وَكَاَيِّنْ مِنْ قَرْيَةٍ هِيَ اَشَدُّ قُوَّةً مِنْ قَرْيَتِكَ الَّت۪ٓي اَخْرَجَتْكَۚ اَهْلَكْنَاهُمْ فَلَا نَاصِرَ لَهُمْ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Muhammed Sûresi, 13. Ayet
Daralt
X
-
"Seni dışarı çıkaran şehrinden daha güçlü nice şehri helâk ettik; onlara yardım edecek kimse de yoktu.”
Cenâb-ı Hakk’ın daha önceki ümmetler hakkındaki kanunu sanki şu idi: önce peygamberleri aralarından çıkarılırdı, sonra onları helâk ederdi. Burada Allah, o inkârcıların azabı hak ettikleri gibi Mekkeliler’in de azabı hak ettiklerini haber vermektedir, çünkü ey resûlüm, sen de onların arasından çıkarıldın, demektedir. Fakat Allah Teâlâ lütfedip merhamet buyurarak onlardan azabı erteledi, çünkü seni onlara rahmet olarak gönderdi. Tıpkı şu ilâhî beyanda belirtildiği gibi: “Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik”. Yahut Allah, senin şeriatin ve risâletin kıyamete kadar devam etsin diye onlardan azabı erteledi, çünkü sen son peygambersin. Şayet Allah, önceki ümmetlere yaptığı gibi onları da helak edip köklerini kazısaydı, onun risâleti ve şeriatı da kesilirdi. Halbuki Allah, onun şeriatinin kıyamete kadar bâki kalacağını vâdetmiş ve bu yüzden onlara merhamet buyurmuştu. Şüphesiz Allah vâdinden dönmez. Sonra Cenâb-ı Hak, öncekilerin bunlardan daha kalabalık bir aileye sahip olduklarını, güç ve saldırganlık açısından da bunlardan daha kuvvetli olduklarını, o güce ve saldırganlık kuvvetine sahip olmalarına rağmen başlarına gelen azabı defedemediklerini, kendilerini Allah’ın azabından kurtaracak bir yardımcı da bulamadıklarını ve bu felâketi onlardan hiç kimsenin engelleyemediğini haber vermektedir. Siz ey Mekkeliler! Azap başınıza geldiği zaman kendinizden onu defetmeye onlardan daha muktedir değilsiniz. En doğrusunu Allah bilir.
Seni vatanından dışarı çıkaran; burada Allah çıkarma fiilini Hz. Peygamber’in kavmine nispet etmektedir, halbuki onlar Resûlullah’ı (s.a.) bizzat kendileri çıkarmamışlar, aksine çıkmaya zorlamışlardı, sonunda Hz. Peygamber kendisi oradan çıktı. Fakat Allah çıkarma fiilini yine de onlara nispet etmektedir, çünkü Resûlullah’ın (s.a.) aralarından çıkmasına onlar sebep olmuşlardı. Bu bakımdan sanki Hz. Peygamber’i onlar çıkarmış gibi oldular. Nitekim Allah Teâlâ, Hz. Âdem ile Havva’nın cennetten çıkmalarına şeytanın sebep olmasını da aynı ifadelerle açıklamaktadır: “Şeytan bulundukları yerden onları çıkardı”. Gerçekte ise şeytanın bizzat kendisi onları cennetten çıkarmış değildi, fakat cennetten çıkarılmalarına sebep olacak işlere onları teşvik etmişti, bu bakımdan sanki oradan şeytan çıkarmış gibidir. Burada söylenmesi gereken söz şudur: Nesneler ve fiiller bazan sebeplerine nispet edilirler, her ne kadar o sebepler fiilin bizzat kendisi olmasa da bu nispet yapılır. En doğrusunu Allah bilir.
Onlara yardım edecek kimse de yoktu. Bu, Allah Teâlâ’dan gelen bir haberdir. Yani onların hiç yardımcıları yoktu. Bu cümle iki şekilde yorumlanabilir. Birincisi, âhirette onların hiç yardımcıları olmayacak. İkincisi, burada gizli bir kelime vardır, yani dünyada onlara azap edildiği zaman kendilerine yardım edecek kimse olmayacak. En doğrusunu Allah bilir.
Yorumu Yorumla
-
Keeyyin (كَأَيِّنْ)
İbn Fâris, bu kelimenin çokluk bildiren bir edat olduğunu ve bir şeyin miktarını vurgulamak için kullanıldığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "kem" (kaç) soru edatı ile benzer bir işlevi olduğunu ancak "keeyyin" formunun daha çok geçmişteki toplulukların ve olayların çokluğunu, büyüklüğünü veya hayret verici durumlarını ifade etmek için tercih edildiğini söyler. Mustafa Öztürk, kelimenin burada tarihsel bir sürekliliğe işaret ettiğini ve Allah'ın yasasının sadece bir grup için değil, tarihteki pek çok güçlü medeniyet için de geçerli olduğunu vurgulayan bir pekiştirme ifadesi olduğunu belirtir.
Karyetin (قَرْيَةٍ)
İbn Fâris, k-r-y (كري) kökünün asıl anlamının "toplamak, bir araya getirmek" olduğunu ifade eder; insanların bir araya gelip toplandığı yer olduğu için yerleşim yerlerine "karye" dendiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, karye kelimesinin hem o yerdeki binaları hem de orada yaşayan insan topluluğunu (ehil) kapsayan bir terim olduğunu söyler. Arthur Jeffery, kelimenin Aramice "karyetâ" ve Süryanice "krithâ" kelimeleriyle olan etimolojik köken birliğine dikkat çeker. Toshihiko Izutsu, karye kavramının Kur'an'da genellikle ilahi mesaja direnen ve bu sebeple helake sürüklenen "şehirli/yerleşik toplulukları" nitelediğini belirtir. Mustafa Öztürk, ayetteki ilk karye ifadesinin tarihsel süreçteki güçlü devletleri ve medeniyetleri, "senin karyen" (karyetike) ifadesinin ise doğrudan Hz. Peygamber’in doğup büyüdüğü Mekke’yi temsil ettiğini vurgular.
Eşeddü (أَشَدُّ)
İbn Fâris, ş-d-d (شدد) kökünün bir şeyi sağlamlaştırmak, düğümlemek ve kuvvetlendirmek olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "eşeddü" kelimesinin burada mukayese bildirdiğini ve sözü edilen önceki toplulukların maddi, askeri ve siyasi bakımdan Mekke'den çok daha üstün ve sarsılmaz bir güce sahip olduklarını ifade ettiğini söyler. Mustafa Öztürk, bu kelimenin Mekkeli müşriklerin kendi güçlerine olan güvenlerini sarsmaya yönelik retorik bir vurgu olduğunu, onlardan çok daha dirençli yapıların bile ilahi irade karşısında dayanamadığını belirtir.
Kuvveten (قُوَّةً)
İbn Fâris, k-v-y (كوي) kökünün bir şeyin sağlamlığı, bükülen ipin katları arasındaki dayanıklılık anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kuvvetin hem fiziksel güç (cismani) hem de irade ve idrak gücü (ruhani) olarak ikiye ayrıldığını, buradaki kullanımın ise daha çok maddi ve askeri donanımı ifade ettiğini söyler. Toshihiko Izutsu, kuvvet kavramının cahiliye zihninde "kabilevi asabiyet" ve "savaş gücü" ile özdeşleştiğini, Kur'an'ın bu kavramı kullanarak müşriklerin en çok güvendikleri unsura atıf yaptığını belirtir. Sadık Kılıç, kuvvetin burada ontolojik bir direnç olarak sunulduğunu ancak bu direncin kaynağı ilahi hakikat değilse çökmeye mahkûm olduğunu ifade eder.
Ahrecetke (أَخْرَجَتْكَ)
İbn Fâris, h-r-c (خرج) kökünün "dışarı çıkmak, bir yerden ayrılmak" anlamında olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "ihrac" eyleminin burada zorlama ve baskı içerdiğini, kişinin kendi rızası dışında bir yerden uzaklaştırılmasını ifade ettiğini söyler. Mustafa Öztürk, bu kelimenin Hicret hadisesine doğrudan telmihte bulunduğunu; Mekke aristokrasisinin baskıları sonucu Hz. Peygamber’in şehri terk etmek zorunda bırakılmasının hukuki ve ahlaki sorumluluğunun o şehir halkına (müşriklere) yüklendiğini vurgular. Hidayet Aydar, "karye"nin (şehri temsil eden halkın) özne olarak seçilmesinin, toplumsal bir suç ve dışlama eylemini nitelediğini ifade eder.
Ehleknahüm (أَهْلَكْنَاهُمْ)
İbn Fâris, h-l-k (هلك) kökünün "yok olmak, çürümek ve bir şeyin sonunun gelmesi" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "ihlak" fiilinin burada ilahi adaletin bir sonucu olarak, haddi aşan toplumların tarih sahnesinden tamamen silinmesini ifade ettiğini söyler. Mustafa Öztürk, bu kelimenin Mekkeli müşriklere yönelik bir tehdit (tehditkâr bir hatırlatma) olduğunu; kendilerinden çok daha kuvvetli olanların "ihlak" edildiği bir sistemde, onların da aynı akıbete çok yakın olduklarını bildirdiğini savunur. Hidayet Aydar, helakin sadece fiziksel ölüm değil, toplumsal bir çöküş ve unutuluş olduğunu ifade eder.
Nasıra (نَاصِرَ)
İbn Fâris, n-s-r (نسر) kökünün "yardım etmek ve birini bir tehlikeden koruyup kurtarmak" anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "nasır" kelimesinin burada "mutlak koruyucu" manasında olduğunu ve helak anı geldiğinde hiçbir beşeri gücün veya müttefikin o toplumu kurtaramayacağını ifade ettiğini söyler. Toshihiko Izutsu, "nasr" kavramının İslam öncesi "velâ" (koruma) sistemiyle bağını vurgulayarak, Allah’ın karşısında hiçbir sığınak ve haminin (nasır) bulunmadığının altını çizer. Mustafa Öztürk, ayetteki "onlar için hiçbir yardımcı yoktu" ifadesinin, müşriklerin güvendikleri putların ve kabile ittifaklarının aslında ne kadar aciz olduğunu ortaya koyan siyasi bir eleştiri olduğunu belirtir.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla