Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Meâric Sûresi, 29. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Meâric Sûresi, 29. Ayet

    وَالَّذ۪ينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Velleżîne hum lifurûcihim hâfizûn(e)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "İffetlerini koruyanlar"

      İffet: İffetini Koruma Vesileleri

      İffetlerini koruyanlar. Yüce Allah iffeti korumadan söz ediyor ama ne ile koruncağından bahsetmiyor. İffeti korumak, birtakım vesilelerle olur. Birincisi, kişinin kalbine yüce Allah’ın azametini ve heybetini yerleştirmesi, böylece âhirette vereceği cezadan korkmasıdır. İkincisi, Cenâb-ı Hakk’ın kulun iffetli olmasına vesile olarak kendisine verdiği hür kadınla evlenme ve câriye edinme imkânıdır. Bunlar kişinin zina etmesine engel olur ve ırzı korunmuş bulunur. Üçüncüsü kişinin oruç tutmak sûretiyle karnını aç bırakmasıdır. Nitekim Hz. Peygamber, bir hadislerinde şöyle buyurur: “Evlenmeye gücü yetmeyen oruç tutsun, zira oruç, kişinin şehvetini azaltır”. Dördüncüsü, kadınlara bakmamak, onlarla baş başa kalmamak, günahkâr ve şüpheli kimselerle düşüp kalkmamaktır.​​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Furûcihim (فُرُوجِهِمْ)

        İbn Fâris, f-r-c kökünün temel manasının "iki şey arasındaki açıklık, boşluk ve yarık" olduğunu, bir yerdeki çatlağa da bu sebeple ferc dendiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, bu kelimenin Kur'an'da mahrem yerleri nitelemek için kullanılmasının, oradaki doğal açıklıktan kaynaklanan bir kinaye olduğunu ve bu bölgenin korunmasının "iffet" kavramıyla özdeşleştiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, bu terimi Kur'an'ın ahlak semantiğinde insanın hayvani dürtülerini kontrol altına alması ve şehvetini ilahi yasa (şeriat) tarafından belirlenen meşru sınırlara hapsetmesi olarak tanımlar. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin burada çoğul formda kullanılmasının, sadece belirli bir bölgeyi değil, genel anlamda kişinin onurunu ve haysiyetini zedeleyecek her türlü ahlaki zaaf noktasını ve mahremiyeti kapsamına aldığını ifade eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu nitelemenin insanın ontolojik değerini ve ruhsal bütünlüğünü muhafaza altına alan, onu nefsinin esiri olmaktan kurtaran kutsal bir sınır olduğunu belirtir.

        Hâfızûn (حَافِظُونَ)

        İbn Fâris, h-f-z kökünün "dikkatle gözetmek, bir şeyi olduğu hal üzere tutmak ve zayi olmasına engel olmak" manasına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "hıfz" eyleminin bir şeyi değişmekten veya bozulmaktan korumak olduğunu, ayetteki ism-i fâil kalıbının ise müminlerin iffetlerini bir emanet gibi titizlikle koruma konusundaki aktif ve sürekli çabalarını nitelediğini açıklar. Toshihiko Izutsu, bu kelimenin müminlerin hayat tarzındaki "tetikte olma" halini (vigilance) temsil ettiğini ve dünyadaki her türlü ayartıcı unsur karşısında ilahi sınırları (hududullah) koruma iradesini yansıttığını vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, "hâfızûn" kelimesinin süreklilik ifade eden yapısıyla, iffeti korumanın geçici bir davranış değil, müminin kimliğine yerleşmiş sarsılmaz bir karakter özelliği (meleke) olduğunu ifade eder. Prof. Dr. Hidayet Aydar, bu korumanın hem kalbi niyetleri hem de fiili eylemleri kapsadığını, kişinin harama giden yolları daha başlangıç aşamasında kapatma kararlılığını simgelediğini belirtir. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu hıfz eyleminin aslında toplumsal ahlakın temel taşını oluşturduğunu ve kişinin kendi fıtri saflığını her türlü kirlenmeye karşı savunması anlamına geldiğini dile getirir.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X