılan dış kaynaklı prestij kelimelerinden biri olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, miskin bilinen en saf, kalıcı ve hoş koku olduğunu, cennet şarabının sonunun bu eşsiz rayiha ile tamamlandığını ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, Mekke dönemindeki tüccar ve aristokrat elitlerin bildiği en kıymetli, ithal ve pahalı lüks tüketim maddesi olan miskin, ahiret nimetlerinin tarifsiz yüceliğini anlatmak ve muhataplarda somut bir arzu uyandırmak için kullanıldığını vurgular.
Felyetenâfesi (فَلْيَتَنَافَسِ)
Felyetenâfesi (فَلْيَتَنَافَسِ) kelimesinin kökeni n-f-s harflerine dayanmaktadır. İbn Fâris, n-f-s kökünün temelinde bir şeyin son derece kıymetli, değerli ve aziz olması (nefâset) anlamının yattığını, insanın canına "nefis" denmesinin de bu kıymetten ileri geldiğini belirtir; "tenâfüs" ise çok değerli bir şeyi elde etmek için başkalarıyla gıpta ile yarışmak, öne geçmeyi arzulamaktır. Râgıb el-İsfahânî, ayetteki bu emir formunun, insanların enerjilerini geçici dünyevi hevesler yerine asıl değerli ve kalıcı olan ebedi nimetleri elde etmeye yöneltmeleri gerektiğini ifade ettiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, fiili Kur'an'ın değerleri yeniden inşa etme (transvaluation) stratejisi çerçevesinde inceler; dünyevi hırs, makam ve servet için yapılan yıkıcı rekabetin kınanırken, ahlaki ve eskatolojik alanda ilahi bir hedef için erdem yarışına girmenin teşvik edildiğini belirtir.
El-Mutenâfisûn (الْمُتَنَافِسُونَ)
El-Mutenâfisûn (الْمُتَنَافِسُونَ) kelimesi n-f-s kökünden türemiş ism-i fâil çoğuludur ve "tenâfüs" eylemini gerçekleştirenleri, yani yarışanları veya rakipleri ifade eder. Toshihiko Izutsu, bu kavramın, dünyevi statü ve zenginlik için birbirini ezen ve hak yiyen mutaffifîn (hilekârlar) tipolojisinin tam karşısında yer aldığını; bunların, erdem, dürüstlük ve ahlak yarışına giren ideal müminleri (ebrâr) simgelediğini vurgular. Prof. Dr. Sadık Kılıç, insanın fıtratındaki yarışma, kıymetli olana sahip olma ve öne geçme güdüsünün İslam ahlakında yok edilmediğini, aksine bu kavramla birlikte söz konusu enerjinin yıkıcı bir hırstan kurtarılıp ebedi mutluluğu elde etme yolunda yapıcı ve ontolojik bir yüceliğe (tenâfüs) kanalize edildiğini savunur. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimeyi Mekke'nin ticari rekabet kültürü bağlamında ele alarak, müşrik aristokratların dünya pazarındaki bencilce ve kıyasıya rekabetine karşılık, Kur'an'ın gerçek "rakip/yarışmacı" (mutenâfis) karakterini geçici bir meta değil, uhrevi ve kalıcı pazarın talipleri olarak yeniden tanımladığını ifade eder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla