Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Mutaffifin Sûresi, 8. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Mutaffifin Sûresi, 8. Ayet

    وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا سِجّ۪ينٌۜ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Vemâ edrâke mâ siccîn(un)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Bilir misin nedir siccîn?"

      O önemi ve azabının ebediliğini belirtmek içindir. Ya da onları gaybdan bilmediğini ve Allah'ın öğretmesi ile bilir olduğunu belirtmek üzere peygamberine olan nimetini ifade eder.

      "Bilir misin nedir illiyyîn?" meâlindeki âyetin yorumu da aynı şekildedir.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Edrâke (أَدْرَاكَ)

        İbn Fâris, d-r-k kökünün bir şeyin en sonuna ulaşmak, yetişmek ve kavramak anlamlarına geldiğini belirtir; bu kök bir bilginin tam olarak idrak edilmesini ve bir nesnenin nihai noktasına varılmasını ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "dirâyet" kavramının bir belirti veya alamet üzerinden ulaşılan derin bir bilgi türü olduğunu vurgular; ayetteki "adrâ" (bildirdi) formu ise normal şartlarda insan idrakinin ötesinde olan bir hakikatin ilahi bir hitapla zihne yaklaştırılmasını temsil eder. Toshihiko Izutsu, "mâ adrâke" kalıbını Kur'an'ın dehşet verici ve aşkın (transcendent) gerçekleri takdim etmek için kullandığı özel bir retorik formül olarak tanımlar; bu ifade, muhatabın mevcut bilgi dağarcığının sorulan şeyi kavramaya yetmeyeceğini önceden ilan ederek konunun önemine dikkat çeker. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu fiilin kullanım amacının merak uyandırmak ve hemen ardından gelecek olan "Siccîn" kavramının ağırlığını, gizemini ve beşer üstü dehşetini vurgulamak olduğunu ifade eder.

        Siccîn (سِجِّين)

        İbn Fâris, s-c-n kökünün temelinde bir şeyi hapsetmek, daraltmak ve engellemek anlamlarının yattığını belirtir; kelimenin mübalağalı bir kalıpta gelmesi bu kapalılığın ve darlığın sürekliliğini, şiddetini pekiştirir. Râgıb el-İsfahânî, bu kelimenin günahkârların (fuccâr) amellerinin tescil edildiği yerin adı olduğunu veya bu amellerin insanın etrafını saran bir zindan gibi onu kuşatmasını simgelediğini açıklar. Arthur Jeffery, kelimenin Arapça "sicn" (hapis) ile olan bağının yanı sıra, kadim Ortadoğu geleneklerindeki "sicill" (kayıt rulosu) kavramıyla veya karanlık, kapalı mekanları ifade eden dış kökenli terimlerle semantik bir etkileşim içinde olabileceğini, Kur'an'da ise kötülerin nihai varış yeri olan aşağıların aşağısını temsil ettiğini ifade eder. Gabriel Said Reynolds, "Siccîn" terimini Geç Antik Çağ'ın eskatolojik edebiyatındaki "zindan" ve "çukur" tasvirleriyle ilişkilendirir ve bu kelimenin kötülüğün tescillendiği ve hapsedildiği mutlak bir cezalandırma mekanizmasını işaret ettiğini belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu ayetteki vurgunun bir önceki ayette geçen "Kitâb" ile olan bağını güçlendirdiğini, bunun hem bir sicil sistemi hem de bu kaydın sonucunda ortaya çıkan ebedi bir mahkumiyet ve varlıksal bir daralma hali olduğunu vurgular. Prof. Dr. Hidayet Aydar, kelimenin kökenindeki hapis manasının, günahkârların eylemlerinin artık geri dönülemez bir kayıt altına alındığını ve bu kayıtların dışına çıkmanın imkânsızlığını simgeleyen bir metafor olduğunu ifade eder.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X