Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Mutaffifin Sûresi, 12. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Mutaffifin Sûresi, 12. Ayet

    وَمَا يُكَذِّبُ بِه۪ٓ اِلَّا كُلُّ مُعْتَدٍ اَث۪يمٍۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Vemâ yukeżżibu bihi illâ kullu mu’tedin eśîm(in)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Oysa onu, haddi aşan günahkârdan başkası inkâr etmez."

      “Mu‘tedî” kelimesi Allah Teâlâ’nın belirlemiş olduğu sınırları tecavüz eden kimse anlamına gelir. “Esim” ise Rabb’ine karşı günah işleyen kimse anlamındadır. Kişinin sınırları tecavüz etmesi ve Rabb’ine karşı günah işlemesi inkâra iten saik olmaktadır. Eğer öyle olmasa ve Rabb’inin belirlemiş olduğu sınırları aşmasa, O’na karşı isyankârlık etmese din gününü inkâr etme yoluna gitmezdi. Ya da bu beyan, bir bildirimde bulunuyor (ihbar): Onu inkâr eden, haddi aşan ve günaha batan kişidir.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Yukezzibu (يُكَذِّبُ)

        İbn Fâris, k-z-b kökünün her türlü doğruluk ve gerçekliğin zıddı olan bir durumu ifade ettiğini belirtir. Bu kök, bir haberin ya da iddianın dış dünyadaki karşılığına aykırı düşmesini simgeler. Râgıb el-İsfahânî, "tekzîb" eylemini, kendisine sunulan bir hakikati kasten ve bilerek reddetmek, onu asılsız ilan etmek olarak tanımlar; ayetteki kullanımıyla bu fiil, "Din Günü"nü (hesap gününü) bilinçli bir inatla yalanlamayı ifade eder. Toshihiko Izutsu, bu kelimeyi Kur'an'ın "küfür" (inkâr) sisteminin en aktif bileşeni olarak görür; muhatabın sadece inanmamasını değil, ilahi mesajın hakikat değerine doğrudan saldırıda bulunmasını "tekzîb" olarak niteler. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin burada "mu'ted" ve "esîm" sıfatlarıyla beraber kullanılmasının, yalanlamanın sadece zihinsel bir reddediş değil, aynı zamanda ahlaki bir çöküşün ve suça eğilimli bir yaşam tarzının sonucu olduğunu gösterdiğini vurgular.

        Mu'ted (مُعْتَدٍ)

        Mu'ted (مُعْتَدٍ) kelimesi a-d-v kökünden türemiş bir ism-i fâildir. İbn Fâris, a-d-v kökünün temel anlamının "haddi aşmak, sınırı geçmek ve zulmetmek" olduğunu belirtir; birine karşı haksızlık yapmaya da "adv" denilmesi bu sınır ihlalinden kaynaklanır. Râgıb el-İsfahânî, "i'tidâ" kavramını adalet ve hakkaniyet sınırlarını zorla çiğnemek olarak tanımlar; mutaffifîn suresinde bu kelime, başkalarının hakkına el uzatan, ölçü ve tartıda hukuku ihlal eden "saldırgan/had aşan" tipolojiyi niteler. Toshihiko Izutsu, "mu'ted" terimini Kur'an'ın ahlaki sınırlarını (hudûdullah) kasten ihlal eden, toplumsal düzende başkalarına karşı tacizkar ve zorba bir tutum sergileyen "mütecaviz" insan tipi olarak inceler. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu kavramın kökenindeki "koşmak" ve "saldırmak" anlamlarına dikkat çekerek, bunun kişinin arzularının peşinde körü körüne gitmesini ve bu uğurda her türlü ahlaki barajı yıkmasını simgelediğini savunur. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimeyi Mekke aristokrasisinin zayıflar üzerindeki ekonomik ve sosyal baskısı bağlamında ele alarak, "mu'ted"in sahip olduğu güçle hukuku çiğnemeyi alışkanlık haline getiren "azgın" sınıfa işaret ettiğini belirtir.

        Esîm (أَثِيمٍ)

        Esîm (أَثِيمٍ) kelimesi e-s-m kökünden türemiş, mübalağalı bir sıfat formudur. İbn Fâris, e-s-m kökünün temelinde "yavaşlık, geride kalma ve hayırdan uzaklaşma" anlamlarının yattığını belirtir; günah işleyen kişiye "âsim" denmesi, onun iyilik yolunda ağırlaşması ve haktan geri kalması sebebiyledir. Râgıb el-İsfahânî, "ism" kavramını helal olmayan ve yapılması durumunda kişiyi sevaptan mahrum bırakan her türlü eylem olarak tanımlar; "esîm" ise günahı bir huy haline getirmiş, sürekli suç işleyen ve bu yolla kalbi kararmış kişiyi ifade eder. Arthur Jeffery, kelimenin Semitik dillerdeki (Süryanice ve Aramice) "suç" ve "günah" kavramlarıyla olan derin semantik bağına işaret ederek, Kur'an'da bu terimin ilahi yasaya karşı bilinçli ve sürekli bir isyan durumunu yansıttığını belirtir. Toshihiko Izutsu, "esîm" kelimesini "mu'ted" ile birlikte analiz ederek, birincisinin (mu'ted) dış dünyadaki "saldırganlığı" ve hukuk ihlalini, ikincisinin (esîm) ise bu saldırganlığın temelindeki "içsel, ahlaki çürümüşlüğü" ve manevi suçluluk halini simgelediğini savunur. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin buradaki kullanımının "baştan aşağı günaha batmış" bir karakteri tasvir ettiğini, özellikle ekonomik sahtekârlıkları yapanların bu ahlaki bataklığın birer ferdi olduklarını vurgular.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X