Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Meâric Sûresi, 33. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Meâric Sûresi, 33. Ayet

    وَالَّذ۪ينَ هُمْ بِشَهَادَاتِهِمْ قَٓائِمُونَۖ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Velleżîne hum bişehâdâtihim kâ-imûn(e)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Şahitliklerini dosdoğru yapanlar."

      Şahitliklerini dosdoğru yapanlar. Yani “Adaletten asla ayrılmayan, Allah için şahitlik eden kimseler olun” meâlindeki âyette ifadesini bulduğu üzere şahitliklerini Allah için yapanlar; yahut da üzerlerindeki şahitlik yükümlülüğünü gerçeğe uygun olarak yerine getirenler; bunun neticesi olarak şahitliklerini severek veya sevmeyerek, kendilerine zarar versin veya vermesin gerçeğe uygun olarak yaparlar.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Şehâdâtihim (بِشَهَادَاتِهِمْ)

        İbn Fâris, ş-h-d kökünün temel anlamının "hazır bulunmak, bizzat görmek, bilmek ve bilineni kesin bir şekilde bildirmek" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, şehâdetin gözle veya basiretle (içgörüyle) idrak edilen bir gerçeği tereddütsüz bir şekilde beyan etmek olduğunu, kelimenin çoğul formda (şehâdât) gelmesinin ise hem hukuki şahitlikleri hem sözlü beyanları hem de tevhidi kabulleniş gibi inançsal tanıklıkları kapsadığını açıklar. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın ahlak felsefesinde şahitliğin sadece mahkeme salonlarına hapsedilmiş bir prosedür olmadığını, aksine hakkı gizlememenin ve hakikati beyan etmenin insanın en temel ahlaki sorumluluğu olduğunu vurgular. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin çoğul yapısının, müminin hayatı boyunca karşılaştığı sayısız olayda gerçeğin şahidi olma misyonuna ve bu eylemin hayatın her alanına yayıldığına işaret ettiğini belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin burada hakkı ikame etmek, yalan yere şahitlikten kaçınmak ve akrabalık yahut menfaat ilişkilerine rağmen gerçeği eğip bükmeden dosdoğru söylemek manasında kullanıldığını ifade eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, şehâdet kavramının müminin iç dünyasındaki sıdkın (doğruluğun) dış dünyadaki eyleme dönüşmüş hali olduğunu, şahitliğine sadık kalanın aslında kendi varoluşsal dürüstlüğünü ve insanlık onurunu savunduğunu dile getirir. Prof. Dr. Hidayet Aydar, iyelik ekinin (onların şahitlikleri) kişiye yüklenen şahsi, devredilemez ve vazgeçilemez sorumluluğa dikkat çektiğini, her bireyin tanık olduğu hakikatten bizzat sorumlu tutulduğunu kaydeder.

        Kâimûn (قَائِمُونَ)

        İbn Fâris, k-v-m kökünün asıl manasının "ayağa kalkmak, dik durmak, bir şeyi düzeltmek, ayakta tutmak ve onu titizlikle muhafaza etmek" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "kıyam" eyleminin sadece oturmanın fiziksel zıddı olmanın ötesinde, bir işi tam anlamıyla, eksiksiz ve sarsılmaz bir kararlılıkla yerine getirmek (ikame) anlamına geldiğini açıklar; ayetteki ism-i fâil kullanımının şahitliği hiçbir dış etki veya baskı altında kalmadan, dosdoğru bir şekilde ayakta tutmayı nitelediğini söyler. Arthur Jeffery, kelimenin Sami dillerindeki kökenine inerek Süryanice ve Aramice "qum" (ayağa kalkmak/direnmek) köküyle olan dilbilimsel bağlantısına dikkat çeker ve Kur'an'ın bu kökü dini, ahlaki bir sebat ve doğruluğu ifade eden merkezi bir kavrama dönüştürdüğünü belirtir. Toshihiko Izutsu, bu kelimenin Kur'an ahlakındaki aktif ve dinamik duruşu temsil ettiğini, gerçeği savunmanın pasif bir iyilik hali değil, zorluklar ve kınanmalar karşısında "dikilme" ve "direnme" gerektiren güçlü bir irade beyanı olduğunu vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, çoğul ism-i fâil (etken sıfat-fiil) kalıbında gelen bu kelimenin, müminlerin şahitlikte bulundukları doğru tavrın anlık bir refleks veya tesadüfi bir eylem olmadığını, aksine onların şahsiyetine yerleşmiş kalıcı ve değişmez bir vasıf olduğunu ifade eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, "kâimûn" kelimesinin müminin ontolojik duruşunu simgelediğini; dünyanın yatay, menfaatperest ve kaypak zeminine karşı, adaletin, hakkın ve doğruluğun dikey, sarsılmaz ve tavizsiz duruşunu temsil ettiğini dile getirir.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X