Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Mutaffifin Sûresi, 5. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Mutaffifin Sûresi, 5. Ayet

    لِيَوْمٍ عَظ۪يمٍۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Liyevmin ‘azîm(in)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      4-6. "Onlar, o büyük günde -ki, işte o gün insanlar âlemlerin Rabbinin huzuruna çıkacaklar- diriltileceklerini akıllarına getirmiyorlar mı?"

      Zan ve İlim

      Müfessirlerin çoğu “elâ yezunnu” sanmıyorlar mı? anlamındaki kelimenin “elâ ya lemu”, yani bilmiyorlar mı?, kesin olarak görmüyorlar mı?” mânasında olduğunu söylemişlerdir. Ebû Bekir el-Esam dedi ki: “Elâ yezunnu” cümlesinin onlar yeniden diriltilme hakkında kuşku duymuyorlar mı?” anlamında olduğunu söylemiştir. Belirttiğimiz gibi bu yorum ihtimal dâhilindedir. Çünkü şüphe korkuyu ve tedirginliği gerekli kılar. Şüphenin kalkması ise güveni gerektirir. Görmez misin ki kişi bir yere gitmek üzere yolculuğa karar verse biri de ona gitmek istediği yolda hırsızların ve eşkıyaların olduğunu söylese, o kişi bundan endişeye kapılır ve yol kesici eşkıyanın ve hırsızların verecekleri zararı kendisinden defetmek için tedarikli olur. Bu haberi veren kimsenin sözünde doğru olduğuna kesin olarak inanmasa ve hırsızların kendisine zarar verebileceği kesin olmasa bile tedbirli olur. Hal böyle iken onlar, kendilerine Hz. Peygamber in (a.s.) haber vermesi ve doğruluğuna dair deliller getirmesine rağmen ölümden sonra diriltilmenin ve âhiret hayatının varlığı hakkında hiç kuşku duymayıp hemen inkâra düşerler. Oysa bu, haberler içinde en az şüphe uyandıran bir haberdir.

      O Büyük Günde

      “Büyük gün” denilmesi hem azabının hem de sevabının devamlı olmasından dolayıdır.

      İşte O Gün İnsanlar Âlemlerin Rabbinin Huzuruna Çıkacaklar

      Hüküm vermesi yahut hesaba çekmesi, ya da vâd ve vaîdinin yerini bulması için herkes huzura çıkacaktır. Yahut hepsi birden teslim olarak boyun eğmiş bir vaziyette kıyama duracaklardır. Her ne kadar dünyada iken onların bir kısmı gönüllü olarak O’na teslim olmaya yanaşmamışsa da zâlimler O nunla savaşmaya kalkışıp kendilerine birtakım paylar çıkarmaya ve diklenmeye çabalasalar da orada herkes O na boyun eğeceklerdir. Kıyâmet gününde herkes O’nun Rab oluşunu ikrar ile hükmüne râmolup kazasına boyun eğeceklerdir. İşte bu nedenle insanların topyekün kıyamını, kıyâmet gününe ait yapmıştır.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Yevm (يَوْم)

        İbn Fâris, y-v-m kökünün zamanın bir dilimini, özellikle güneşin doğuşundan batışına kadar geçen süreyi ifade ettiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin hem bu sınırlı zaman dilimini hem de herhangi bir vakit veya olaylar silsilesini kapsayan "gün" kavramını karşıladığını, ayette ise dehşetiyle meşhur olan o büyük zaman dilimine işaret ettiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın semantik dünyasında "yevm" kelimesinin, özellikle belirli sıfatlarla nitelendiğinde, tarihin sonunu ve ilahi adaletin tecelli edeceği kozmik bir dönüm noktasını temsil ettiğini vurgular. Angelika Neuwirth, bu büyük gün tasvirinin erken Mekke surelerinde litürjik bir uyarı olarak işlendiğini ve dinleyiciyi ahlaki bir karara zorlayan apokaliptik bir atmosfer kurduğunu belirtir. Gabriel Said Reynolds, bu terimin diğer Sami dillerindeki benzer formlarıyla paralelliğine dikkat çekerek, dini metinlerde "büyük gün" nitelemesiyle birlikte eskatolojik bir hesaplaşma vaktini simgelediğini ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin burada sadece bir takvim günü değil, insanlık tarihinin bütün hesabının görüleceği, mutaffifîn gibi haksızlık yapanların kaçacak yer bulamayacağı o mutlak süreci ifade ettiğini belirtir.

        Azîm (عَظِيم)

        İbn Fâris, a-z-m kökünün temelinde bir şeyin büyüklüğü, sertliği ve gücü olduğunu, "kemik" (azm) kelimesinin de bu kökten gelerek sağlamlığı temsil ettiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimeyi hem fiziksel büyüklük hem de kadr ve şan yüceliği için kullanılan bir kavram olarak tanımlar; ayetteki gün kelimesini nitelemesinin, o günün dehşetinin, ehemmiyetinin ve sonuçlarının insan kavrayışını aşacak kadar büyük olduğunu gösterdiğini vurgular. Toshihiko Izutsu, bu kelimenin Kur'an'daki ahlaki gerilimi besleyen en güçlü sıfatlardan biri olduğunu, "azîm" nitelemesinin insanın kalbinde bir korku ve sorumluluk duygusu uyandırmayı hedeflediğini savunur. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu kavramın insan bilincinde yarattığı "yücelik" ve "sarsıcılık" etkisine dikkat çekerek, mutaffifîn tipolojisinin küçümsediği veya ciddiye almadığı o günün, aslında her şeyi gölgede bırakacak bir azamete sahip olduğunu belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin Mekke dönemi hitabetinde, inkârcıların vurdumduymazlığına karşı kullanılan uyarıcı ve sarsıcı dilin zirvesini temsil ettiğini, günün büyüklüğünün aslında yapılacak hesabın büyüklüğüyle doğru orantılı olduğunu ifade eder.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X