وَالَّذ۪ينَ اهْتَدَوْا زَادَهُمْ هُدًى وَاٰتٰيهُمْ تَقْوٰيهُمْ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Muhammed Sûresi, 17. Ayet
Daralt
X
-
“Doğru yolu bulanlara gelince Allah onların bu yolda devam etmelerini sağlar ve kendilerine takva şuurunu bahşeder.”
Doğru yolu bulanlara gelince Allah onların bu yolda devam etmelerini sağlar. Çünkü onlar Resûlullah’ı (s.a.), irşat olmak ve doğru yolda sebatla devam etmeleri için dinlerler. Bu İlâhî beyan: “Bu, iman etmiş olanların imanını pekiştirmiştir ve onlar birbirlerine bunu müjdelemek istediler. Kalplerinde hastalık olanlara gelince, bu onların (mânevi) kirlerine kir katmıştır ve onlar inkârcı olarak ölüp gitmişlerdir” meâlindeki âyetler gibidir. Allah onlara takva şuurunu bahşeder. Muhtemelen bu cümle onlara emrinden sakınma şuurunu verir mânasına gelmektedir. Onları, sonradan emrine muhalefet etmekten sakındıracak davranışlara başlangıçta muvaffak kılar mânasına gelmesi de muhtemeldir. Bazıları şöyle dedi: Allah onlara amellerinin sevabını âhirette verir. Allah şöyle demektedir: Onlara Allah’tan bir emir geldiği ve o emri aldıkları zaman, bu onların hidâyeti benimsemekteki kararlılıklarını artırır ve Allah onlara takvâlarını, yani mükâfatlarını verir. İbn Mesûd’un (r.a.) mushafında, “ve entâhum takvâhum” (وَآتَاهُمْ تَقْوَاهُمْ) şeklindedir, bu da aynı mânaya gelir. “Entâ” (آتَى) fiili de verdi demektir ve yaygın bir kelimedir. “Şüphesiz biz sana bitip tükenmez nimetler verdik” meâlindeki Kevser sûresini de aynı şekilde okumuştur.
Yorumu Yorumla
-
Vellezîne (وَالَّذِينَ)
İbn Fâris, bu yapının bir şeyi bir şeye ulaştıran ve bağlayan (mevsul) bir köprü vazifesi gördüğünü belirtir. Burada "vav" harfiyle yapılan başlangıç, bir önceki ayette tasvir edilen münafık tiplemesi ile bu ayette zikredilen "hidayete erenler" arasındaki keskin karakter ayrımını (mukabele) kurmak içindir. Râgıb el-İsfahânî, "elleziyne" ism-i mevsulünün burada belirli bir niteliği (hidayeti) bizzat kendilerine karakter edinmiş olan topluluğu nitelediğini ifade eder. Mustafa Öztürk, bu kelimenin Medine’deki müminler içindeki samimi ve sebatkâr grubu münafıklardan tefrik etmek için kullanıldığını, toplumsal bir katmanlaşmaya işaret ettiğini vurgular.
İhtedev (اهْتَدَوْا)
İbn Fâris, h-d-y (هدي) kökünün bir şeyi nezaketle ve delaletle göstermek, yönlendirmek anlamına geldiğini belirtir. Kelimenin "iftial" kalıbıyla (ihtedev) gelmesi, hidayetin sadece dışarıdan bir etki değil, bireyin bu çağrıya kendi iradesiyle icabet etmesi, onu içselleştirmesi ve bu yolda bir çaba sarf etmesi (kesb) anlamına geldiğini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "ihtida"nın hidayeti kabul edip onun gereğiyle amel etmek olduğunu, yani teorik bilginin pratik eyleme dönüşmesi hali olduğunu söyler. Toshihiko Izutsu, bu kavramı müminin "Allah'ın ayetlerine verdiği aktif ve müspet yanıt" olarak tanımlar; ona göre bu, münafıkların "işitip de anlamama" haline karşı geliştirilen bilinçli bir yönelimdir. Mustafa Öztürk, buradaki kullanımın Hz. Peygamber’in meclisinden çıktıktan sonra "ne dedi?" diye soran münafıkların aksine, söylenenleri can kulağıyla dinleyip hayatına tatbik edenleri nitelediğini savunur. Sadık Kılıç, ihtidanın insanın kendi fıtratıyla vahyî gerçeklik arasında kurduğu ontolojik bir mutabakat olduğunu ifade eder.
Zâdehum (زَادَهُمْ)
İbn Fâris, z-y-d (زيد) kökünün bir şeyin aslı üzerine eklenen fazlalık, büyüme ve artış anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, Allah’ın hidayeti artırmasının (zâdehum), kulun gösterdiği küçük bir çabaya (ihtida) ilahi bir bereketle ve daha büyük imkânlarla karşılık vermesi olduğunu ifade eder. Mustafa Öztürk, bu artışın müminlerin azmini, moralini ve toplumsal dirençlerini pekiştiren manevi bir motivasyon olduğunu söyler. Hidayet Aydar, kelimenin burada "istifadeyi artırmak" manasına geldiğini; müminlerin her yeni vahiy ve olayla birlikte kavrayışlarının daha da derinleştiğini belirtir.
Hüden (هُدًى)
İbn Fâris, h-d-y (هدي) kökünün asıl anlamının rehberlik etmek olduğunu, yol gösteren her şeye "hâdi" denildiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "hüden" kelimesinin burada nekira (belirsiz) gelmesinin, hidayetin nitelik ve nicelik bakımından kavranamaz büyüklükte, çok yönlü ve derin bir nur olduğunu simgelediğini ifade eder. Toshihiko Izutsu, bu kavramın Kur'an'da "karanlıklardan aydınlığa çıkış" (nur) ile eşdeğer bir semantik değere sahip olduğunu, müminin her adımda bu rehberliğe daha fazla ihtiyaç duyduğunu belirtir. Mustafa Öztürk, buradaki hidayetin bir önceki ayetteki münafıkların kalbi kapalılığına karşı sunulan "zihinsel açıklık ve kalbi tatmin" olduğunu vurgular.
Âtâhum (آتَاهُمْ)
İbn Fâris, e-t-y (أتي) kökünün bir yere gelmek veya bir şeyi kolaylıkla vermek anlamına geldiğini belirtir. Bu kökün "ita" kalıbının, bir şeyi birine ulaştırmak ve ona o şeyi tahsis etmek olduğunu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin burada Allah’ın müminlere özel bir ihsanı ve ikramı olarak sunulduğunu söyler. Mustafa Öztürk, "âtâhum" fiilinin, müminlerin hidayetteki sebatları karşılığında Allah tarafından onlara bahşedilen manevi bir donanım ve başarı (tevfik) olduğunu savunur.
Takvâhum (تَقْوَاهُمْ)
İbn Fâris, v-k-y (وقي) kökünün bir şeyi zarar verecek etkenlerden korumak, araya perde çekmek ve bir şeyi kalkan edinmek anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "takva"nın burada müminin kendisini her türlü şüpheden, nifaktan ve ilahi rızaya aykırı tutumlardan koruma melekesi olduğunu ifade eder. Toshihiko Izutsu, takvayı İslam'ın en temel ahlaki-dini terimi olarak analiz eder; ona göre takva, Allah'ın sınırlarını her an gözetme bilinciyle kuşanmaktır. Sadık Kılıç, takvanın mümin için bir "varoluşsal zırh" olduğunu, bu sayede kişinin münafıkların içine düştüğü karakter erozyonundan korunduğunu vurgular. Mustafa Öztürk, ayetteki "takvâhum" (onların takvası) ifadesinin, müminlerin her birinin kendi kabiliyet ve samimiyetine göre elde ettiği o özel "sakınma ve korunma" bilincine işaret ettiğini belirtir. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), takvanın burada hidayetin bir sonucu ve meyvesi olarak sunulmasının, inancın ancak ahlaki bir titizlikle kemale ereceğini gösterdiğini ifade eder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla